31 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Esatlı Kaya Yazıtları, Türk Göçlerinin Anadolu’ya Bilinenlerden Daha Önce Gerçekleştiğini Ortaya Koyabilir

Türk kavimleri, Orta Asya olarak bilinen topraklardan batıya doğru bir göç dalgası başlattı. Batıya doğru iki büyük koldan göç eden Türkler, bir koluyla Anadolu’ya ulaşırken, diğer kolu Rus stepleri üzerinden Avrupa’ya yöneldi.

Resmi tarihe göre, Türklerin Anadolu’yu yurt olarak benimsemesi, 1071 yılında Bizanslılarla yapılan Malazgirt Savaşı ile başladı. Ancak, bazı arkeolog ve tarihçilerin çalışmaları, Anadolu’ya yerleşimin başlangıcının çok daha eskilere dayandığını gösteriyor.

Bu zaman çizelgesini daha da geriye iten keşiflerden biri, Ordu’nun Mesudiye ilçesindeki Esatlı Kaya Yazıtları’dır. Esatlı Kaya Yazıtları, 1990’lı yıllarda Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Necati Demir tarafından yapılan yüzey araştırmaları sırasında keşfedildi.

Türk tarihini derinden etkileyecek bilgileri içeren Esatlı Kaya Yazıtları hakkında Prof. Dr. Necati Demir, Ordu Olay gazetesinden Mertcan Deniz’e şu bilgileri verdi:

Esatlı Kaya Yazıtları

“Esatlı Kaya Yazıtları, sadece Mesudiye’de bulunan önemli bir kültürel miras değil, aynı zamanda Türk tarihinin çok önemli bir parçasıdır. Bu yazıtlar, Göktürk yazıtlarından sonra en fazla Göktürk yazısı içeren alanlardan biridir. Bölge, tarihsel bağlamda çok derin izler bırakmıştır. Özellikle yazıtlardaki resimler ve yazılar, tarih öncesi Türk göçleri hakkında çok değerli bilgiler sunuyor. Bu yazıtlar, Türklerin tarihsel kökenlerinin ve kültürlerinin ne kadar eskiye dayandığını gösteriyor.

1990’lı yıllarda, bölgenin kültürel mirasını tespit etmek için Ordu’nun tüm köylerinde bir alan araştırması yapmaya başladım. Bu süreçte, Esatlı Kaya Yazıtları gibi önemli buluntulara rastladım. Yazıtlar, sadece yazılı ifadelerden değil, aynı zamanda kaya resimlerinden de oluşuyor. Kırgızistan’daki kaya yazıtlarına çok benziyorlar. Bu da yazıtların tarihi önemini artıran bir diğer faktör. Orta Asya’dan Anadolu’ya Türk göçlerinin ne kadar eski olduğunu gösteren bu yazıtlar, Anadolu’nun tarihine ışık tutuyor.

Esatlı Kaya Yazıtları

Bu alfabe Göktürk Alfabesi’dir. Ancak, Göktürk Alfabesi’nin el yazısı formudur. Buradaki yazıyı deşifre edip okudum. Göktürk alfabesiyle aynı alfabe. Ancak, el yazısı formudur… Bu yazıtlar, Trabzon Ayasofya Kilisesi’nin tavanındaki yazılara benzer bir yapıya sahip. Bu yazıtların deşifre edilmesi, sadece Türk tarihi hakkında bilgi sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda dilbilimsel açıdan da önemli veriler sunuyor. Ancak, maalesef, yazıtların hasar görmesi deşifre sürecini daha da zorlaştırıyor.

Prof. Dr. Demir: Bu yazıtların korunması için acil önlemler alınması gerekiyor.

Yazıtların büyük bir kısmı zamanla hasar gördü ve silindi. Bölgenin koruma alanı ilan edilmesi için yetkililere başvurdum, ancak somut bir adım atılmadı. Kültürel mirasımızın korunması için daha fazla kaynak ayrılmalı ve ilgili yetkililer arasında koordinasyon sağlanmalı. Ayrıca, Esatlı Kaya Yazıtları sadece yerel değil, uluslararası düzeyde de korunmalı ve tanıtılmalıdır. UNESCO’nun desteği bu konuda çok önemlidir.

Esatlı Kaya Yazıtları

Esatlı Kaya Yazıtları’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması için ciddi çaba göstermemiz gerekiyor. Ancak, Türkiye’de bu alanda yeterli teknolojik imkan ve bilimsel altyapı bulunmuyor. Bu yazıtların uluslararası literatürde yer alması için Almanya’da bir bilimsel dergide makale de yayınladım. Ancak, henüz somut bir adım atılmadı. Hızlı hareket etmezsek, büyük bir kayıp olur. Türk tarihi için büyük bir kayıp olur. İran gibi diğer ülkeler bu tür yazıtları sahiplenip koruyor.

Define avcıları zaten kazıp hasar vermiş. Esatlı’da kazılar yapılırsa, belki dönemsel buluntular bulunabilir. Örneğin, kemik veya hayvan kalıntıları bulunursa, bu buluntular üzerinde karbon-14 testleri yapılabilir. Karbon-14 testi artık çok gelişmiş durumda. O zaman yazıtların kesin tarihini bilmek mümkün olacaktır. Yazıtların MS 2. yüzyıla ait olduğunu düşünüyoruz. Ancak, kazılar yazıtların korunmasına zarar vermeyecek şekilde çok dikkatli yapılmalıdır.”

Banner
Benzer Yazılar

İngiltere’nin 3000 yıllık en eski deri ayakkabısı Kent sahilinde keşfedildi

26 Şubat 2023

26 Şubat 2023

Kent şehrinin sahilinde bulunan bir Tunç Çağı kalıntısının Birleşik Krallık’ta bulunan en eski ayakkabı olduğuna inanılıyor. Deriden yapılan ayakkabı 3000 yaşında...

Bulunan İskelet Vezüv’den Kaçanları Kurtarmaya Çalışan Subaya Ait Olabilir

11 Mayıs 2021

11 Mayıs 2021

2.000 yıl önce patlayan Vezüv Yanardağı birçok insanın ölümüne yol açmıştı. Patlamanın şiddeti ve Vezüv’ün çıkardığı lav ve küf bulutu...

Troya’nın Kalbinde Savaşın İzleri: Efsane Gerçek Mi Oluyor?

9 Temmuz 2025

9 Temmuz 2025

Çanakkale’nin Hisarlık Tepesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, Troya Savaşı’nın tarihsel temellerine ışık tutabilecek yeni bulgular gün yüzüne çıkıyor. 3.500 yıllık sapan...

Karahantepe’de ulaşılan yerleşik köy yaşantısına dair bulgular Neolitik Çağ bilgilerimizi değiştirecek

1 Haziran 2022

1 Haziran 2022

Karahantepe’de devam eden kazılarda yerleşik köy yaşantısına dair bulgulara ulaşılması Neolitik Çağ ile ilgili bilgilerimizi derinden değiştirecek nitelikte. Denizli’de gerçekleştirilen...

İklim Değişikliği 50 Bin Yıllık Mağara Resimlerini Tehdit Ediyor

14 Mayıs 2021

14 Mayıs 2021

Hızlı ve plansız gelişen sanayileşme Dünya’nın dengesini bozmaya devam ediyor. Daha fazla üretme ve ekonomik açıdan güçlü olma hevesiyle birbiri...

Zerzevan Kalesi’nde Roma Mühendisliğinin İzleri: 1.800 Yıllık Su Dağıtım Sistemi Ortaya Çıkarıldı

1 Ağustos 2025

1 Ağustos 2025

Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’nde, Roma İmparatorluğu dönemine ait 1.800 yıllık bir su dağıtım sistemi gün yüzüne...

Akdeniz’in En Eski El Dikimi Teknesi Bir Sonraki Yolculuğuna Hazırlanıyor

25 Ocak 2024

25 Ocak 2024

Akdeniz’in en eski el dikimi teknesi, Hırvatistan’ın Istria yarımadasındaki Umag yakınlarındaki Zambratija Körfezi’nde keşfedildi. Hırvatistan’daki Adriyatik deniz tabanında binlerce yıl...

Cambridge arkeologları İngiltere’de 600 bin yıllık insan kalıntılarına ulaştı

22 Haziran 2022

22 Haziran 2022

Cambridge Üniversitesi arkeologları tarafından yürütülen araştırma ile İngiltere’de Neandertallerin atası olan Homo heidelbergensis’in varlığını ortaya koyan bulgulara ulaşıldı. Canterbury bölgesinde...

Kuzey İngiltere’nin Carlisle kentinde ortaya çıkarılan iki anıtsal Roma heykel başı

25 Mayıs 2023

25 Mayıs 2023

3. yüzyılın başlarına tarihlendirilen iki anıtsal Roma heykel başı, kuzey İngiltere’deki Carlisle’deki bir kriket kulübünde yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarıldı....

Hititlerin amansız düşmanları Kaşkalar’a ait ilk arkeolojik kanıtlar keşfedildi

16 Ocak 2025

16 Ocak 2025

Anadolu’da ilk merkezi devleti kuran Hint-Avrupalı Hititlerin amansız düşmanları Kaşkalar tarih sahnesinde gizemli bir topluluk olarak kaldı. Karadeniz bölgesinde yaşayan...

Sular çekilince Skepsis Antik Kenti’nin hamam ve kilise kalıntıları ortaya çıktı

26 Kasım 2022

26 Kasım 2022

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Kurşunlu Tepesi’nde yer alan Skepsis Antik Kenti’nin hamam ve kilise kalıntıları Bayramiç barajının sularının çekilmesi ile tekrar...

Ukrayna’nın Poltava bölgesinde bulunan benzersiz İskit cam kolyeler

8 Ekim 2021

8 Ekim 2021

Arkeologlar, orta Ukrayna’nın Poltava bölgesindeki Kotelva kasabası yakınlarında amfora şeklinde benzersiz İskit cam kolyeler ortaya çıkardılar. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi...

LiDAR Teknolojisi ile Romanya Ormanlarında 5.000 Yıllık Kale Keşfedildi

21 Mart 2025

21 Mart 2025

Romanya’nın Neamț bölgesindeki yoğun ormanların derinliklerinde, arkeologlar LiDAR teknolojisinin yardımıyla 5.000 yıllık bir kalenin kalıntılarını ortaya çıkardılar. Bu önemli keşif,...

Neandertaller Zamanında Savaş: Türümüzün 100.000 Yıldan Fazla Bir Süre Üstünlük İçin Nasıl Savaştığı

3 Kasım 2020

3 Kasım 2020

Yaklaşık 600.000 yıl önce insanlık ikiye bölündü. Bir grup Afrika’da kaldı ve bize dönüştü. Diğeri karadan Asya’ya, ardından Avrupa’ya geçti...

İsveç’in 7000 yaşındaki “kadın şamanı” nasıl canlandırıldı

8 Şubat 2022

8 Şubat 2022

1980’lerin başında Trelleborg yakınlarındaki Skateholm arkeolojik alanında Mezar XXII’nin kazımı sırasında bulunan “kadın şamanı” canlandırıldı. Mezar XXII alanın kazımında MÖ...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]