9 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Her Devrin Fenomeni, Paranın Enteresan Tarihi

“Paraya dair yazmak onu elde etmekten daha kolaydır; ve onu kazananlar, para hakkında sadece yazmayı başarabilenlere büyük destek verirler.

“Voltaire, Felsefe Sözlüğü (1764)

Paranın tarihine giriş yapmak için Voltaire’nin bu sözü kadar etkili bir giriş olamayacağını düşündüm!

İnsanlık tarihinde çok az fenomen para kadar ilgi odağı olmuş pek çok ahlaki ve dinsel yönden kınanmaya yol açmış, gerek bireyler gerekse devletler arası bu denli şiddetli çekişme ve rekabetin nedeni olmuştur.

Tarih kitapları bize paranın ilk olarak Anadolu topraklarında Lidyalılar tarafından ve yaklaşık 2500 yıl önce icat edildiğini anlatır. Ve bu bilgi hemen hemen herkes tarafından bilinen bir bilgidir. Teknik olarak bu doğru bir bilgi olmakla birlikte, pratikte paranın kökenlerinin Lidyalılardan çok daha geriye doğru uzandığını biliyoruz.

Bu dönemden önce ise çeşitli deniz hayvanlarına ait kabukların ve çeşitli dönemlerde tuz gibi minerallerin kullanıldığı görülüyor. Bir diğer ilginç örnek ise Aztek krallığının uygulaması. Aztekler, uzun dönemler boyunca para olarak kahve çekirdeklerini kullanmış. Kahve çekirdekleri, kahve ağacının zorlu koşullar altında yetiştirilmesi ve hasat edilmesinden dolayı değerli kabul edilmiş.

Değerli metallerin (gümüş, altın gibi…) para gibi kullanımına çok eski kültürlerde rastlamaktayız. Hatta insanların bunları para gibi kullanmakla kalmayıp üstüne üstlük faiz getirisini de bulduklarını görüyoruz.

Mezopotamya kentlerinde tapınaklar, parasal ortam diye adlandırabileceğimiz ilişkiler üzerinde merkezi bir rol oynamaktaydılar. Saygın ve eğitim düzeyi yüksek kuruluşlar olmaları ve zengin gümüş ve altın ambarı sıfatını taşımaları nedeniyle tapınaklar aynı zamanda borç ve ödeme kayıtlarının tutulup saklandığı merkezlerdi. M .Ö . 1823 tarihli bir belgede (British Museum, WA 82279), Sittar kentindeki tanrı Şamaş tapınağındaki bir borç kaydı gösteriliyor:

“lli-kadari oğlu Puzurum, tanrı Samaş’dan 38 1 /16 şekel gümüş almıştır. Şamaş tarafından belirlenen oranda faiz ödeyecektir. Hasat zamanında aldığı gümüşü ve faizini geri verecektir.”

Bu belgede de anlaşılacağı üzere gümüş zaten para yerine kullanılmaya çoktan başlanmıştı. Kral ve tapınaklar ağırlık standartlarını oluşturmakta ve bir dizi durumda yasalar uyarınca ödenecek gümüş miktarlarıyla birlikte -cezalar, faizler, gündelikler ve benzerleri- belirli malların da gümüş cinsinden değerlerini yazıtlar aracılığıyla duyurmaktaydılar. Buna benzer belgeler Hitit döneminde de kayıtlara geçmiştir.

Mısır da Yeni Krallığın geç dönem metinlerinde (yak. M.Ö. 1295-1069) Mezopotamya’dakine benzer biçimlerde -hem doğrudan ödeme aracı yerine geçmesi hem de takasa konu işlemlerdeki belirli malların değerlendirilmesi anlamında-, hangi metallerin para yerine kullanılacağına uygun olarak, standart ağırlıklardan (91 gramlık deben ve bunun onda birine denk düşen kite) sıklıkla söz edilmektedir.

Yeni Krallık döneminden günümüze ulaşmış bir belgede, muhafız Amunmes’in, işçi Penamun’dan 50 deben bakır (yaklaşık 4.55 kg) değerinde bir öküz satın aldığı, ancak yalnızca 5 deben bakırın ödendiği kaydedilmiştir. Hesap, değerleri yine bakır deben cinsinden ifade edilen çeşitli tüketim mallarıyla kapatılmıştır. İç yağı (30 deben), sıvıyağ (5 deben) ve kumaş (10 deben). Bu metin, Krallar Vadisi’ndeki kral mezarlarını süsleyen yetenekli zanaatkarların yaşadığı Teb kenti yakınlarındaki Deyr el-Medine köyünde bulunmuştur.

Söz konusu sistemde almanın ve satmanın yaygın olduğunu ve ödemelerdeki değer birimlerini ifade etmek üzere gümüşün ortak bir metal olarak kullanıldığını gösteren buna benzer pek çok belge, oldukça eğitimli bu topluluktan günümüze değin gelmiştir.

Başka açılardan tümüyle birbirinden farklı iki toplum olan Mısır ve Mezopotamya arasındaki temel benzerlikler kolayca gözlenebiliyor. İkisinin de ortak yanı, hacim cinsinden tahıl ya da ağırlık cinsinden değerli metal biçimindeki bir değer standardının kabulüdür.

Özellikle de Mezopotamya’da kullanılan ağırlıklar, şekel ve mina, Akdeniz dünyasına yayılmış ve M .Ö . bininci yüzyıl başlarında Yunanlar tarafından benimsenmişti. Değerli metalin para yerine kullanılmasında uzak mesafe ticaretinin önemli bir rol oynadığı düşünülebilir, çünkü tüccarlar açısından mallarını Akdeniz’in tüm bölgelerinde satmak herhalde çok önemliydi.

Anadolu’daki Lydia krallığının durumu da buydu. Son kralı Kroisos (hükümranlığı, krallığının M.Ö. 547 dolaylarında Persler tarafından istilasını takiben sona ermiştir) kudreti ve servetiyle antik dünyada efsaneye dönüşmüştü.

Tebaasından topladığı büyük miktardaki paradan ayrı olarak, Lydialıların servetlerini, bölgedeki, doğal altın ve gümüş alaşımı olan elektron kaynağı Paktolos çayı (Sart çayı) ile madenlerden elde ettikleri söylenmekteydi.

Lydialıların elektron sikkesi, M.Ö.7. yüzyıl. İlk sikkeler altın ve gümüş alaşımı olan elektrondan basılmıştı, bu yüzden soluk sarı renkteydiler. İlk sikkelerin bir yüzünde bir ya da birkaç kaba incus (çukur), öteki yüzünde de figürsel bir tasarım bulunmaktaydı. Bu sikke üzerinde bir aslan başı ile boynu yer almaktadır; solda ise bir kişi adı olan ve muhtemelen sikkeyi çıkaran kişiye atıfta bulunan Valvel yazısına ait bazı Lydia harfleri görülebilmektedir.

Lydia paraları, kabaca oval biçimdeydiler ve bu yüzden de küçük altın külçelerini andırıyorlardı. Ancak bunlar, büyük sikkelerden (17,2 gram, 16,1 gram, 14,1 gram), büyük parçaların bir bölıi doksan altısı ağırlığındaki ufak parçalara dek çeşitlilik gösteren düzenli bir ağırlık sistemine uygun düşmekteydiler.

Daha enteresan olan başka bir bilgide Lydia döneminde ilk elektron paraların ortaya çıkış döneminde Çin de de bronz’dan yapılma sikkelerin görülmesidir.

6. yüzyıl ortalarından itibaren, elektron sikkelerin basımının terk edildiğini ve pek çok bölgede yerlerini gümüşten ve kimi zaman da altından yapılan sikkelerin aldığını görüyoruz.

İlk gümüş ve altın sikkeler Lydia krallığında, belki de Kroisos’un egemenliği sırasında basılmıştır (M .Ö . yak. 560-547). Genellikle Anadolu’nun batısında bulunan bu sikkeler, bir aslan ve boğanın ön kısmını göstermekteler. Diğer gümüş sikkeler, Yunanistan’da ilk sikkelerin düzenli biçimde ortaya çıktığı sıralarda, Karia ve Anadolu’nun diğer bölgelerinde basılmışlardır.


Sikkelerin hangi nedenlerle benimsendiğini anlamak daha da güçtür. Neden bazı devletler belirli dönemlerde gümüşü bu biçime sokmayı arzu ettiler? Antik dönemlerde bile insanlar bu sorunu tartışıyordu; 4. yüzyılda yaşamış düşünür Aristoteles, anayasal incelemesi Politika’nın ünlü bir bölümünde, ölçülmüş gümüş parçalarının yerine damgalanmış sikkelerin benimsenmesinin, her bir işlemde tartma sıkıntısından kurtulmak gibi basit bir nedeninin bulunduğunu ileri sürmekteydi. Bir tasarımın eklenmesi ise sadece değeri gösterme amacı taşıyordu (Politika, 1257a)

Tabii ki paranın bulunmasıyla birlikte bankalarda gündeme gelmiştir. M .Ö . 5. yüzyılın sonuna doğru Atina bankalarının varlığı belgelense de, bulgularımızın çoğu 4. yüzyıla dayanmaktadır. Bunları, günümüzün bankaları gibi karmaşık finansal kurumlar olarak değil, bir döviz bürosuyla bir rehinci arasındaki bir kavşak noktası gibi düşünmeliyiz.

Bankalar için uluslararası standartları düzenlemek üzere 1930 yılında kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Komitesi’nin (Basel Komitesi) gerçekleştirdiği temel çalışmaların benzer örneklerine, M.Ö.750 yılında yazılan Hammurabi kanunlarında rastlıyoruz.

Kaynak : Catherina Eagleton, Jonathan Williams “Paranın Tarihi” kitabından alıntılar yapılmıştır.

Banner
Related Articles

Perre Antik Kenti’nde depremde yıkılmış yapı ortaya çıkarıldı

9 Kasım 2021

9 Kasım 2021

Kommagane Krallığı’nın 5 büyük kentinden biri olan günümüzde Pirin olarak bilinen Perre Antik Kenti kazı çalışmaları devam ediyor. M. Ö....

Yalova Çobankale’de Hashtag Sembollü Seramik Parçaları

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Yalova’nın Altınova ilçesinde bulunan Çobankale’de arkeolojik kazılar devam ediyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü...

Köpeği, sığırı, koyunu ve 4 atı ile birlikte gömülmüş Urartulunun mezarı ortaya çıkarıldı

5 Eylül 2021

5 Eylül 2021

Eski çağlarda ölüler sahip oldukları canlı cansız varlıkları ile birlikte gömülüyorlardı. Ölü hediyesi olarak konulan sunular kültürlere göre değişiklik gösteriyordu....

Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün Hazırlıkları Tamamlandı

23 Ocak 2021

23 Ocak 2021

Avrupa Birliği desteği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliği çerçevesinde “Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras...

Düzce’de Roma dönemine ait olduğu düşünülen pişmiş topraktan yapılmış bir tiyatro bileti bulundu

2 Aralık 2024

2 Aralık 2024

Düzce’de bulunan Prusias Ad Hypium Antik Kenti’nde, Roma dönemine ait olduğu tahmin edilen pişmiş topraktan yapılmış tiyatro bileti bulundu ....

Gordion Antik Kenti’nde Frigya Kraliyet Mezarına Ulaşıldı

5 Haziran 2025

5 Haziran 2025

Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan Gordion Antik Kenti’nde, Frigya Krallığı’na ait olduğu düşünülen ahşap bir mezar odası ortaya çıkarıldı. Kültür...

Sadece Kadın Büstü Diye Biliniyordu Gerçek Bambaşka Çıktı

23 Mart 2021

23 Mart 2021

50 yıl önce Bolu kent merkezi Akpınar Mahallesi’nde Kız Enstitüsü inşaatı için temel kazısı çalışmasına başlanılmıştı. Temel kazısı sırasında işçiler...

Balawat (Imgur Enlil) Kapı Kabartmaları

2 Mart 2021

2 Mart 2021

Balawat, Dicle ve Zap Irmağının keşiştiği yani Assur üçgeni adı verilen bölgede yer almaktadır. Birinci başkent Kalhu güneyde, Durşarrukin en...

Amastris Antik Kenti’nde 1800 yıllık bir su perisi heykeli bulundu

8 Eylül 2023

8 Eylül 2023

Bartın’ın Amasra ilçesindeki Amastris Antik Kenti’nde, yapılan kazılarda 1800 yıllık olduğuna inanılan bir su perisi heykeli ortaya çıkarıldı. 1800 yıllık...

Ahlat Selçuklu Mezarlığı Dünyaya Tanıtılacak

26 Mart 2021

26 Mart 2021

Bitlis’in Ahlat ilçesinde bulunan Selçuklu mezarlığı Türk ve İtalyan  ortak projesi ile tüm dünyaya tanıtılmaya hazırlanıyor. Bilindiği üzere geçtiğimiz yıllarda...

Polieuktos kazılarında 1700 yıllık Pan heykeli ortaya çıkarıldı

1 Haziran 2023

1 Haziran 2023

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB Miras) tarafından sürdürülen Polieuktos kazılarında 1700 yıllık olduğu düşünülen Pan heykeli ortaya çıkarıldı. Aziz Polieuktos Kilisesi’nin...

Harput Kalesi’nde 2800 Yıllık Haldi Tapınağı Bulundu

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Elazığ’da bulunan tarihi Harput kalesi’nde Urartu krallığına ait bir “açık hava tapınağı” bulundu. Urartular için dağlar her zaman çok önemli...

Oluz höyük dinsel kökleri ile şaşırtmaya devam ediyor

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Amasya Oluz Höyük kazıları devam ediyor. Prof. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında yürütülen Oluz Höyük kazıları ile Anadolu dinsel kökler ile...

Dünyada bir örneği olmayan Truva Savaşı kahramanı “Aeneas”ın mozaği bulundu

11 Mayıs 2023

11 Mayıs 2023

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde bir inşaatın temel kazısı sırasında Truva Savaşı kahramanı aynı zamanda Roma halkının atası olarak bilinen “Aeneas”ın mozaiği...

Side’de 1300 yıllık Sinagog ortaya çıkarıldı

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Antalya’nın Manavgat ilçesinin Side bölgesinde yaşadığı bilinen ilk Yahudi topluluğa ait 1300 yıllık sinagog ortaya çıkarıldı. Bir evin altında bulunan...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]