22 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tunç Çağında Görülen Nadir Hastalıkların İlginç Sosyal Boyutları

Nadir Hastalıklar denilince hemen hemen hepimizin aklına gelen şey bu hastalığın çok az kişiyi etkilemiş olmasıdır. Muhtemelen bahsedilen bu hastalık 10.000’de 1 ila 5 kişi arasında kişiyi etkilemiş olan hastalıklardan biridir. Hatta bazı nadir görülen hastalıklarda bu rakam yüzbinlerin üzerindedir. Nadir hastalıklar, günümüzde tıbbi-farmasötik araştırma ve tedavide özel bir alandır.

Peki bu nadir hastalıklara bir de antik nadir hastalıklar olarak sadece insan iskeletlerinden teşhis edebilmek mümkün mü?

Kiel Üniversitesi Klinik Moleküler Biyoloji Enstitüsü’nde fiziksel antropolog olarak çalışan Dr. Katharina Fuchs bu soruyu bizler için araştırmış.

Kuzey Kafkasya Tunç Çağı’ndan (yaklaşık MÖ 2200-1650) bir erkeğin hastalık geçmişini kullanarak, bugün kullanılan nadir hastalıklar için kriterlerin basitçe geçmişe aktarılamayacağı sonucuna varmıştır. Kısa süre önce International Journal of Paleopathology’de yayınlanan bu çalışma, sadece nadir hastalıkların teşhisi ve insidans ve prevalansın yani sıklığın hesaplanmasının araştırmacılar için zorlayıcı olduğunu gösteriyor. Bireysel sakatlığın ve sosyal entegrasyon ve desteğin derecesinin de yeniden yapılandırılması zordur.

kuzey kafkasyada bulunmuş erkek iskeleti
Kuzey Kafkasya eteklerinde bulunan erkek iskeletinin kazılmış mezarı. Fotograf: B.Atabiev, Institut für die Archäologie des Kaukasus, Naltschik

Antropolog K. Fuchs’un, çalışmanın bir parçası olarak incelediği Kafkasya’daki adamın iskeletinden çıkarabileceği birçok sonuç var: Gençliğinden beri nadir bir kalça hastalığı olan Legg-Calvé-Perthes Hastalığından muzdaripti, ve bu içe doğru bükülmüş bacak nedeniyle topallayarak yürümüş olmalıydı. Dahası, bir yetişkin olarak kafatasının ve kalçasının şiddetli kırılmasından sağ kurtuldu. Bunun dışında dişlerinin aşınma kalıpları, dişlerini alışılmış olduğu gibi çalışma süreçlerinde alet olarak kullandığını gösteriyor. Ayrıca, gömüldüğü nesnelerden, özellikle yüksek bir sosyal konuma sahip olmadığı sonucuna varılabilir.

K. Fuchs’un, “Birlikte ele alındığında sonuçlar, bu adamın toplum için önemli olduğunu gösteriyor. Katlandığı kırıklar yüksek düzeyde bakım gerektiriyordu. Yaralarını muhtemelen yoldaşları ona baktığı için atlattı. Bu bize, içerideki insanların nasıl olduğuna dair bir fikir veriyor. Kuzey Kafkasya’da 4.000 yıl önce insanların birbirlerine ve hayatının büyük bir bölümünde fiziksel olarak kısıtlı olan birine nasıl davrandıklarını açıklıyor ” dedi.

Kuzey Kafkasya'dan erkek bireyin sağ ve sol femur kemikleri.
Kuzey Kafkasya’dan erkek bireyin sağ ve sol femur kemikleri. Kemikler, çalışmada incelenen patolojik değişiklikler sergilemektedir. Fotograf:Katharina Fuchs, Institut für Klinische Molekularbiologie

Bu tür düşünceler, eski nadir hastalıklar konusunun çok ötesine geçmekte ve  araştırmanın sosyal boyutunu göstermektedir.

Çalışmanın bir başka sonucuda, eski nadir hastalıklarla ilgili olarak “nadirlik” kriterinin katı eşiklerle tanımlanamayacağıdır. Günümüzde bir hastalığın nadir görülmesi, geçmişte de nadir görüldüğü anlamına gelmez. Bir hastalığın ortaya çıkma nedenlerine, etiyolojiye, ortaya çıkmasına, kaybolmasına ve en ilginç olanı, nadir görülen bir hastalık modelinden ortak bir hastalık modeline geçiş, sosyal ve insani ekolojik dinamiklere bağlıdır. Bu, yaşam tarzını ve dış etkileri önemli bileşenler olarak tanımlayan modern tıbbın bir bulgusudur.

Geçmişteki nadir hastalıklarla ilgili araştırmalar, bu nedenle günümüz hastalıklarını anlamamızla da ilgilidir. Araştırmanın ortak yazarlarından biri olan Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Dr. Julia Gresky şunları vurguluyor: “Antik Nadir Hastalıklar çalışma grubunun araştırması 2019’daki kuruluşundan bu yana, aynı zamanda bugün etkilenen kişilere ulaşma görevi de taşıyor.İnsanoğlunun her zaman nadir hastalıklarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek halkın bilincine katkıda bulunmayı umuyoruz – ama aynı zamanda etkilenmenin sosyal izolasyon anlamına gelmek zorunda olmadığını da vurguluyoruz.

Makalenin tamamını okumak isterseniz: Kiel Üniversitesi https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1879981720300656?via%3Dihub

Banner
Related Articles

Fransa’da 1700 yıllık Roma ayakkabısı ve zanaat bölgesi bulundu

3 Haziran 2023

3 Haziran 2023

Fransız Ulusal Önleyici Arkeolojik Araştırma Enstitüsü (INRAP) arkeologları tarafından Therouanne kasabasının güneybatısında bir kanalın yakınında bir Roma dönemi zanaat bölgesi...

Levent Vadisi’nde bulunan 2800 yıllık Hitit tanrıçası heykelciği

13 Kasım 2023

13 Kasım 2023

65 milyon yıllık bir jeolojik oluşum sonucu meydana gelen Levent Vadisi’nde MÖ 8. yüzyıla tarihlenen Hitit tanrıçası figürü dikkat çekiyor....

Antik Çağ’da Kadının Gücünü Gösteren Buluntular

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

Tarihi yazanlar çoğu zaman erkekler olduğu için olmalıdır ki kadınları geri planda bırakmış hatta bahsetmekten bile özenle imtina etmişlerdir. Günümüzde...

Büklükale’de Hitit döneminde yaşanan depremin izlerine ulaşıldı

22 Haziran 2023

22 Haziran 2023

Anadolu tarihini değiştirecek bulgulara ulaşılan Büklükale kazılarında Hitit döneminde yaşanan depremin yarattığı tahribatın izlerine ulaşıldı. Kırıkkale’nin Karakeçili ilçesindeki Büklükale mevkisinde...

Yeni araştırma Mezopotamya’da güveç yemekleri yendiğini gösteriyor

23 Kasım 2022

23 Kasım 2022

Mezopotamya… İki nehrin arasında medeniyetin yeşerdiği topraklar… İlk kentsel oluşumlarının görüldüğü bu topraklarda arkeologlar gerçekleştirdikleri kazılarla günümüz yaşantısının ilklerini bulmaya...

Bangkok’un Batısında 3000 Yıllık Balina İskeleti Bulundu

26 Kasım 2020

26 Kasım 2020

Bangkok’un batısındaki Samut Sakhon’da 3000 yıldan daha uzun bir süre önce bu denizlerde yüzmüş olduğu düşünülen bir balina iskeleti bulundu....

Metropolis Antik Kenti’nde 1.800 Yıllık Kadın Heykelinin Çıkarılış Anları

12 Haziran 2021

12 Haziran 2021

İzmir’in Torbalı ilçesinde yer alan Metropolis Antik Kenti 2021 kazı çalışmaları başladı. Metropolis Antik kent kazı çalışmalarının ilk buluntusu 1.800...

Mısırlılar köleleri damgalıyordu

29 Aralık 2022

29 Aralık 2022

Eski Mısır metinleri, oymalar ve resimlerinin incelendiği bir araştırmaya göre, Mısırlılar köleleri demirden yapılmış damga mühürler ile damgalıyorlardı. Geçmiş yıllarda...

Viking Harald Bluetooth zamanından kalma büyük bir salon keşfedildi

30 Aralık 2022

30 Aralık 2022

Danimarka ve Norveç Kralı Viking Harald Bluetooth döneminden kalma büyük bir salon, Danimarka’nın Kuzey Jutland kentindeki Jammerbugt Belediyesi’nde bir köy...

5500 Yıllık Mezarda Bulunan Çubukların En Eski Bira İçme Kamışları Olduğu Belirlendi

19 Ocak 2022

19 Ocak 2022

Rus arkeologlar, Kuzey Kafkasya’da erken tunç çağına ait bir mezarda ortaya çıkarılan çubukların bilinen en eski bira içminde kullanılan kamışlar...

Batı Kazakistan’da Erken Demir Çağı’na Ait 150 Gizemli Kurgan Ortaya Çıktı

29 Ağustos 2025

29 Ağustos 2025

Kazakistan’ın Batı Kazakistan Bölgesi’nde (WKO) çalışan arkeologlar, alışılmadık biçimlere sahip yaklaşık yüz elli kurgan keşfetti. Bu keşif, erken bozkır medeniyetlerine...

5.700 Yıllık Sakız İçindeki İnsan Hikayesi

5 Nisan 2021

5 Nisan 2021

Sakız, gündelik hayatta birçoğumuzun çiğnediği ürün… Eskilerin ağız ve diş sağlığı içinde kullandığı sakızın, 5.700 yıl öncesinden bir insanın hayat...

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” ve Gizemli Yapıları

31 Mart 2024

31 Mart 2024

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” olarak adlandırılan gizemli neolitik yapıların bulunduğu bölgesinde, 9.000 yıl öncesine ait 400 civarında yapı bulunuyor. Geniş...

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

25 Şubat 2021

25 Şubat 2021

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü...

Bilinen en eski Bask dili ile yazılmış metin keşfedildi

15 Kasım 2022

15 Kasım 2022

İspanya’da arkeologlar, ülkenin kuzeyindeki Navarre bölgesi Irulegi arkeolojik alanında, “bilinen en eski Bask dili metni” içerdiğine inandıkları bir buluntu keşfettiler....

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]