9 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Antik Çağ’da Kadının Gücünü Gösteren Buluntular

Tarihi yazanlar çoğu zaman erkekler olduğu için olmalıdır ki kadınları geri planda bırakmış hatta bahsetmekten bile özenle imtina etmişlerdir. Günümüzde bilinen en eski tarihçi olan Herodot bile sadece savaşçı Amazon Kadınlarından bahsetmiş, meşhur Truva savaşında ise savaş çıkmasına sebep olarak güzel bir kadını göstermekten çekinmemiştir.

Tarihin tozlu sayfaları kadınları böyle sıradanlaştıra dursun. Arkeoloji geçmişte kadınlarında erkekler gibi yaşam savaşı verdiğini kanıtlarıyla birlikte ispatlamaya başladı.

2020 yılında bulunan arkeolojik buluntulardan özellikle birkaç tanesi kadınlar hakkında şaşırtıcı gerçeklere ulaşmamızı sağladı.

İlk olarak bizi şaşırtan en eski avcılardan birinin kadın olduğu gerçeği çıktı karşımıza.

9.000 yıllık bir kadın avcının cenazesi, eski avcı-toplayıcı toplumlarda erkeklerin birincil avcılar olduğu, kadınların ise ot ve bitki toplamaya bırakıldığı uzun süredir devam eden rol dağılımını alt üst eden bir soruşturmayı ateşledi.

Wilamaya Patjixa bir vicuna avının sanatsal rekonstrüksiyonu. Kaynak: Matthew Verdolivo

Araştırmacılar güney Peru’daki And Dağları’ndaki mezarı kazdıklarında, iskeletin yakınında çok sayıda mermi silahı içeren bir avlanma “alet takımı” buldular, bu da kişinin yetenekli bir avcı olduğunu ve toplulukları tarafından saygı duyulduğunu gösteriyordu. Kalıntıların başlangıçta bir erkeğe ait olduğu düşünülse de, kemiklerin ve dişlerin daha ayrıntılı analizi, avcının dişi olduğunu ortaya çıkardı.

Bu bulguların sonuçlarına dayanarak araştırmacılar “Bu bulgular, bugün toplumda hafife aldığımız – ya da pek çoğunun hafife aldığı – toplumsal cinsiyet rollerinin, bazılarının düşündüğü kadar doğal olmayabileceği fikrinin altını çiziyor. Diyerek kadınları ikincil rollere itenlerin sorgulamasını yaptırdı.

Kadınların anaç ve sevecen yanlarını herkes bilir. Peki kadın bir kraliçe ise? Aynı anaç ve sevecenliği ondan bekleyebilir misiniz? Kesinlikle hayır!

Araştırmacılar maya yolunun analizi için Lider yöntemini kullandılar. Kaynak: Traci Ardren

Bir maya kraliçesinin Yucatan’da bulunan beyaz yolu inşa ettirdiği düşünülüyor. İki antik Maya kentini birbirine bağlayan 1000 yıllık kireçtaşı bir yol, Lady K’awiil Ajaw adlı acımasız bir kraliçe tarafından bölgesel gücünü genişletmek için inşa edilmiş olabilir. Şu anda Meksika’nın Yucatán Yarımadası olan Cobá’da hüküm sürüyordu ve arkeologlar yakın zamanda Maya kraliçesinin, gücü giderek artan Yaxuná adlı bir kasabayı yaklaşık 60 mil (100 kilometre) batıda işgal etmek için bu beyaz yolu inşa ettiğini bildirdi.  Yaxuná yönetimini tehdit etmekteydi.

Araştırmacılar, mesafeleri ölçmek için lazer darbeleri kullanan bir uzaktan algılama yöntemi olan lidar (ışık algılama ve aralık) kullanarak antik “beyaz yolu” analiz ettiler. Daha önceki araştırmalar, yolun Cobá ile Yaxuná arasında düz bir çizgide geçtiğini ilan edilmişti. Ancak yeni analiz, muhtemelen kraliçenin güçlerinin de zafer yolunda fethedeceği küçük yerleşimleri kapsayan sözde beyaz yolda beklenmedik dönüşler ortaya çıkardı.

Buraya kadar farklı bir kadın tablosu çizdik. Ama daha en ilgincine gelmedik. En azından savaşçı amazon kadınları sayesinde tarih sahnesinde savaşçı olarak yazılma şansına sahibiz.

Bir kadın söz konusu olduğunda aşk olmasa olur muydu acaba? İstediğine her şekilde ulaşmakta güç göstergesi sayılmaz mı? Buna cevabımız kesinlikle evett!

Mısırlı bir kadının Büyü için yaptırdığı papirüs. Kaynak: Michagan Üniversitesi

Yaklaşık 1.800 yıl önce, eski Mısır’da, Taromeway adlı bir kadın, Kephalas adlı bir adamı şehvetten deliye döndürmek için bir “erotik bağlama büyüsü” yaptırdı. Bu büyü, araştırmacıların yakın zamanda tercüme ettiği bir papirüs parşömeni ile belgelendi. Büyüye göre “erkek organları dişi organlarını takip ederek” Taromeway’e teslim olana kadar bir hayaleti Kephalas’ı avlamaya çağırdı.

Parşömen ayrıca, Mısırlı çakal başlı tanrı Anubis’in çıplak adama (muhtemelen Kephalas’ın Taromeway arzusunu alevlendirmek için) ok attığı çıplak Kephalas’ın bir resmini içeriyordu.

Bilim adamları, daha önce bunun gibi bağlayıcı büyüleri tercüme etmişlerdi, ancak bu tür büyüler genellikle erkekler tarafından kadınları çekmek için kullanılıyordu. Demekki Taromeway genellikle erkeklerin yaptırdığı bu büyünün kadınların yapmasında bir sakınca görmemiş.

Banner
Related Articles

Nimes’te Dikkat Çekici Yer Süslemeleriyle Bezenmiş Roma Dom’ları

26 Şubat 2021

26 Şubat 2021

Nîmes kentinde kazı yapan arkeologlar, iki yüksek statülü Roma domusunun (evlerinin) kalıntılarını keşfettiler. Fransa’nın Nimes şehri tarih verimliliği açısından oldukça...

37 Milyon Yaşında ki Fosil Açık Arttırmada!

2 Aralık 2020

2 Aralık 2020

Güney Dakato’lu (Amerika) bir çiftçinin tarlasında bulduğu kılıç dişli kaplan Cenevre’de bir açık arttırmaya girecek. Halk arasında Kılıç dişli kaplan...

300 yıllık kutsal deniz kızı mumyasının gizemi çözüldü

20 Şubat 2023

20 Şubat 2023

Mumyalanmış bir deniz kızı yüzyıllardır Japonların kutsalları arasında yer alıyor. Kendisine tapıyorlar çünkü deniz kızının iyileştirici güçlere sahip olduğuna inanıyorlar....

Türkiye’den İtalya’ya kaçırılan 10 tarihi eser ülkeye geri getiriliyor

25 Ocak 2024

25 Ocak 2024

Türkiye, yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılan kültür varlıklarının ülke topraklarına geri getirilmesi için yürüttüğü başarılı çalışmalara bir yenisini daha ekledi....

El Algar’ı Tunç Çağında Kadınlar Yönetmiş Olabilir

12 Mart 2021

12 Mart 2021

El Algar kültürüne ait olan Tunç Çağı mezarında bulunan diadem bir kraliçeye ait olabilir. Mezar içinde bulunan değerli eşyaların çokluğu...

2 Bin Yıllık Papirüs, Empedokles’in Kayıp Dizelerini Ortaya Çıkardı

2 Nisan 2026

2 Nisan 2026

Kahire’de uzun süredir arşivlerde saklı kalan bir papirüs parçası, antik Yunan düşüncesinin en etkili isimlerinden biri olan Empedokles’in sesini yeniden...

Dünyanın en kuzeydeki Paleolitik yerleşimi, Kuzey Kutbu’ndaki Kotelny Adası’nda keşfedildi

20 Ağustos 2021

20 Ağustos 2021

Paleolitik dönemde, homininler küçük gruplar halinde yaşadılar ve bitki toplayarak, balık tutarak ve vahşi hayvanları öldürerek ya da leş yiyerek...

Arkeologlar Çin’in İlk İmparatorunun Mozolesinde Bir Terracotta Komutan ve Savaşçıyı Ortaya Çıkardı

12 Ocak 2025

12 Ocak 2025

Arkeologlar, Çin’deki ünlü Terracotta Ordusu sahasında üst düzey bir askeri komutanı tasvir eden 2 bin yıllık nadir bir heykel ortaya...

Dünyanın En Eski Mumyaları Şili’de Bulundu

22 Şubat 2024

22 Şubat 2024

20. yüzyılın başında, dünyanın en kurak yeri olan Şili’nin Atacama Çölü’nde Mısır mumyalarından tam 2000 yıl öncesine ait Dünyanın en...

Tuva’da Bulunan İskit Kral ve Kraliçesi’nin Yüzleri Yeniden Yapılandırıldı

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

1997’de Arzhan-2  höyüğünde bulunan ve 2001-2003 yılları arasında Rus-Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından incelenen İskit “Kral” ve ‘Kraliçesi’nin” cenazeleri, arkeologlar...

İsveç’te arkeologlar Viking Demir Bilezik ve Altın Boyun Halkası Keşfetti

23 Mart 2025

23 Mart 2025

İsveç’te arkeologlar Öland adasındaki Löt yakınlarında bir bataklıkta bulunan nadir bir Viking demiri bilezik ve Trollhättan’da 2.000 yıllık altın boyun...

Brezilya’da 16 yeni antik kaya sanatı alanı tespit edildi

10 Mart 2024

10 Mart 2024

Brezilya’nın Tocantins’in Jalapão bölgesinde çalışan arkeologlar, 2.000 yıllık 16 yeni antik kaya sanatı alanı tespit etti. Bu alanlarda insan ve...

İngiltere’de şimdiye kadar keşfedilen en büyük toplu mezar çukurlarından biri Leicester Katedrali bahçesinde ortaya çıkarıldı

21 Kasım 2024

21 Kasım 2024

Arkeologlar, bir eğitim merkezi inşası öncesi Leicester Katedrali bahçesinde kazı yaparken , İngiltere’de şimdiye kadar keşfedilen en büyük toplu mezar...

Batlamyus’un Haritasındaki Gizemli Göl Yemen’in Antik Su Geçmişine mi İşaret Ediyor?

8 Haziran 2026

8 Haziran 2026

Batlamyus’un antik Arabia haritalarında görülen gizemli göl, yeni bir arkeolojik keşif olarak değil, eski haritaların bıraktığı ilginç bir soru olarak...

Atalar Şehri Ahlat Mezar Taşları

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Bitlis’in Nemrut ve Süphan dağlarıyla çevrili Van Gölü kıyısındaki naif bir ilçesi olan Ahlat, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısıdır desek abartmamış...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]