26 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Ata Tohumları Üzerinde Tasarruf Türkiye’nindir!

Gıda ve su savaşlarının dünyanın geleceğinde görülme ihtimalinin her geçen gün yükseldiğine şahit olmaktayız.

İnsanlık açlık ve susuzluk yoksunluğu tehdidi altında…

Bu durumun üstesinden gelebilmek ve gelecekte acı tabloların yaşanmaması adına bilim insanları çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Hiçbir şekilde tasvip etmediğim GDO çalışmaları da dahil…

Kıt kaynakların daha verimli nasıl kullanabileceği yönünde bazı devletler AR-GE faaliyetlerine daha fazla destek veriyor.

Bu ve buna benzeri çalışmalar devam ederken ata tohumlar gözde konuma gelmeye başladı.

Ata tohumları önemli bir hazine

Tarımın görüldüğü yerleşik tarihin başlangıç noktası Anadolu coğrafyası, ata tohumları yönünden zengin bir kaynak…

Son arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ata tohumları özellikle de siyez buğdayı popüler hale geldi.

Yanmış, binlerce yıldan beri toprak altında kalmış bu tohumların ne işe yarayacağı, bu tohumların yeşertilmesinin imkansız olduğu düşünülürken geçtiğimiz aylarda İsrail bilim insanlarının bir Yahudi hurma ağacının 2 bin yıllık tohumunu filizlendirmeyi başardıklarının haberini okuyunca heyecanlanmıştık.

Bilim insanları, sağlam genomları değerlendirerek 5 bin yıllık tohumları bile yeşertme başarısını göstermesi bu yanmış tohumların canlandırılması içinde bilimin bir kapı açacağı umudunu bizlere verdi.

Gelecekte yaşanacak gıda krizinin önünü almak için verilen bu uğraşların temelinde yer almaya başlayan ata tohumları üzerinde örtülü çekişmeler de yaşanıyor.

Bugün Smithsonian Magazine internet sitesinde yayınlanan makalenin yazarı Joshua Hammer, Türkiye ata tohumları üzerinden kendince tartışma yarattı.

Hammer, makalesinde Eylül 2020 de bir Türk ekibinin Ankara’daki İngiliz Enstitüsü’nde arama yaptıklarını ve burada bulunan tohum koleksiyonlarına 2019’da bir hükümet yasasının aniden yabancı kuruluşlar tarafından toplanan tüm tohum ve bitkilerin Türkiye’nin malı olduğunu ilan etmesi neticesinde “el koyduğunu” yazdı.

Hatta Hammer, makalesinde “enstitünün onlarca yıl önce Anadolu bölgelerinden toplanan eşsiz antik tahıl koleksiyonunu tehlikeye attığını” bile dile getirmiş.

Makale içinde tarihsel arkeolojik çalışmalara duygusal göndermeler yapan Hammer’in arama ya da el koyma kelimelerinin arkasındaki yatan gerçekliğin ne olduğu üzerinde durmayacağız hatta hatta makale içinde kullanılan “zorbalık” kelimesini de dikkate almadan bu olayın ata tohumlarının elde ediliş şekli yönünden bu tohumların Türkiye Cumhuriyeti malı olup olmadığı tasarrufun Türk Devleti altında mı olduğu noktasında görüş bildirmek isterim.

Arkeoloji buluntular Türkiye’nin kültürel varlığıdır

Arkeolojik kazı faaliyetleri ülkelerin kanunları ve siyasi yönetimin izinleri doğrultusunda yapılmaktadır. Ülkemizde de arkeolojik alan çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar Dairesi’nin kendisine verilen kanun çerçevesinde yerli ve yabancı kazı heyetlerine verdiği sınırlı süreli izinlerle yapılmaktadır.

Kanun ve yönetmeliklerde açıkça belirtildiği gibi kazı alanlarından çıkarılan her türlü arkeolojik buluntu, arkeobotanik (tohum, hububat, polen gibi) örnekler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir.

Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan 3 Eylül 2019 tarihli Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelikte, “Kayıt altına alınmış olan yerel çeşitler ile ilgili işlemler, Bakanlığın izin ve denetimi altında gerçekleştirilir. Yerel tohumlar kamu malıdır” deniliyor.

Tarihten gelen miras, Türkiye’nin korumasındadır.

Dolayısıyla ülke sınırlarımız içinde bulunan her türlü buluntu kültürel varlıklar bize aittir.

Osmanlı Devleti zamanında başlayan kültürel varlıklarımızın yurtdışına kaçırılma hikayeleri ve bu zenginliklerin yurt dışı müzelerinde sergileniyor olması bizleri derinden yaralarken bu varlıklar kadar önemli ata tohumlarımız üzerinde tasarruf konusunda tartışma açılması bana gereksiz ve temelsiz gelmekte…

Mevcut bulunan tohumların nerede kimin elinde, hangi koşullarda saklanıyor tutuluyor bunları bilmekte Türkiye’nin hakkıdır.

Ata tohumları eğer ki bilim insanlarının çalışmaları ile tekrar can bulacak, insanlık için bir büyük kazanım olacak ise, koleksiyon olarak tutulması ne kadar sağlıklıdır sormak isterim.

Tekrar etmek gerekirse kişi ya da kuruluş ne olursa olsun bu topraklardan çıkan her bir çömlek parçası bile bu ülkenin öz varlığıdır.

Banner
Benzer Yazılar

Danimarka’daki Küçük Bir Damga, Sutton Hoo Miğferinin Kökenlerini Yeniden Şekillendiriyor

29 Mart 2025

29 Mart 2025

Danimarka’nın Tåsinge adasında yakın zamanda yapılan bir keşif, Anglo-Sakson tarihinin en değerli hazinelerinden biri olan Sutton Hoo miğferinin kökenleri hakkındaki...

Tütün İçmenin 12 Bin Yıl Öncesine Uzandığına Dair Yeni Bulgular

12 Ekim 2021

12 Ekim 2021

Günümüzde en büyük sağlık ve ekonomik sorunlara yol açan tütün kullanımının 12 bin yıl öncesine dayandığına dair yeni bulgular keşfedildi....

Bilinen en eski Bask dili ile yazılmış metin keşfedildi

15 Kasım 2022

15 Kasım 2022

İspanya’da arkeologlar, ülkenin kuzeyindeki Navarre bölgesi Irulegi arkeolojik alanında, “bilinen en eski Bask dili metni” içerdiğine inandıkları bir buluntu keşfettiler....

Negev Çölü’nde binlerce yıllık devekuşu yumurtaları bulundu

18 Ocak 2023

18 Ocak 2023

Tarih öncesi çağlardan beri göçebeler tarafından kullanılan bir Negev kamp alanındaki ateş çukurunun yanında 4.000 ila 7.500 yıl öncesine tarihlenen...

“Trumpington Haçı” ile gömülmüş 7. yüzyıl Anglo-Sakson genç bir kızın yüzü yeniden canlandırdı

21 Haziran 2023

21 Haziran 2023

İngiltere yakınlarındaki dikkat çekici bir arkeolojik keşifte, “Trumpington Haçı” olarak bilinen nadir bir altın garnet haçı ile gömülmüş 7. yüzyıldan...

Gizli Taş Çemberlerin Sırları Ortaya Çıkarılmayı Bekliyor

17 Kasım 2020

17 Kasım 2020

İskoçya’da St Andrews Üniversitesi’ndeki araştırmacıların ünlü Calanais çemberine yakın bölgede gömülü olan taşlar hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkarmalarına olanak...

Dünyanın En Eski Mumyaları Şili’de Bulundu

22 Şubat 2024

22 Şubat 2024

20. yüzyılın başında, dünyanın en kurak yeri olan Şili’nin Atacama Çölü’nde Mısır mumyalarından tam 2000 yıl öncesine ait Dünyanın en...

Biberon Kullanımı 3 Bin Yıl Öncesine Dayanıyor

17 Şubat 2021

17 Şubat 2021

Bebeklerimize ek süt ve mama vermek için kullandığımız biberon günümüzden 3 bin yıl önce kullanılmış olabilir. Almanya’da açılan mezarlardan çıkarılan...

2000 Yıllık Bir İmza: Tacikistan’da Kadının Adı Testiye Kazınmış

4 Temmuz 2025

4 Temmuz 2025

Tacikistan’da yürütülen arkeolojik kazılarda, 2.000 yıl öncesine ait bir su testisinin üzerinde yazılı bir kadın ismi bulundu: Sagkina. Bu sıradan...

Fransa ve Amerika’dan Gönüllü İade Edilen Eserler Türkiye’de!

15 Haziran 2021

15 Haziran 2021

Yurtdışına kaçırılan tarihi varlıklarımızdan Orta Tunç Çağı II (M.Ö. 1800-1600) dönemi pişmiş toprak kadın figürini ile erkek figürin başı, amforalar...

İki amatör arkeolog, Danimarka’nın Zealand Adası’nda Büyük İskender’in eşsiz antik bronz minyatür portresini buldular

13 Nisan 2024

13 Nisan 2024

İki amatör arkeolog, Danimarka’nın Zealand adasındaki Ringsted yakınlarında eşsiz bir keşif yaptı. Tarihin en büyük imparatorlarından Büyük İskender’in eşsiz minyatür...

2.500 yıllık Fenike gemi enkazı İspanyol arkeologlar tarafından kurtarılıyor

6 Temmuz 2023

6 Temmuz 2023

İspanya’nın güneydoğusundaki Murcia bölgesinde su altında 2.500 yıllık bir Fenike gemi enkazı bulundu. 2.500 yıl öncesine dayanan olağanüstü bir Fenike...

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Depoları Neden Taşınıyor?

24 Mayıs 2021

24 Mayıs 2021

İstanbul Arkeoloji Müzeleri depolarında yer alan eserlerin Atatürk Havalimanı ve Maltepe’de Bakanlığa tahsisi yapılan alanlarda depo müzeler oluşturularak buralara taşınması...

Terracotta Savaşçıları’nın bulunmasında rol oynayan Çinli arkeolog Shi Xingbang, 99 yaşında öldü

26 Ekim 2022

26 Ekim 2022

Terracotta Savaşçıları’nın bulunmasında rol oynayan Çinli arkeolog Shi Xingbang, 99 yaşında öldü. Çin’in duayen arkeoloğu Shi Xingbang, 1953 yılında Çin’in...

Fatih Sultan Mehmet madalyonu yeniden İstanbul’un oluyor

25 Ocak 2023

25 Ocak 2023

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1481 yılında Costanza de Ferrara tarafından yapılan Fatih Sultan Mehmet madalyonunu satın aldı. Sultan Mehmet yaşarken Ferrara’nın...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]