22 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Girnavaz Höyüğün Cinleri

Girnavaz höyük Mardin iline bağlı Nusaybin ilçesinin kuzeyinde ve 4 km uzaklığındadır. Suriye sınırına çok yakın bir konumdadır. Kuzey Mezopotamya’dan gelen yolun hemen üzerindedir.

Bilim dünyasına tanıtılması ise A.T. Olmstead tarafından olmuştur. Höyük bir Yeni Asur dönemi yerleşmesi olup okunan tabletlerden ve verilerden adının Nabula yada Nawala isimli şehirlerden biri olabileceği sonucu Prof. Dr. Hayal Erkanal tarafından çıkarılmıştır. Höyüğün kazı çalışmaları 1982 yılından 1991 yılında kazı ekibinin terör saldırısına uğramasına dek devam etmiştir. Saldırı sonucu iki arkeolog yaşamını yitirmiştir.

Güneydoğu bölgesinin arkeolojik değeri bakımından oldukça önemli bir yerleşimdir. Buluntular oldukça uzun bir süre yaşam alanı olarak kullanıldığını göstermektedir. Uruk döneminden Yeni Asur dönemine kadar kesintisiz yerleşim görülür.

Höyüğün temel bilgilerini verdikten sonra asıl konumuza geçelim isterseniz. Cinlerin insan yaşamında varoluşlarının kökeni Eski Mezopotamya’dan çok tanrılı pagan dinlere oradanda  tek tanrı inancıyla birlikte Tevrat’a geçiş yapmıştır. Nusaybin’in cinlerle anılması ise bunlardan daha geç döneme MS. 7 yy. tarihlenir.

Girnavaz Tepesi

Kuranı Kerim’de Hz. Süleyman’ın cinlerle konuşabildiği anlatılır. Neml suresinin 17.ci ayetinde “Bir zaman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları Süleyman’ın emrinde toplanmış, birlikte sevk ve idare ediliyordu” diye bildirilmiştir. 17’den 30 ayete kadar Hz. Süleyman’dan bahsedilir. Yine “Enam” süresinde cinlerin nasıl yaratıldıkları anlatılmaktadır. Bir çok ayette cinlerle ilgili bilgiler okunmaktadır.

Nusaybinin cinlerle anılmasının sebebi ise Ahkaf suresinde geçen 7 cin İslam alimleri tarafından 3’u Harranlı 4 ise Nusaybinli olarak kabul edilmesidir. Bu cinlerin Hz. Muhammed’den Kuranı Kerim dinleyip Müslüman oldukları söylenmektedir.

Bu Nusaybinli cinlerin miri ise Girnavaz’da bulunan Mir Osman’dır. Onun mezarının bulunduğu yer Nusaybin halkı ve civar halkların burayı bir şifa merkezi olarak kabul etmesine sebep olmuştur.

İnsanlar burayı ziyaret ettiklerinde kendilerine musallat olan cinlerin onun sayesinde kovulacağına inanmışlardır. İlk cümleden de anlaşılacağı üzere insanlar buraya ruhsal hastalıklardan şifa bulmak amacıyla gelmişlerdir. Bu yatıra gelen insanlar genel olarak perşembe yada cuma günü yapılan Türbe ziyaretleri yerine çarşamba günü buraya ziyarete gelmekteler. Bununla birlikte bu yatırın ziyaretçisi sadece Müslüman halk değil Ezidi ve Hristiyan Süryani halklarda burayı sıklıkla ziyaret etmekteler. Dinsel açıdan bakıldığı zaman Ezidiler’in çarşambayı kutsal gün olarak kabul etmelerinin buradaki çarşambanın ziyaret günü olarak seçilmesi anlaşılır gelmektedir.

Mardin de yaşayan farklı dini inançlara sahip insanların ortak sahiplenilen alanlardan biridir. Bütün türbe ziyaretlerinin gelenekselliği benzerliğinde ağaçlara kumaş bağlama ve 7 taşı üst üste dizmek gibi bilinen ritüellere de ev sahipliği yapmaktadır.

Umarız Girnavaz höyükteki yarım kalmış kazılar tekrardan başlar ve Güneydoğu Anadolu’nun eşsiz tarihi zenginliklerini ziyaret etmekte ülkemize nasip olur. Kazılara ara verilmesi Güneydoğu Anadolu arkeolojisi için önemli bir kayıptır.

 

Banner
Related Articles

Irak’taki arkeolojik alanlar kum fırtınaları tehdidi altında

16 Nisan 2023

16 Nisan 2023

Birçok arkeolojik alan, dünya genelinde yaşanan sıcaklık ve nem değişimleri, fırtınalar, yağışlar, sel ve toprak erozyonu gibi doğal afetlerle karşı...

Kültepe’de 4 Bin Yıllık Aslan Çene Kemiği Ortaya Çıkarıldı

14 Eylül 2021

14 Eylül 2021

Anadolu yazılı tarihinin başlangıç noktası Kültepe’de kazı çalışmaları devam ediyor. Kazılarda 4 bin yıllık aslan çene kemiği ortaya çıkarıldı. Kültepe...

İki amatör arkeolog, Danimarka’nın Zealand Adası’nda Büyük İskender’in eşsiz antik bronz minyatür portresini buldular

13 Nisan 2024

13 Nisan 2024

İki amatör arkeolog, Danimarka’nın Zealand adasındaki Ringsted yakınlarında eşsiz bir keşif yaptı. Tarihin en büyük imparatorlarından Büyük İskender’in eşsiz minyatür...

Arkeoloji Kazı Çalışmaları İçin 64 Milyon TL Destek

20 Haziran 2021

20 Haziran 2021

2021 yılı arkeoloji kazı çalışmaları için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Türk Tarih Kurumu Başkanlığı tarafından 64 milyon...

Yeni araştırma, Balear Adaları’nda keşfedilen Geç Tunç Çağı kılıçlarının benzersiz özelliklerini ve karmaşık kökenlerini ortaya koyuyor

26 Kasım 2024

26 Kasım 2024

Son yapılan bir araştırma , 20. yüzyılda Akdeniz’in batısındaki İspanya’ya bağlı Balear Adaları’nda yapılan kazılarda bulunan Geç Tunç Çağı kılıçlarının...

Yıkım çalışmaları sırasında 2 bin 500 yıllık boğa figürlü kırlent ortaya çıktı

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Sinop’ta Kent Meydanı Millet Bahçesi projesi için tarihi surların önünde bulunan yapıların yıkım çalışmaları sırasında 2 bin 500 yıllık boğa...

Mezolitik Dönemde Kullanılan Dikenli Uçların Malzeme Seçimi Şaşırttı

22 Aralık 2020

22 Aralık 2020

Bir zamanlar İngiltere Avrupa kıtasına bağlıydı. Zaman içinde bu bağlantı koptu ve aradaki bölge sular altında kaldı. Modern insanlar şimdi...

Vakıflar Genel Müdürlüğü “Ayasofya Kebir Cami İmparator Kapısı, aşınma ve ufak bir dokunma ile tahrip olmuştur”

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ayasofya Cami İmparator Kapısı’nda oluşan tahribat haberleri üzerine bir açıklama yayınladı. Açıklamada, tahribatın “aşınma, olağan yıpranma ve...

İstanbul’un Fethi İlk Defa Fatih Sultan Mehmed Han-ı Gazi İhtifâli Olarak Kutlandı

29 Mayıs 2021

29 Mayıs 2021

Dünya tarihine bir çağ kapatıp bir çağ açan olarak geçen İstanbul’un fethi her yıl 29 Mayıs tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor....

Kibyra Antik Kentinde Yeni Keşifler

27 Kasım 2020

27 Kasım 2020

Burdur ilindeki Kibyra antik kentinde ait iki tanrı heykeli ortaya çıkarıldı. Kibyra (veya Cibyra Magna), MÖ ikinci yüzyılda dört şehir...

Kazakistan’da 1.200 Petroglifin Arasında Eski Türkçe Yazıt Bulundu: “Er Atım Aba”

10 Haziran 2026

10 Haziran 2026

Kazakistan’ın güneyindeki Burhansay Geçidi’nde, bin yılı aşkın süre önce kayaya kazınmış kısa bir cümle arkeologların dikkatini çekti: “Er Atım Aba.”...

Türkiye Coğrafyasında Yaşayan Eski Topluluklar İklim Değişikliğine Kolayca Adepte Oldular

2 Kasım 2020

2 Kasım 2020

İklim değişikliği toplumsal çöküşü tetikleyebilir ve popülasyonları hareket etmeye zorlayabilir, ancak her zaman değil! Yeni arkeolojik araştırmalar, antik Türkiye’deki popülasyonların,...

Anadolu Arkeolojisinde Bir İlk: Oluz Höyük’te 2 bin 600 yıllık kutsal oda ve Tanrıça Kubaba’yı simgeleyen taş bulundu

30 Kasım 2024

30 Kasım 2024

Amasya’nın Toklucak köyündeki Oluz Höyük yerleşim yerinde yapılan kazılarda, 2 bin 600 yıl öncesine ait Frig dönemine ait kutsal oda...

Tozkoparan Höyük kazılarında çocuk iskeleti ortaya çıkarıldı

11 Ağustos 2021

11 Ağustos 2021

Tunceli Pertek ilçesi Tozkoparan köyünde yer alan Tozkoparan höyük de gerçekleştirilen kurtarma kazılarında çocuk iskeleti ortaya çıkarıldı. 2019 yılında tutulan...

Kayıp Atlantis Kıtası Ege Denizi’nde Olabilir mi?

21 Aralık 2020

21 Aralık 2020

Gizemini koruyan efsanevi iki kayıpk ıtası Atlantis ve Mu için lokalizasyon çalışmaları devam ediyor. Kayıp kıta Atlantis‘in, günümüz Yunan adalarından...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]