31 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Ata Tohumları Üzerinde Tasarruf Türkiye’nindir!

Gıda ve su savaşlarının dünyanın geleceğinde görülme ihtimalinin her geçen gün yükseldiğine şahit olmaktayız.

İnsanlık açlık ve susuzluk yoksunluğu tehdidi altında…

Bu durumun üstesinden gelebilmek ve gelecekte acı tabloların yaşanmaması adına bilim insanları çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Hiçbir şekilde tasvip etmediğim GDO çalışmaları da dahil…

Kıt kaynakların daha verimli nasıl kullanabileceği yönünde bazı devletler AR-GE faaliyetlerine daha fazla destek veriyor.

Bu ve buna benzeri çalışmalar devam ederken ata tohumlar gözde konuma gelmeye başladı.

Ata tohumları önemli bir hazine

Tarımın görüldüğü yerleşik tarihin başlangıç noktası Anadolu coğrafyası, ata tohumları yönünden zengin bir kaynak…

Son arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ata tohumları özellikle de siyez buğdayı popüler hale geldi.

Yanmış, binlerce yıldan beri toprak altında kalmış bu tohumların ne işe yarayacağı, bu tohumların yeşertilmesinin imkansız olduğu düşünülürken geçtiğimiz aylarda İsrail bilim insanlarının bir Yahudi hurma ağacının 2 bin yıllık tohumunu filizlendirmeyi başardıklarının haberini okuyunca heyecanlanmıştık.

Bilim insanları, sağlam genomları değerlendirerek 5 bin yıllık tohumları bile yeşertme başarısını göstermesi bu yanmış tohumların canlandırılması içinde bilimin bir kapı açacağı umudunu bizlere verdi.

Gelecekte yaşanacak gıda krizinin önünü almak için verilen bu uğraşların temelinde yer almaya başlayan ata tohumları üzerinde örtülü çekişmeler de yaşanıyor.

Bugün Smithsonian Magazine internet sitesinde yayınlanan makalenin yazarı Joshua Hammer, Türkiye ata tohumları üzerinden kendince tartışma yarattı.

Hammer, makalesinde Eylül 2020 de bir Türk ekibinin Ankara’daki İngiliz Enstitüsü’nde arama yaptıklarını ve burada bulunan tohum koleksiyonlarına 2019’da bir hükümet yasasının aniden yabancı kuruluşlar tarafından toplanan tüm tohum ve bitkilerin Türkiye’nin malı olduğunu ilan etmesi neticesinde “el koyduğunu” yazdı.

Hatta Hammer, makalesinde “enstitünün onlarca yıl önce Anadolu bölgelerinden toplanan eşsiz antik tahıl koleksiyonunu tehlikeye attığını” bile dile getirmiş.

Makale içinde tarihsel arkeolojik çalışmalara duygusal göndermeler yapan Hammer’in arama ya da el koyma kelimelerinin arkasındaki yatan gerçekliğin ne olduğu üzerinde durmayacağız hatta hatta makale içinde kullanılan “zorbalık” kelimesini de dikkate almadan bu olayın ata tohumlarının elde ediliş şekli yönünden bu tohumların Türkiye Cumhuriyeti malı olup olmadığı tasarrufun Türk Devleti altında mı olduğu noktasında görüş bildirmek isterim.

Arkeoloji buluntular Türkiye’nin kültürel varlığıdır

Arkeolojik kazı faaliyetleri ülkelerin kanunları ve siyasi yönetimin izinleri doğrultusunda yapılmaktadır. Ülkemizde de arkeolojik alan çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar Dairesi’nin kendisine verilen kanun çerçevesinde yerli ve yabancı kazı heyetlerine verdiği sınırlı süreli izinlerle yapılmaktadır.

Kanun ve yönetmeliklerde açıkça belirtildiği gibi kazı alanlarından çıkarılan her türlü arkeolojik buluntu, arkeobotanik (tohum, hububat, polen gibi) örnekler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir.

Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan 3 Eylül 2019 tarihli Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelikte, “Kayıt altına alınmış olan yerel çeşitler ile ilgili işlemler, Bakanlığın izin ve denetimi altında gerçekleştirilir. Yerel tohumlar kamu malıdır” deniliyor.

Tarihten gelen miras, Türkiye’nin korumasındadır.

Dolayısıyla ülke sınırlarımız içinde bulunan her türlü buluntu kültürel varlıklar bize aittir.

Osmanlı Devleti zamanında başlayan kültürel varlıklarımızın yurtdışına kaçırılma hikayeleri ve bu zenginliklerin yurt dışı müzelerinde sergileniyor olması bizleri derinden yaralarken bu varlıklar kadar önemli ata tohumlarımız üzerinde tasarruf konusunda tartışma açılması bana gereksiz ve temelsiz gelmekte…

Mevcut bulunan tohumların nerede kimin elinde, hangi koşullarda saklanıyor tutuluyor bunları bilmekte Türkiye’nin hakkıdır.

Ata tohumları eğer ki bilim insanlarının çalışmaları ile tekrar can bulacak, insanlık için bir büyük kazanım olacak ise, koleksiyon olarak tutulması ne kadar sağlıklıdır sormak isterim.

Tekrar etmek gerekirse kişi ya da kuruluş ne olursa olsun bu topraklardan çıkan her bir çömlek parçası bile bu ülkenin öz varlığıdır.

Banner
Related Articles

Neandertaller aletleri Cro-Magnon insanı ile aynı şekilde kullanıyordu

27 Ocak 2022

27 Ocak 2022

Antropologlar, Neandertallerin aletleri kullanım hareketlerinin Cro-Magnon’larla aynı şekilde olduğunu söylediler. Araştırmacılar, Neandertal insanının, “Avrupa’ya yerleşen ilk erken modern insanlar” olarak...

İpek Yolu Üzerindeki Şahruhiye’de Ortak Türk Mirası Gün Yüzüne Çıkarılıyor

12 Haziran 2025

12 Haziran 2025

Orta Asya’nın kalbinde, Türk dünyasının ortak tarihine ev sahipliği yapan Şahruhiye antik kenti, Türk ve Özbek arkeologların yürüttüğü ortak kazı...

Orta Don’da benzersiz bir keşif: Gümüş bir plakada İskit tanrıları

20 Kasım 2021

20 Kasım 2021

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü arkeologları, Voronej bölgesinin Ostrogozhsky Bölgesi’ndeki Devitsa V mezarlığındaki kazıları sırasında, griffinlerle çevrili kanatlı İskit tanrıları...

Ulucak Höyüğü’nde Tilki Postlu 8 Bin Yıllık Erkek Figürü Gün Yüzüne Çıkarıldı

29 Ağustos 2025

29 Ağustos 2025

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yer alan ve kentin bilinen en eski yerleşim alanı kabul edilen Ulucak Höyüğü’nde yürütülen kazılarda, 8 bin...

DNA analizleri ile yüzün yeniden yapılandırılması mümkün

22 Haziran 2022

22 Haziran 2022

Viyana Üniversitesi ve Ulsan Ulusal Bilim ve Teknoloji Enstitüsü tarafından Kore Ulusal Müzesi ile işbirliği içinde yönetilen uluslararası bir ekip,...

Deprem, Karakuş Tümülüsü’nde bulunan tokalaşma sütununu yıktı

12 Şubat 2023

12 Şubat 2023

Kahramanmaraş merkezli yaşanan iki büyük depremde etkilenen kültürel varlıklardan birisi de Adıyaman Karakuş Tümülüsü’nde bulunan tokalaşma sütunu oldu. Kommagene Krallığı...

2100 yıl öncesinden gelen mesaj: “Yasalara son derece itaatkar ve saygılı olun”

15 Mart 2024

15 Mart 2024

Adıyaman’da bulunan Perre Antik Kenti’nde bulunan 2100 yıllık yazıtın tercüme süreci devam ediyor. Yazıtta okunan “Yasalara sonuna kadar uyun ve...

Dünya’nın en eski kalpazanlığı

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Hayfa Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi, Arkeoloji Bilimi Dergisi’nin gelecek ay yayınlanması beklenen sayısında Dünya’nın en eski kalpazanlığı konusunu ele...

Antik dünyanın ‘Las Vegas’ı olarak bilinen Baia’daki Batık bir Roma villasında bulunan mermer kakma zeminler

11 Nisan 2023

11 Nisan 2023

Antik dünyanın ‘Las Vegas’ı olarak bilinen batık Baia kentinin Terme del Lacus bölgesinde gerçekleştirilen yeni araştırmalar antik Roma lüks villalarının...

Küllüoba Höyük’te yapılan kazılarda 4500 yıllık kapların içinde ağrı kesici kalıntıları bulundu

20 Eylül 2022

20 Eylül 2022

Anadolu’da 5000 yıl öncesine ait ilk kentleşme yapısının ortaya çıkarıldığı Eskişehir’deki Erken Tunç Çağı Küllüoba Höyük kazılarında, ağrı kesici ilaç...

Spello’da keşfedilen imparatorluk kült tapınağı: Roma İmparatorluğu’nun paganizmden Hıristiyanlığa geçişinde yeni bir sayfa açıyor

8 Ocak 2024

8 Ocak 2024

Amerikalı araştırmacılar, İtalya’nın Spello kentinde bir İmparatorluk kült tapınağının keşfedildiğini duyurdular. Keşif, Saint Louis Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Douglas Boin...

Almanya’da yol yapım işçileri asırlık tahta kaldırım keşfettiler

25 Aralık 2023

25 Aralık 2023

Kasım 2023’teki inşaat çalışmaları sırasında Fürth’teki yol yapım işçileri asırlık bir tahta kaldırım keşfettiler. Erken modern dönemin Franklarının bir zamanlar...

İran’da dokuz çocuğa ait 3.000 yıllık iskeletler keşfedildi

30 Nisan 2023

30 Nisan 2023

Tahran Üniversitesi’nden arkeologlar, İran’ın orta batısındaki Qazvin eyaletinin Segzabad bölgesinde bulunan eski bir mezarlıkta yaptığı kazılarda 3.000 yıl öncesine ait...

Polonya’da 4.000 yıldan daha eski bir bakır hançer bulundu

24 Şubat 2024

24 Şubat 2024

Polonya’da bir metal dedektör kullanıcısı 4.000 yıldan daha eski bir bakır hançer buldu. Podkarpackie Voyvodalığı’nda bir ormanlık alanda keşfedilen bakırdan...

Cadılar Bayramı ilk defa Roscommon mağarasında mı kutlandı

1 Kasım 2022

1 Kasım 2022

Ekim ayının son günü dünyanın birçok ülkesinde kutlanan Cadılar Bayramı ilk defa nerede kutlandı. Kutlamaların ilk yapıldığı yer hakkında birçok...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]