12 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Antik Yunan Medeniyetinde Şifacı Kadınlar

Antik Yunan kaynaklarında kadınlar çeşitli ilaç hazırlama tekniklerinde uzmanlaşmış olsalar dahi genelde bilgilerini kötü yönde kullandıkları düşünülmüş ve yazılmıştır. İnsanlar, kadınların şifacı kimliklere ve bilgilere sahip olsalar bile bu bilginin negatif yönde kullanıldıklarını düşünmüşler.

Eski Yunan dünyasında bitki ve büyü bilgisi olan şifacı kadınlardan ilk olarak bahseden Homeros’un Odysseia’sında, πολυφαρμάκου (birçok ilacı bilen) sıfatıyla nitelendirilen Kirke, yaptığı büyü ile Odysseus’un arkadaşlarını domuza dönüştürmüştür (Homeros, Odysseia, X.276‒285).

Hikayeye göre, Odysseus’u Kirke’nin büyülerine karşı uyaran Hermes, ona olacakları anlattıktan sonra bu büyülerden korunmak için ‘molü’ denilen gizemli bir bitki verir.

“…Kirkenin bütün tuzaklarını büyülerini bir bir anlatayım sana: bir içki hazırlayacak, bir
ilaç koyacak içine, ama dinlemez büyü müyü benim sana vereceğim ot,…Argos’u öldüren
böyle konuştu ve kopardı otu topraktan, uzattı onu bana ve bir bir saydı özelliğini: çiçeği
sütbeyazdı, kökü kapkara, ona molü derlerdi tanrılar arasında… ” (Homeros, Odysseia,
X.289‒291)

Kirke burada bazı bitkisel karışımlarla savaşçıların aklını karıştırmıştır. Bu anlatımda bile Kirke’nin bitkileri ve özelliklerini çok iyi tanıyan biri olduğu kabul edilmektedir. Kirke’nin bitkiler hakkındaki derin bilgisi, Homeros tarafından negatif bir biçimde ele alınmıştır. Dolayısıyla φαρμακίς terimi de burada Kirke üzerinden bir ot ve bitki büyücüsü olarak anlamlandırılmıştır.


Ataerkil bir yaşam üzerine kurulu Yunan toplumundan tamda beklenildiği gibidir. Kadınlar tragedya ve komedilerde aşk iksirleri ve ilaçları hazırlamaktadırlar. Bütün bu karalamalara rağmen farmakoloji alanında bilgili oldukları bellidir.

Aynı şekilde Homeros, Augeias’ın kızı Agamede’nin yeryüzünün bütün tedavilerini bildiğinden bahsetmektedir (Homeros, Ilias, XI, 735‒745). Burada ki farka gelince Truva savaşında Helene atfedilen iyilik ve güzelliğin hem de şifa özelliklerinin Agamede’ye de atfedilmesidir. Yunanlı yazarların MÖ. 8 yüzyılın gerçek düşünce şeklini çok iyi bir şekilde yansıtan bu görüş eğer hikayede ki kadın bir erkeği alt edecekse Tanrısal güçlere haiz olmalıydı yoksa kötü kalpli bir kadın dan daha fazlası olamazdı.

Ataerkil bir toplum olmanın getirilerinden biride Tanrıçalara atfedilen görevlerde olmuştur. Eski Yunan dünyasında MÖ 1. binyıla gelindiğinde tanrıçalar, öfkeli, kinci ve sıklıkla zalim bir doğaya atfedilen tanrılardan oldukça güçsüz olarak tanımlanmıştır. İlk tanrıça mitlerinin çoğunluğu da daha güçlü bir tanrının akrabası şeklinde tanımlanarak yeni bir sistemde tekrar var edilmiştir.

MÖ 7. yüzyıldan önce Asklepios ailesinin şifacı kadın üyeleri seramiklerde, heykellerde ve fresklerde tıptaki uzmanlıklarını tek başlarına uygularken tasvir edilmişlerdir. Ancak daha sonra, babalarının yanında betimlenmenin dışında ender olarak gösterilmişlerdir. Böylece, şifacılık sanatındaki rolleri bir yardımcının pozisyonuna indirgenmiştir. Şifalı ot sepetleri taşırken, Asklepios’u bir hastaya tanıtırken ve onun yönlendirmesiyle sağaltım işlemleri yaparken tasvir edilmişlerdir. Bu durum kadın şifacılara olan saygının azalmasının doğal bir tezahürüdür.

Arkaik dönemlerde şifacı olarak yücelten ve takdir gören kadınların yerini sadece hekimlerin yanında yardımcı olan kadınlara indirgendiği toplumdaki rollerinin nasıl değiştiğini açıkça göstermektedir. Kadınlar artık şifacı değil sadece yardımcıdırlar.
Erkeğin doğuştan getirdiği erdemleri, sıradan bir kadın yerine Kutsal bir Tanrıça yada kutsal bir dişinin altında görmemiş onlara bu alanda yer açmışlardır. Ataerkil bir sistemde erkekler şifacılık gibi bir alanda kendilerine rakip olarak sıradan kadınlar yerine Tanrıçaları görmüş ve kaynaklarda onlara yer vermeye karar vermişlerdir.

Kaynak: Aydemir, Leyla. “Eski Yunan ve Roma Dünyasında Şifacı Tanrıçalar ve Şifacı Kadınlar Arasındaki İlişki” Anadolu Araştırmaları, 2019

 

Banner
Benzer Yazılar

Etrüsklerin 2000 yıllık köken gizemi hakkında şaşırtıcı son çalışma

25 Eylül 2021

25 Eylül 2021

Antik iskeletlerden alınan DNA’nın genetik analizi, 2000 yılı aşkın süredir araştırmacıları büyüleyen bir bulmacaya, Etrüsklerin kökenine cevap vermiş gibi görünüyor:...

Kadınlar, Antik Yunan Seramiklerinin Ardındaki Gerçek Kahramanlar mıydı?

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Dipylon amforasını klasik arkeolojiyle ilgilenen herkes duymuştur. Antik Atina kentinin kuzeybatısında Kerameikos’taki Dipylon Kapısı civarında Dipylon mezarlığında bulunmuştur. Amforayı yapan...

Laodikya’da Ortaya Çıkarılan Gizli Kiliseli Ev

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Denizli sınırları içerisinde yer alan antik kent Laodikya’da kazı çalışmaları sırasında içerisinde bir kilisede  bulunan 20 odalı bir peristilyum ortaya...

IŞİD Tarafından Yıkılan Palmira Antik Kenti Yeni Bir Sergi İle Hatırlanacak

4 Şubat 2021

4 Şubat 2021

Işid tarafından tahrip edilen Palmira Antik Kenti ve onu savunurken ölen Halid El Es’ad’ın çalışmaları Getty Research Institute tarafından sergilenecek....

Mısır’da 59 Antik Tabut Bulundu

9 Kasım 2020

9 Kasım 2020

Mısır‘daki arkeologlar, 2500 yıldan daha uzun bir süre önce gömülmüş 59 adet iyi korunmuş ve mühürlenmiş ahşap tabutun keşfini duyurdu....

Runik Yazıtlı Hz. İsa’nın Sözleri Olan Tahta Parçası Bulundu

30 Aralık 2021

30 Aralık 2021

Norveç’te arkeologlar Oslo’da Medieval Park’ta runik yazıtlı üzerinde Hz.İsa’nın sözleri olarak bilinen tahta parçası buldu. Buluntu yerinde ayrıca yine runik...

Via Tiburtina’da Cumhuriyet dönemine ait bir Roma köprüsü keşfedildi

28 Şubat 2022

28 Şubat 2022

Roma Şehri’nin kuzeydoğusuna giden antik Roma yolu Via Tiburtina’nın 12. kilometresinde, Cumhuriyet döneminden kalma nadir bir köprünün kalıntıları keşfedildi. Köprü,...

Sağanak Yağış 2500 Yıllık Boğa Heykelciğini Ortaya Çıkardı

19 Mart 2021

19 Mart 2021

Yunanistan’da sağanak yağış 2500 yıllık boğa heykelciğini ortaya çıkardı. Antik Olympia’da bir arkeolog gerçekleştirdiği rutin arazi incelemesi sırasında 2500 yıllık...

Kibyra Antik Kentinde Yeni Keşifler

27 Kasım 2020

27 Kasım 2020

Burdur ilindeki Kibyra antik kentinde ait iki tanrı heykeli ortaya çıkarıldı. Kibyra (veya Cibyra Magna), MÖ ikinci yüzyılda dört şehir...

Britanya’da Demir Çağı’na Ait En Büyük Altın Sikke Hazinesi: Sezar’a Verilen Bir Haraç mı?

16 Mayıs 2025

16 Mayıs 2025

İngiltere’de yapılan bir arkeolojik keşif, Demir Çağı tarihine dair şimdiye kadar bilinenleri yeniden gözden geçirmemize neden olabilir. Chelmsford şehri yakınlarında...

Pompeii’de şimdiye kadar görülmemiş köle odası keşfedildi

6 Kasım 2021

6 Kasım 2021

Vezüv Yanardağı’nın yerle bir ettiği, gösterişli, zengin Roma kenti Pompeii Antik Kenti kazılarında heyecan yaratacak yeni bulgular ortaya çıkarılmaya devam...

Evesham yakınlarında ortaya çıkarılan Arnavut kaldırımlı yol, İngiltere’deki türünün en iyi Roma örneği olabilir.

19 Ekim 2022

19 Ekim 2022

İngiltere’nin Worcestershire kentindeki Evesham yakınlarında Roma yapımına ait olduğuna inanılan Arnavut kaldırımlı yol keşfedildi. Yolun Romalı olduğu doğrulanırsa, İngiltere’de türünün...

Freskleri ile ünlü Trak Kral Mezarı “Aleksandrovo”

15 Ağustos 2021

15 Ağustos 2021

Traklar, günümüz Doğu Trakya, Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan’da yaşamış Hint-Avrupa kökenli Antik Çağ halkıdır. Traklar, varlıklarını Büyük İskender’in M. Ö....

İnterpol Tarafından Aranan Mozaik Yasadışı Satış İçin Çevrimiçi Yayınlandı

24 Kasım 2020

24 Kasım 2020

Varşova Üniversitesi’nden araştırmacılar, günümüz Suriye’sinde Apamea’dan çalınan bir mozaiğin, bir Roma hidrolik su çarkının en eski temsili olduğunu belirlediler.  Apamea MÖ....

Pompeii’de Yeni Keşif: Porta Sarno Nekropolü’nde Yaşam Boyu Aşkı Tasvir Eden Antik Mezar Rölyefi Gün Yüzüne Çıktı

4 Nisan 2025

4 Nisan 2025

Pompeii’nin tarihi dokusunu aydınlatan çarpıcı bir keşif, Porta Sarno nekropolünde yapıldı. Universitat de València ve Pompeii Arkeolojik Parkı’nın ortak yürüttüğü...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]