19 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Apollon Tapınağı’nın Kayıp Sığınağı Bulundu

Yunan panteonunun en büyük tanrılarından Zeus’un oğlu Apollon’un kayıp sığınağı bulundu.

Olympos Dağı’nın ürettiği mitolojide müziğin, sanatın, Güneş’in, ateş ve şiirin tanrısı, kehanet ve bilici tanrısı olan Apollon’un kayıp sığınağı Kıbrıs’ta arkeologlarca gün yüzüne çıkarıldı.

Greek Reporter internet sitesinde yer alan habere göre; Kıbrıs Eski Eserler Dairesi ve Ulaştırma, İletişim ve Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan muhteşem keşif, Almanya’daki Frankfurt ve Kiel üniversitelerinden arkeologlar tarafından yapıldı.

Ekim 2020’de Pera Oreinis bölgesinde arkeolojik ve jeofizik araştırma Frankfurt’tan Dr. Matthias Recke ve Kiel’den saha Direktörü Dr.Philipp Kobusch tarafından gerçekleştirildi.

Arkeologlara göre, antik Tamassos yakınlarındaki Apollon tapınağı, orada bulunan paha biçilmez heykellerin zengin buluntuları nedeniyle Kıbrıs’ta bugüne kadar keşfedilen en önemli kutsal alanlardan biri olarak kabul edildi.

Apollon Sığınağı 1885 yılından sonra tekrar canlandırıldı.

1885’te Alman arkeolog Max Ohnefalsch-Richter tarafından “kurtarma kazısı” olarak kabul edilen yerdi. Bununla birlikte, Sığınağın tam yeri trajik bir şekilde unutuldu ve o zamandan beri çeşitli arkeologlar tarafından boşuna arandı.

Son zamanlarda, arşiv çalışmaları kutsal alanın konumunu Pera Oreinis’in güneyindeki bir vadiye doğru saptamayı başardı. Bu vadinin yoğun bir araştırması sayesinde, kutsal alanın tam yerini kesin olarak bulmak artık mümkün olmuştur.

Araştırma, yalnızca yüksek konsantrasyonda seramik parçalarını değil, aynı zamanda nispeten dar tanımlanmış bir alanda eski heykel ve pişmiş toprak figürin parçalarını da ortaya çıkardı. Apostolos Sarris başkanlığında Kıbrıs Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülen yer delici radar ile jeofizik araştırma bulguları doğruladı.

Zeminin derinliklerinde yer alan yapılar, sadece vadinin arkeolojik araştırmada da öne çıkan bölümünde bulunabilir.

Buluntuların ön analizi, bölgenin Demir Çağı’ndan beri işgal edildiğini ve Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemler boyunca kullanıldığını göstermiştir. Roma ve Bizans döneminden sayısal olarak daha küçük buluntular önemli ölçüde daha fazla aşınmıştır ve büyük olasılıkla bu döneme ait daha aşağı havzadaki bir yerleşim yerinden kaynaklanmaktadır ki bu zaten bilinmektedir.

Apollon kutsal alanının kullanımına atfedilebilecek daha önceki dönemlere ait buluntular nispeten iyi korunmuştur. 1885 kazılarının enkazının bir parçası oldukları düşünülüyor ve o sırada bir şekilde gözden kaçmıştı.

1885 kazılarından elde edilen bir buluntuyla karşılaştırıldığında 2020’de bulunan bir heykel ayakkabısı parçası. FOTO: Eski Eserler Bölümü

Arabalar, atlar ve gerçek boyutlu insan figürleri

Arkeologlar, kireçtaşı figürlerinin ve büyük pişmiş toprak heykellerin sayısız parçasının, bunların eski bir kutsal alanın kalıntıları olduğunu kanıtladığına inanıyor, çünkü yerleşimlerde ve nekropolislerde benzer buluntular nadirdir.

Aslında, keşfedilen figür türleri, şu anda Kanada, İngiltere, İrlanda ve hatta Rusya’daki müzelerde bulunan 1885’te kazılan malzemeye tam olarak karşılık geliyor. 1885’teki buluntuların sadece küçük bir kısmı Kıbrıs’ta kaldı ve şu anda Lefkoşa’daki Kıbrıs Müzesi’nde, ünlü “Tamassos Heykeli” de dahil.

Sığınağın en karakteristik buluntuları, küçük savaş arabaları, biniciler ve pişmiş topraktan savaşçı figürleri ve donörlerini tasvir eden, gerçek boyuta kadar büyük, içi boş pişmiş toprak heykelleridir. Böyle bir heykel, 1885 yılında şimdilerde Kıbrıs Müzesi’nde bulunan daha önceki kazılardan elde edilen buluntu ile karşılaştırıldığında, gerçek boyutlu bir ayakkabı parçasıyla yukarıda gösterilmiştir.

Orada kireçtaşından yapılmış bol dökümlü oymacı figürleri de bulundu. Bu insan figürlerinin yanı sıra, özellikle atların (ve atlıların) birçok başka heykel parçası da bulundu.

Apollon önemli kutsal alanının tam olarak bu noktada olduğunun teyidi, aynı zamanda 1885 faaliyetlerine kadar izini sürülebilen ve eski kazıda da bahsedilen yaklaşık 15 metre uzunluğunda bir deneme açmasının konumu ile sağlanmıştır. Tam olarak iki fit genişliğindeki açma, kutsal alanın tam boyutunu belirlemek için bitişik alanı keşfetme amacına sahipti. Aslında, kutsal alanın mimarisinin bir parçası olması gereken antik çift kabuklu duvar kalıntıları burada görülebilir.

2021 baharı için başka bir arkeolojik kazı çalışması kapsamında bölgenin daha detaylı incelenmesi planlanıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti Eski Eserler Dairesi’nden alınan bilgilerle 

Banner
Benzer Yazılar

Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli

26 Ocak 2022

26 Ocak 2022

Bir MezoAmerikan uygarlığı olan Tarascan (Purépecha) kültürüne ait ((MS 1400-1521) Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli, Instituto Nacional de Antropología e Historia...

Dicle Nehri kenarında 3400 yıllık Mitanni Kenti ortaya çıkarıldı

30 Mayıs 2022

30 Mayıs 2022

Medeniyetin yeşerdiği topraklar olarak bilinen Mezopotamya’da 3400 yıllık Mitanni Kenti ortaya çıkarıldı. Mezopotamya’yı oluşturan iki nehirden biri olan Dicle nehrinin...

Facebook’ta satılık Maya arkeolojik alanı Yucatán’da ve Meksika’da tartışmalara yol açtı

31 Mart 2023

31 Mart 2023

Facebook Marketplace’te satılık 249 hektardan fazla arazi, Yucatan’da ve Meksika’da tartışmalara yol açtı. Sosyal medyada reklamı yapılan mülk, Yucatán eyaletinin...

Magnesia kazılarında Zeus Tapınağı’nın Giriş Kapısı Ortaya Çıkarılıyor

26 Eylül 2021

26 Eylül 2021

Efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuş olan Magnesia Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nın giriş kapısı ortaya çıkarılmaya başlandı. Aydın ilinin...

Bilecik’teki Aya Yorgi Kilisesi Restore Edilmeyi Bekliyor

15 Ağustos 2021

15 Ağustos 2021

Bilecik’teki 200 yıllık Aya Yorgi Kilisesi harabe durumda… Acilen kilisenin restore edilmesi gerekiyor. Bilecik‘in Osmaneli ilçesinde yer alan 1800’lü yılların...

AlUla, Eski Arap Medeniyetlerinin Yaşayan Müzesi

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Al Ula vahası, modern Tayma şehrinin yaklaşık 110 km güneybatısında ve Medine’nin 380 km kuzeyinde, yemyeşil Wadi Al-Qura veya “köyler...

Girit Adası’nda nadir görülen Minos Dönemi mezar ve ölü hediyeleri bulundu

23 Ekim 2022

23 Ekim 2022

Girit Adası’nın doğusunda yer alan Lasithi’de devam eden Sissi arkeoloji kazılarında adada nadir görülen Minos Dönemi mezar ve ölü hediyeleri...

İspanya’da Kadınlar 4000 Yıl Önce Dişlerini Alet Olarak Kullanmışlar

6 Kasım 2020

6 Kasım 2020

Castellón Alto arkeolojik sahasında (Granada, İspanya) gömülü 106 kişinin diş aşınması üzerine yapılan bir araştırmada, sadece kadınların ön dişlerini ip...

Orta Asya’nın usta tüccarları, diplomatları ve din adamları Soğdlular

2 Haziran 2023

2 Haziran 2023

Soğdlular, Orta Asya’da Soğdiana adı verilen bir bölgede yaşamış bir halktır. Soğdlular, MÖ 6. yüzyıldan itibaren MÖ 8. yüzyıla kadar...

Araştırmacılar, Vezüv patlamasında yanan Herculaneum parşömenlerini okumak için yapay zekayı kullanıyor

14 Ekim 2023

14 Ekim 2023

Araştırmacılar, MS 79’daki Vezüv patlamasında yanan antik Roma kenti Herculaneum’daki kömürleşmiş bir parşömendeki ilk metinlerden birinden ilk kelimeyi çıkarmak için...

Şamuha Kenti Tanrıçası İştar’ın tapınağı çıkarılacak

11 Eylül 2021

11 Eylül 2021

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa dışında bir dönem başkentlik yapan Şamuha (Kayalıpark-Sivas) idari kent olma dışında dini özelliği ile de dikkat...

Mersin’de 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri Bulundu

28 Şubat 2021

28 Şubat 2021

Son günlerde birçok kaya resmi bulundu haberleri ile karşılaştık. Bu haberlerden Avustralya’da bulunan 17 bin 500 yıllık gerçek boyutlu kanguru...

Dünyanın en eski darphanesi Çin’de Keşfedildi

8 Ağustos 2021

8 Ağustos 2021

Çin’de Sarı Nehir yakınında bulunan antik Guanzhuang kentinin kazılarında dünyanın en eski darphanesi keşfedildi. Darphanenin bulunduğu Guanzhuang, M. Ö. 800...

“Gılgamış Rüya Tableti”ait olduğu topraklara dönüyor

29 Temmuz 2021

29 Temmuz 2021

3 bin 500 yıllık Akadça dilinde yazılmış “Gılgamış Rüya Tableti” olarak bilinen çivi yazılı tablet Amerika Birleşik Devletleri’nden asıl ait...

Çekya’da bir çiftçi tarlasında Tunç Çağı dönemi altın kemer buldu

16 Kasım 2022

16 Kasım 2022

Çekya’nın kuzeydoğusundaki Opava bölgesinde bir çiftçi tarlasında çalışırken eşsiz Tunç Çağı dönemine ait olduğu düşünülen altın kemer buldu. Tunç Çağı...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]