29 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Ata Tohumları Üzerinde Tasarruf Türkiye’nindir!

Gıda ve su savaşlarının dünyanın geleceğinde görülme ihtimalinin her geçen gün yükseldiğine şahit olmaktayız.

İnsanlık açlık ve susuzluk yoksunluğu tehdidi altında…

Bu durumun üstesinden gelebilmek ve gelecekte acı tabloların yaşanmaması adına bilim insanları çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Hiçbir şekilde tasvip etmediğim GDO çalışmaları da dahil…

Kıt kaynakların daha verimli nasıl kullanabileceği yönünde bazı devletler AR-GE faaliyetlerine daha fazla destek veriyor.

Bu ve buna benzeri çalışmalar devam ederken ata tohumlar gözde konuma gelmeye başladı.

Ata tohumları önemli bir hazine

Tarımın görüldüğü yerleşik tarihin başlangıç noktası Anadolu coğrafyası, ata tohumları yönünden zengin bir kaynak…

Son arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ata tohumları özellikle de siyez buğdayı popüler hale geldi.

Yanmış, binlerce yıldan beri toprak altında kalmış bu tohumların ne işe yarayacağı, bu tohumların yeşertilmesinin imkansız olduğu düşünülürken geçtiğimiz aylarda İsrail bilim insanlarının bir Yahudi hurma ağacının 2 bin yıllık tohumunu filizlendirmeyi başardıklarının haberini okuyunca heyecanlanmıştık.

Bilim insanları, sağlam genomları değerlendirerek 5 bin yıllık tohumları bile yeşertme başarısını göstermesi bu yanmış tohumların canlandırılması içinde bilimin bir kapı açacağı umudunu bizlere verdi.

Gelecekte yaşanacak gıda krizinin önünü almak için verilen bu uğraşların temelinde yer almaya başlayan ata tohumları üzerinde örtülü çekişmeler de yaşanıyor.

Bugün Smithsonian Magazine internet sitesinde yayınlanan makalenin yazarı Joshua Hammer, Türkiye ata tohumları üzerinden kendince tartışma yarattı.

Hammer, makalesinde Eylül 2020 de bir Türk ekibinin Ankara’daki İngiliz Enstitüsü’nde arama yaptıklarını ve burada bulunan tohum koleksiyonlarına 2019’da bir hükümet yasasının aniden yabancı kuruluşlar tarafından toplanan tüm tohum ve bitkilerin Türkiye’nin malı olduğunu ilan etmesi neticesinde “el koyduğunu” yazdı.

Hatta Hammer, makalesinde “enstitünün onlarca yıl önce Anadolu bölgelerinden toplanan eşsiz antik tahıl koleksiyonunu tehlikeye attığını” bile dile getirmiş.

Makale içinde tarihsel arkeolojik çalışmalara duygusal göndermeler yapan Hammer’in arama ya da el koyma kelimelerinin arkasındaki yatan gerçekliğin ne olduğu üzerinde durmayacağız hatta hatta makale içinde kullanılan “zorbalık” kelimesini de dikkate almadan bu olayın ata tohumlarının elde ediliş şekli yönünden bu tohumların Türkiye Cumhuriyeti malı olup olmadığı tasarrufun Türk Devleti altında mı olduğu noktasında görüş bildirmek isterim.

Arkeoloji buluntular Türkiye’nin kültürel varlığıdır

Arkeolojik kazı faaliyetleri ülkelerin kanunları ve siyasi yönetimin izinleri doğrultusunda yapılmaktadır. Ülkemizde de arkeolojik alan çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar Dairesi’nin kendisine verilen kanun çerçevesinde yerli ve yabancı kazı heyetlerine verdiği sınırlı süreli izinlerle yapılmaktadır.

Kanun ve yönetmeliklerde açıkça belirtildiği gibi kazı alanlarından çıkarılan her türlü arkeolojik buluntu, arkeobotanik (tohum, hububat, polen gibi) örnekler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir.

Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan 3 Eylül 2019 tarihli Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelikte, “Kayıt altına alınmış olan yerel çeşitler ile ilgili işlemler, Bakanlığın izin ve denetimi altında gerçekleştirilir. Yerel tohumlar kamu malıdır” deniliyor.

Tarihten gelen miras, Türkiye’nin korumasındadır.

Dolayısıyla ülke sınırlarımız içinde bulunan her türlü buluntu kültürel varlıklar bize aittir.

Osmanlı Devleti zamanında başlayan kültürel varlıklarımızın yurtdışına kaçırılma hikayeleri ve bu zenginliklerin yurt dışı müzelerinde sergileniyor olması bizleri derinden yaralarken bu varlıklar kadar önemli ata tohumlarımız üzerinde tasarruf konusunda tartışma açılması bana gereksiz ve temelsiz gelmekte…

Mevcut bulunan tohumların nerede kimin elinde, hangi koşullarda saklanıyor tutuluyor bunları bilmekte Türkiye’nin hakkıdır.

Ata tohumları eğer ki bilim insanlarının çalışmaları ile tekrar can bulacak, insanlık için bir büyük kazanım olacak ise, koleksiyon olarak tutulması ne kadar sağlıklıdır sormak isterim.

Tekrar etmek gerekirse kişi ya da kuruluş ne olursa olsun bu topraklardan çıkan her bir çömlek parçası bile bu ülkenin öz varlığıdır.

Banner
Related Articles

İrlanda’da keşfedilen 2000 yıllık incir Roma İmparatorluğu ile yapılan ticaret hakkında yeni pencere açacak

29 Kasım 2024

29 Kasım 2024

Kuzey Dublin’deki bir arkeolojik kazı da 2000 yıllık kömürleşmiş incir keşfedildi. Keşif, binlerce yıl önce Roma İmparatorluğu ile İrlanda arasında...

Pakistan’daki Swat Butkara Bölgesinde Madeni Paralar ve Kharosthi Yazıtları da Dahil 2.000 Yıllık Eserler Bulundu

15 Şubat 2025

15 Şubat 2025

Pakistan’ın Swat kentindeki Mingora yakınlarında bulunan Butkara Stupası’nda yapılan kazılarda, iki bin yıllık sikkeler, çanak çömlekler ve Kharosthi yazısıyla yazılmış...

Pompeii’de 2.000 Yıllık Küller, Romalı Ailelerin Evlerinde Tanrılara Ne Yaktığını Ortaya Çıkardı

25 Mayıs 2026

25 Mayıs 2026

Vezüv Yanardağı MS 79 yılında Pompeii’yi kül ve taş altında bıraktığında, yalnızca bir Roma kentini yok etmedi. Romalı ailelerin evlerinin...

Orta Don’da benzersiz bir keşif: Gümüş bir plakada İskit tanrıları

20 Kasım 2021

20 Kasım 2021

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü arkeologları, Voronej bölgesinin Ostrogozhsky Bölgesi’ndeki Devitsa V mezarlığındaki kazıları sırasında, griffinlerle çevrili kanatlı İskit tanrıları...

Eşyalara Duygusal Bağ Kurma 2.000 Yıl Öncede Görülüyor Olabilir!

22 Haziran 2021

22 Haziran 2021

Hepimizin mutlaka kullandığımız ve sonrasında herhangi bir nedenle atmaya kıyamadığımız duygusal bağ kurduğumuz eşyalarımız olmuştur. Eşyalarla kurduğumuz duygusal bağın sadece...

Rutland’daki Ünlü Roma Mozaiğinde Truva Savaşı’nın “Kayıp” Bir Anlatısı Ortaya Çıktı

11 Aralık 2025

11 Aralık 2025

İngiltere’nin Rutland bölgesinde 2020 yılında keşfedilen ve o günden bu yana ülkenin en önemli Roma buluntularından biri olarak kabul edilen...

Dünya’nın En Eski Tekne Yapım Alanı Bouldnor Cliff

5 Ekim 2020

5 Ekim 2020

İngiltere’nin Wight Adası’ndaki Yarmouth’un 1 km doğusunda bulunan Bouldnor Cliff denizin 11 m. aşağısında bulunmuştur. Batıdan doğuya doğru uzanmakta olan...

İsveç’in 7000 yaşındaki “kadın şamanı” nasıl canlandırıldı

8 Şubat 2022

8 Şubat 2022

1980’lerin başında Trelleborg yakınlarındaki Skateholm arkeolojik alanında Mezar XXII’nin kazımı sırasında bulunan “kadın şamanı” canlandırıldı. Mezar XXII alanın kazımında MÖ...

Flaman Arkeolojik Buluntularının Fransız Hazinesinden Çalındığı Ortaya Çıktı

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Belçika’nın flaman bölgesinde bulunan Limburg ilinde toprak satın alan bir Fransız vatandaşının tarlasından MÖ. 3.yy ait 14.000 adet Roma sikkesi...

Güney Amerika’nın En Eski Uygarlığı Olarak Bilinen Caral Kültürüne Ait Yeni Bir Piramit Keşfedildi

8 Şubat 2025

8 Şubat 2025

Caral Arkeoloji Bölgesi ekibi, Peru’nun Lima Bölgesi, Barranca ilindeki Supe Vadisi’nde, Dünya Mirası listesindeki Caral-Supe Kutsal Şehri’nin bir kilometre batısında...

İngiltere’de en büyük Anglo-Sakson mezarlığı keşfedildi

16 Haziran 2022

16 Haziran 2022

İngiltere’de yapımı devam eden hızlı tren ray döşeme çalışmalarından önce arkeolojik kazı çalışmalarına devam HS2 arkeologları İngiltere’de şimdiye kadar görülen...

Gordion Antik Kenti’nde Frigya Kraliyet Mezarına Ulaşıldı

5 Haziran 2025

5 Haziran 2025

Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan Gordion Antik Kenti’nde, Frigya Krallığı’na ait olduğu düşünülen ahşap bir mezar odası ortaya çıkarıldı. Kültür...

İngiltere’de 6. yüzyıldan kalma bir Anglo-Sakson mezarında domuz yağı içeren antik Roma kadehi keşfedildi

11 Aralık 2024

11 Aralık 2024

2018 yılında Lincolnshire’daki Scremby’de yapılan kazılarda, 6. yüzyıla ait bir kadın mezarında emaye kaplı bir bakır alaşımlı chalice (kupa) bulundu....

İstanbul’un en eski antik limanına sahip Bathonea Antik Kenti’nde 1600 yıllık bir yazı takımı ortaya çıkarıldı.

22 Ağustos 2022

22 Ağustos 2022

İstanbul Bathonea Antik Kenti’nde bir tüccara ait olduğu düşünülen minyatür kap, kemik yazı kalemi ve hokkadan oluşan 1600 yıllık bir...

İskoçya’da Bir Gölün Altında 5.000 Yıllık Ahşap Ada Platformu Keşfedildi

8 Mayıs 2026

8 Mayıs 2026

İskoçya’nın Outer Hebrides takımadalarında yer alan Loch Bhorgastail crannogu, taş yüzeyinin altında saklı 5.000 yıldan eski bir ahşap ada platformu...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]