18 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Avrupa’nın Akraba Evliliğinden Muzdarip Kral ve Kraliçeleri

Avrupa Kraliyet ailesinin genel olarak varisleri yakın akraba evliliklerinden olan çocuklardı. Gücü elinde tutmak isteyen büyüklerin onayladığı evlilikleri yapan bu çocuklar ailelerinin kirli gen havuzunu da evliliklerine taşımaktaydılar.  Aileler her daim yönetimde söz sahibi olmak isterken hastalıklı genler zaman ilerledikçe sorun olmaya başladı.

Aslında bu liste detaylı bir inceleme ile fazlasıyla uzayabilirdi. Ancak biz sadece en çok bilinenler üzerinden konuyu anlatmak istedik.

Özellikle hemofili hastası olan Kraliçe Victoria’nın çocukları neredeyse bütün Avrupa’ya dağılmışlardı. Kraliçenin 9 çocuğu vardı ve bunlardan 8’i diğer Avrupa hanedanlarıyla evlenmişlerdi. Şu an bile bir çok Avrupa monarşisi onun soyundan gelen kişiler tarafından yönetilmektedir.

İspanya Kralı II. Charles

İspanya Kralı II. Charles

Habsburglar tüm Avrupa’daki en güçlü ailelerden biriydi. Üstelik 13. Yy’dan başlayarak 19 yy. başlarına kadar devam eden bir güç.

Avusturya, İspanya ve Kutsal Roma İmparatorluğu’nu, Fransa’nın son kraliçesi Marie Antoinette dahil olmak üzere yöneten hanedanlardan her biri bir Habsburg soyundan geliyordu.

Aile içi evlilikler o kadar fazlaydı ki ailenin soy ağacında Kastilyalı Joanna, 14 kez görünmekteydi.

Aile özellikle Habsburg çenesi ile ünlenmişti: aşırı büyük bir çene hattı, yemek yeme ve konuşma gibi faaliyetleri zorlaştıran büyük bir dile sahip olma gibi hastalıktan muzdariptiler. ( Habsburg çenesi: Prognathism )

İspanya’nın son Habsburg kralı II. Charles’dı.

I.Charles’ın aşırı derecede büyük bir çenesi vardı. Ne yazık ki ağzını tam olarak kapatamıyordu. Yemek yemeyi zor beceriyor ve zorlukla konuşabiliyordu. Ayrıca sürekli salya akıttığıda biliniyordu. Ek olarak, sekiz yaşına kadar yürüyemedi. Sonrasında ise destek alarak yürümeye başlamıştı.

İki kez evlenmesine rağmen 1700 yılında öldüğünde 39 yaşındaydı ve bir varis bırakmamıştı. Böylece İspanya’daki Habsburg yönetimini etkili bir şekilde sona erdirdi.

Kastilya Kraliçesi, Kastilyalı Joanna (1479-1555)

Kastilyalı Joanna

Trastamara hanedanlığından gelen Katilyalı Joanna aynı zamanda Aragonlu Catherine’in ablasıydı. (Aragonlu Catherine İngiltere Kraliçesi) Hanedanlığın neredeyse hepsi yakın akraba evliliği yapmıştı. Muhtemelen Catherine’in hiç çocuk yapamamasının nedeni de bu evliliklerdi.

Joanna, Habsburg ailesine mensup Philip ile evlendi. Yakışıklı Philip çapkınlığı ile ünlü biriydi. Sürekli aldatılması onun çocukluğundan beri süregelen depresyonunun artmasına sebep oldu. Hatta kocasının metreslerinden birini yüzünden bıçakladı. Ama kocasına aşkı hiç bitmedi. Eşi beklenmedik bir şekilde ölünce uzun zaman gömülmesine izin vermedi. Geceler boyunca onunla uyumaya devam etti.

Tarih onu Juana la Loca, yani Deli Joanna olarak hatırlar.

Avusturyalı I. Ferdinand (1793-1875)

Avusturyalı I. Ferdinand

Yaşamı boyunca Macaristan, Avusturya, Bohemya, Lombardiya ve Venedik kralı olarak görev yaptı.

Ferdinand, Habsburg’larda ortak bir hastalık olan hidrosefali ile doğdu. Hidrosefali veya beyindeki su, hassas doku üzerinde baskıya neden olur ve beyin hasarına yol açmaktadır. Ne yazık ki hastalıkları sadece bu da değildi aynı zamanda kötü şöhretli Habsburg çenesine ve epilepsisine de sahipti.

Hastalıkları nedeniyle genellikle naipleri saltanatını yürüttü. Hükümdarlığı sırasında, en sevdiği aktivitelerden biri, atık kağıt sepetinin açık ucuna oturmak ve yerde yuvarlanmaktı. 18 yıl boyunca tahtını elinde tutmayı başarması da gerçekten inanılmaz.

İngiltere Kralı III. George

İngiltere Kralı III. George

Kraliçe Victoria, akraba evliliği ve sonraki genetik anormallikleriyle ünlü bir aile olan Hannover Hanedanı’nın son hükümdarıydı. Tarihte Amerikan Devrimi’ni kaybedeni olarak bilinen İngiltere Kralı III. George da bu eve aitti ve porfiri olarak bilinen bir durumdan muzdarip olabilirdi. Porfiri, delilik nöbetlerine neden olan ve aynı zamanda acı çeken kişinin morumsu-mavimsi idrara sahip olmasına neden olan genetik bir durumdu.

Bununla birlikte, son bilimsel analizler porfiri hipotezi konusunda şüphe uyandırdı ve yalnızca kralın, Hanover Evi’ndeki akraba evliliğinden kaynaklanabilecek bir akıl hastalığına sahip olduğu muhtemelen bipolar bozukluk yaşadığı iddia edildi. Manik halleri sırasında yazıları belirgin şekilde farklıydı; cümleler 400 kelimeden uzun olabilirdi.Hatta ağzından köpük gelene kadar durmadan konuştuğu da biliniyordu. Aslında, tarihte deli kral olarak bilinir.

Bavyera Kralı II. Ludwig (1845-1886)

Bavyera Kralı II. Ludwig

Wittelsbach Hanesi’nden Kral II. Ludwig İmparatoriçe Elisabeth’in kuzeniydi. Zihinsel olarak dengesizdi ve çevresindeki fiziksel dünyayla neredeyse hiçbir ilişkisi yoktu.

Kendini yarattığı hayal dünyasında kalabilmek için besteci Richard Wagner’in kişisel hamisi oldu. Büyük saraylar ve sanatsal ifadelerle dolu dünyasında, bir kralın tüm konforuna sahipti ama sorumluluklarının hiçbirini yerine getirmedi.

1886’da tahttan indirilip öldürüldüğünde, kardeşi Otto tahta çıktı. Bununla birlikte, Otto’nun Ludwig’den çokta farklı olmadığı anlaşıldığı için ülkeyi onun yerine bir naip yönetti.

Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth (1837-1898)

Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth

Avusturya’nın İmparatoriçesi Elisabeth’in ebeveynleri birinci dereceden kuzenlerdi. Kendiside tıpkı anne babası gibi kuzeni Franz Josef ile evlendi.

Elisabeth güzelliğiyle tanınıyordu ve bugün genellikle Prenses Diana ile karşılaştırılıyor. Bununla birlikte, akraba evliliğin ürünü olan çocuklar arasında yaygın olduğu gibi, depresyon ve anoreksiye yol açan bir akıl hastalığı vardı. 23 yaşındaki imparatorla evliliğinden başlayarak hükümdarlığı boyunca çekingen, utangaç ve melankolik mizacıyla tanınırdı.

Nadiren yemek yiyen imparatoriçe muhtemelen anoreksikti. Üstelik günde en az üç saatini egzersiz yapacak kadar takıntılıydı.

Kayınvalidesi Arşidüşes Sophie, bu özelliklerin büyüleyici olduğunu ve kraliyet ailesine yakıştığını düşünüyordu.

Elisabeth’in oğlu da intihar etti. Tıpkı annesi gibi şiddetli depresyondan muzdarip bir çocuktu. Oğlunun ölümünün ardından İmparatoriçe, teselli arayarak tüm dünyayı dolaştı. 1898 yılında bir İtalyan anarşist tarafından öldürüldü.

Banner
Benzer Yazılar

Köpekleri tarafından öldürülen Akteon’un mitolojik hikâyesinin resmedildiği mermer blok bulundu

6 Ağustos 2022

6 Ağustos 2022

Düzce Belediyesi’nin destekleri ile devam eden Prusias ad Hypium Antik Kenti kazı çalışmalarında, köpekleri tarafından öldürülen Akteon’un mitolojik hikâyesinin resmedildiği...

Neandertaller ve Homo Sapiens Aynı Teknolojiyi Kullanmış

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Uzun zamandır Nubian teknolojisini sadece Homo sapiens’in kullandığı düşünülüyordu. Yapılan yeni araştırma sonuçları Neandertaller ve Homo sapiens’in aynı teknolojiyi kullandığını...

Kibyra Antik Kenti’nin yuvarlak planlı çeşme yapısının restorasyonu tamamlandı

26 Aralık 2022

26 Aralık 2022

Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer alan Kibyra Antik Kenti’nin tamamen yıkık halde bulunan yuvarlak planlı çeşmesi altı yıl süren zorlu restorasyon...

Kuzey Çin’de 5500 yıllık beşgen yapı bulundu

13 Kasım 2021

13 Kasım 2021

Arkeologlar, kuzey Çin’in Shanxi Eyaleti, Taiyuan’da 5500 yıl öncesine dayanan beşgen bir yapının kalıntılarını keşfettiler. Taiyuan Arkeoloji Enstitüsüne göre, kalıntılar,...

Arkeologlar, 1.000 yıl önce ‘kocasının’ yanına gömülmüş, yüzünün üst kısmı oyulmuş soylu bir kadın buldular

4 Kasım 2023

4 Kasım 2023

Arkeologlar, Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki Eisleben kasabası yakınlarında kocasının yanına gömülmüş, yüzü ve başı oyulmuş 1.000 yıllık bir kadın kalıntısını ortaya...

Küllüoba Höyüğü’nde Kuraklığa 4.200 Yıl Önce Nasıl Çare Bulundu

4 Eylül 2021

4 Eylül 2021

Kuraklık, günümüzün en büyük çevre sorunu… İnsanlığın daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak için arsızca dünya varlığına verdiği zararlar, doğanın...

3000 yıllık “Romeo ve Juliet” Bilinmezliklerinin Çözülmesini Bekliyor

16 Aralık 2020

16 Aralık 2020

İngiliz oyun yazarı William Shakespeare‘in dünya klasikleri arasında yer alan eşsiz eseri Romeo ve Juliet oyununu bilmeyen yoktur. 1591-1596 arasında...

Aizanoi kazılarında kemik atölyesi ortaya çıkarıldı

13 Kasım 2021

13 Kasım 2021

UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’nde yer alan Aizanoi Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında kemik atölyesi ve kandil dükkanı ortaya çıkarıldı. İkinci...

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde “İnanç ve Sanat” Sergisi Ziyaretçileri Bekliyor

15 Nisan 2021

15 Nisan 2021

Türk ve İslam Eserleri Müzesi 16 Nisan 2021 tarihinde başlayıp Temmuz ayına kadar sürecek “İnanç ve Sanat” sergisine ev sahipliği...

Norveç’te muhtemelen Konstantinopolis’ten getirilen nadir bir Bizans altın sikkesi keşfedildi

10 Aralık 2023

10 Aralık 2023

Norveç’in güneyindeki Vestre Slidre belediyesindeki dağları araştıran bir metal dedektörü kullanıcısı, MS 960 civarında Konstantinopolis’te basılan ve İsa Mesih’i tasvir...

Roma Nasıl Düştü?

2 Kasım 2020

2 Kasım 2020

Kavimler göçünün başladığı sırada Roma İmparatorluğu dini mücadeleler, bitmek bilmeyen iç ayaklanmalar ve Sasani devletiyle savaşlarla mücadele etmekteydi. Halk bütün...

Spello’da keşfedilen imparatorluk kült tapınağı: Roma İmparatorluğu’nun paganizmden Hıristiyanlığa geçişinde yeni bir sayfa açıyor

8 Ocak 2024

8 Ocak 2024

Amerikalı araştırmacılar, İtalya’nın Spello kentinde bir İmparatorluk kült tapınağının keşfedildiğini duyurdular. Keşif, Saint Louis Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Douglas Boin...

Karadeniz’in Zeugması’nda 1800 yıllık Roma askerine ait demir maske bulundu

23 Kasım 2021

23 Kasım 2021

Karadeniz’in Zeugması olarak bilinen Hadrianaupolis Antik Kenti’nde yapılan kazılarda Roma askerine ait 1800 yıllık demir maske bulundu. Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki...

Amastris Antik Kenti kurtarma kazılarında 2 bin yıllık amulet ortaya çıkarıldı

11 Kasım 2022

11 Kasım 2022

2014 yılında Bartın’ın Amasra ilçesinde okul inşaatı temel kazılarında Roma dönemi kalıntılarına ulaşılması sonrası gerçekleştirilen kurtarma kazılarında 2 bin yıllık...

Vikingler, Kıyameti Önlemek İçin Volkanik Mağaraya Devasa Bir Tekne Oydular

26 Nisan 2021

26 Nisan 2021

Arkeologlar, Vikinglerin Ragnarök ile yani tanrıların öldürüldüğü ve dünyanın alevler içinde kaldığı hikaye ile ilişkilendirilen İzlanda da bir mağarada da...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]