27 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Ata Tohumları Üzerinde Tasarruf Türkiye’nindir!

Gıda ve su savaşlarının dünyanın geleceğinde görülme ihtimalinin her geçen gün yükseldiğine şahit olmaktayız.

İnsanlık açlık ve susuzluk yoksunluğu tehdidi altında…

Bu durumun üstesinden gelebilmek ve gelecekte acı tabloların yaşanmaması adına bilim insanları çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Hiçbir şekilde tasvip etmediğim GDO çalışmaları da dahil…

Kıt kaynakların daha verimli nasıl kullanabileceği yönünde bazı devletler AR-GE faaliyetlerine daha fazla destek veriyor.

Bu ve buna benzeri çalışmalar devam ederken ata tohumlar gözde konuma gelmeye başladı.

Ata tohumları önemli bir hazine

Tarımın görüldüğü yerleşik tarihin başlangıç noktası Anadolu coğrafyası, ata tohumları yönünden zengin bir kaynak…

Son arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ata tohumları özellikle de siyez buğdayı popüler hale geldi.

Yanmış, binlerce yıldan beri toprak altında kalmış bu tohumların ne işe yarayacağı, bu tohumların yeşertilmesinin imkansız olduğu düşünülürken geçtiğimiz aylarda İsrail bilim insanlarının bir Yahudi hurma ağacının 2 bin yıllık tohumunu filizlendirmeyi başardıklarının haberini okuyunca heyecanlanmıştık.

Bilim insanları, sağlam genomları değerlendirerek 5 bin yıllık tohumları bile yeşertme başarısını göstermesi bu yanmış tohumların canlandırılması içinde bilimin bir kapı açacağı umudunu bizlere verdi.

Gelecekte yaşanacak gıda krizinin önünü almak için verilen bu uğraşların temelinde yer almaya başlayan ata tohumları üzerinde örtülü çekişmeler de yaşanıyor.

Bugün Smithsonian Magazine internet sitesinde yayınlanan makalenin yazarı Joshua Hammer, Türkiye ata tohumları üzerinden kendince tartışma yarattı.

Hammer, makalesinde Eylül 2020 de bir Türk ekibinin Ankara’daki İngiliz Enstitüsü’nde arama yaptıklarını ve burada bulunan tohum koleksiyonlarına 2019’da bir hükümet yasasının aniden yabancı kuruluşlar tarafından toplanan tüm tohum ve bitkilerin Türkiye’nin malı olduğunu ilan etmesi neticesinde “el koyduğunu” yazdı.

Hatta Hammer, makalesinde “enstitünün onlarca yıl önce Anadolu bölgelerinden toplanan eşsiz antik tahıl koleksiyonunu tehlikeye attığını” bile dile getirmiş.

Makale içinde tarihsel arkeolojik çalışmalara duygusal göndermeler yapan Hammer’in arama ya da el koyma kelimelerinin arkasındaki yatan gerçekliğin ne olduğu üzerinde durmayacağız hatta hatta makale içinde kullanılan “zorbalık” kelimesini de dikkate almadan bu olayın ata tohumlarının elde ediliş şekli yönünden bu tohumların Türkiye Cumhuriyeti malı olup olmadığı tasarrufun Türk Devleti altında mı olduğu noktasında görüş bildirmek isterim.

Arkeoloji buluntular Türkiye’nin kültürel varlığıdır

Arkeolojik kazı faaliyetleri ülkelerin kanunları ve siyasi yönetimin izinleri doğrultusunda yapılmaktadır. Ülkemizde de arkeolojik alan çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar Dairesi’nin kendisine verilen kanun çerçevesinde yerli ve yabancı kazı heyetlerine verdiği sınırlı süreli izinlerle yapılmaktadır.

Kanun ve yönetmeliklerde açıkça belirtildiği gibi kazı alanlarından çıkarılan her türlü arkeolojik buluntu, arkeobotanik (tohum, hububat, polen gibi) örnekler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir.

Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan 3 Eylül 2019 tarihli Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelikte, “Kayıt altına alınmış olan yerel çeşitler ile ilgili işlemler, Bakanlığın izin ve denetimi altında gerçekleştirilir. Yerel tohumlar kamu malıdır” deniliyor.

Tarihten gelen miras, Türkiye’nin korumasındadır.

Dolayısıyla ülke sınırlarımız içinde bulunan her türlü buluntu kültürel varlıklar bize aittir.

Osmanlı Devleti zamanında başlayan kültürel varlıklarımızın yurtdışına kaçırılma hikayeleri ve bu zenginliklerin yurt dışı müzelerinde sergileniyor olması bizleri derinden yaralarken bu varlıklar kadar önemli ata tohumlarımız üzerinde tasarruf konusunda tartışma açılması bana gereksiz ve temelsiz gelmekte…

Mevcut bulunan tohumların nerede kimin elinde, hangi koşullarda saklanıyor tutuluyor bunları bilmekte Türkiye’nin hakkıdır.

Ata tohumları eğer ki bilim insanlarının çalışmaları ile tekrar can bulacak, insanlık için bir büyük kazanım olacak ise, koleksiyon olarak tutulması ne kadar sağlıklıdır sormak isterim.

Tekrar etmek gerekirse kişi ya da kuruluş ne olursa olsun bu topraklardan çıkan her bir çömlek parçası bile bu ülkenin öz varlığıdır.

Banner
Benzer Yazılar

Liangzhu Müzesi, Arttırılmış Gerçeklik Deneyimi İle Genç Müze Severleri Kendine Çekiyor

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Liangzhu Müzesi, AR, VR teknolojileriyle gençleri etkileyecek bir sistem kurdu.1 Kasım’dan bu yana AR gözlükleri resmi olarak Liangzhu Müzesi’ndeki rehberli...

Siloa Yazıtı’nın İsrail’e iadesi mümkün mü?

12 Mart 2022

12 Mart 2022

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Türkiye ziyareti sırasında İbrani tarihinin en önemli yazıtlarından biri olan Siloa Yazıtı’nın İsrail’e iade edilmesini istediği...

Dünyanın En Eski Yer Adı İşaretleri

4 Aralık 2020

4 Aralık 2020

Dünya’nın tarihi boyunca eski kültürlere ve yaşamlara ilgimiz ve merakımız her geçen gün artarak devam etmekte. Araştırmacılar insanoğlunun merakından yola...

3300 yıllık Hitit Altın İşlemeli Bilezik Çorum Müzesi’nde Sergileniyor

28 Mart 2022

28 Mart 2022

Çorum’un Mecitözü ilçesine bağlı Çitli köyünde bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu 3300 yıllık Hitit altın işlemeli bilezik Çorum Müzesi’nde sergileniyor....

Köpeği, sığırı, koyunu ve 4 atı ile birlikte gömülmüş Urartulunun mezarı ortaya çıkarıldı

5 Eylül 2021

5 Eylül 2021

Eski çağlarda ölüler sahip oldukları canlı cansız varlıkları ile birlikte gömülüyorlardı. Ölü hediyesi olarak konulan sunular kültürlere göre değişiklik gösteriyordu....

Mezarlıkta keşfedilen 600 yıllık Papalık boğası

10 Mayıs 2023

10 Mayıs 2023

Papalığın güç, otorite ve iktidarını göstermek için kullandığı Papalık Boğası mührü bir Orta Çağ mezarlığında ele geçti. Keşfedilen Papalık Boğası,...

4 bin yıllık gümüş kupa, insanlığın evrene bakışına dair en eski tasvirlerden birini barındırıyor olabilir

24 Ocak 2026

24 Ocak 2026

Yarım yüzyılı aşkın süredir bilinen küçük bir gümüş kupa, bugün yeniden bilim dünyasının gündeminde. ʿAin Samiya Kupası olarak tanınan bu...

İstahr Kayalıklarında İğne-oyma Sasani Kralı Tasviri Ortaya Çıktı

16 Kasım 2025

16 Kasım 2025

İran’ın güneyindeki Marvdaş bölgesinde yer alan antik İstahr kentinin kayalıklarında, iğne-oyma tekniğiyle yapılmış yeni bir Sasani kralı tasviri tespit edildi....

Gılgamış Rüya Tableti Irak’a Geri Döndü

8 Aralık 2021

8 Aralık 2021

Dünyanın bilinen en eski yazılı edebi ve dini içerikli çivi yazılı Gılgamış Rüya tableti koleksiyonunun kaçırılan parçası Salı günü (07...

Çin’in Hunan Eyaletinde Keşfedilen Antik Mezar Kompleksi

12 Ekim 2020

12 Ekim 2020

Çin’in Hunan eyaletindeki bir otobanda Han hanedanlığına ait (MÖ 202 – MS 220) tarihlenen bir grup antik mezar keşfedildi. Süregelen...

Toniná Site Museum Kısaca Tanıyalım

8 Aralık 2020

8 Aralık 2020

Dünya üzerinde irili ufaklı birçok müze vardır. İçinde barındırdığı tarihi değerler ile başı çeken belli başlı kült müzeler her dönemin...

Dünyanın En Eski Pitonu 47 Milyon Yaşında!

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Bilim insanları 47 milyon yıllık fosil kalıntılarından dünyanın en eski pitonunu tespit ettiler. Bilim insanı Krister Smith, São Paulo Üniversitesi’nden...

Araştırmacılar Kuşan yazısını deşifre etti

14 Temmuz 2023

14 Temmuz 2023

Köln Üniversitesi dilbilim bölümü’ndeki bir araştırma ekibi, Orta Asya tarihinin etkili devletlerinden biri olan Kuşan İmparatorluğu’na ait bir yazı sistemini...

İki amatör arkeolog, Danimarka’nın Zealand Adası’nda Büyük İskender’in eşsiz antik bronz minyatür portresini buldular

13 Nisan 2024

13 Nisan 2024

İki amatör arkeolog, Danimarka’nın Zealand adasındaki Ringsted yakınlarında eşsiz bir keşif yaptı. Tarihin en büyük imparatorlarından Büyük İskender’in eşsiz minyatür...

Aşıklı Höyük’te 9500 yıl önce beyin ameliyatı olan kadın 3D ile canlandırılacak

12 Eylül 2021

12 Eylül 2021

Aksaray ilinde bulunan Aşıklı Höyük’te 1989 yılında yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ve tarihte ilk beyin ameliyatını geçirdiğine inanılan kadın...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]