26 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

İstanbul’un İlk Ev Sahipleri Gerçekten Yunanistan’dan Gelen Megaralılar mı?

İstanbul’un ilk kuruluşu denildiği zaman akla ilk gelen çeşitli efsanelerle düzenlenmiş Yunanistan’dan gelen Megaralılara ait hikayelerdir. Tarihsel anlatımlar efsanelerden hoşlanmış olmalı ki bir yer kurulurken, yıkılırken ya da o yerin başına bir şey geliyorken hep bu anlatımlardan yararlanılmıştır.

Bunlara en güzel örneklerden biri Khalkedon bugün ki adıyla Kadıköy’ün “Körler Ülkesi” olması gibi… Kadıköy’ün “Körler Ülkesi” olması hikaye olarak mantığa çokta yatkın değildir. Nitekim insanların tamda hedeflediği verimli toprakların ve bugün kurbağalı dere denilen mevkii de kurulmuş olması hikayenin tam tersine tamamen planlı ve bilinçli bir seçim olduğunu göstermektedir. Nitekim buraya yerleşenlerin burada ki geniş ve verimli topraklarından yararlanmak tarım yapan yerleşikler için oldukça akıllı bir seçimdir. Yerleşimcilerin tarım konusunda tecrübeli oldukları bile düşünülebilir. (Dere kenarında kurulmuş olması sulamayı kolaylaştıracağı da hesaba katılmıştır.)

Khalkedon’ a yerleşenlerin neden karşı yakadaki, Byzantion yerleştiği yeri almadıkları konusunda eleştirilere maruz kalması acaba bu yerde Byzantion da zaten hali hazırda yerleşiklerin olması olduğu gerçeğini örtmek için midir?

İstanbul’un yerleşik düzenini MÖ.675 kadar geç bir tarihe tarihlendirmek! Acaba kasıtlı bir öne çekme midir diye düşünülmelidir. Anadolu’da yakın zamana kadar Neolitik dönemin bulunmadığını söyleyen düşünenler ile İstanbul tarihini öne çekenler aynı kişiler midir? Diye sormak sanırım yanlış olmayacaktır.

Sultanahmet meydanında bulunan insan yüzlü cam boncuk. MÖ. 5 yy.

İstanbul’un ilk yerleşimlerine dair bilgilerimiz her geçen gün artmaktadır. Özellikle son zamanlarda tesadüfen keşfedilen eserlerin buna katkısı oldukça büyüktür. Yenikapı ve Sultanahmet’te alt yapı çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen kazılarda İstanbul’un yerleşim tarihini MÖ.6500 neolitik döneme kadar geri götürmüştür.

İstanbul’un sahip olduğu yoğun ve düzensiz yapılaşmanın neticesinde suriçi ve diğer bölgelerde derinlemesine kazılar yapılabilecek alanların olmaması birçok eski yerleşmenin yerinin bulunmasını zorlaştırmıştır.

Ayasofya ve Sultanahmet civarında demir çağına ait bulguların burada yaşamış olduğu ve bu bölgenin esas sahibi olduğu düşünülenler Thrako-Frigler’dir. Byzantion önce Thrakion bu bölgedeydi.

Aya İrini’de gerçekleştirilen kazılarda bulunan gri renkli çanak çömlek parçalarının bu bölgede Byzantion’dan önce yerleşim olduğunun kanıtıdır.

Prof. Dr. Afif Erzen hocamızın da eski bir makalesinde bu kazıların neticeleri hakkında yazdığı makalenin bugüne kadar çok dikkate alınmadığını da özellikle belirtmek isteriz. Tarihi yarımadanın antik Thrakya’nın bir parçası olduğu gerçeğini de hatırlatmakta fayda vardır.

Efsaneler yerine  arkeolojik ve bilimsel bulguların ışığında ilerlemek Dünya tarihinin doğru yazılması için daha güvenilir kaynaklar ve ispatlardır.

Thrako-Frig kökenli halkların erken demir çağı (Mö.1200-1000) Sultanahmet (At meydanı) düzlüğünde Megaralılar gelene değin (MÖ. 7 yy.) bu bölgede yaşıyor olma olasılıkları dikkate alınması gereken önemli bir olasılıktır.

Öne çıkan gelişmeler ışığında İstanbul’un Megaralılardan önce yerleşime sahip olduğu daha derinlemesine çalışılması gereken bir konudur. Zaten böyle bir bölgede daha erken dönemde yerleşim olmaması gibi bir ihtimalin olmayacağı aşikardır.

Bugüne dek gözardı edilen bir başka konuda Byzantion’u kurduğu söylenen komutanla ilgilidir. Yine afif erzen yıllar önce yazdığı makalesinde özellikle bu konuya değinmiş ama gözardı edilmiştir. Afir Erzen Byzas adının Thrak kökenli olduğuna özellikle değinmiştir. Kentin kurucusu olarak aktarılan bu isim Thrak kökenlidir.

Tarihin gerçekleri arkeoloji gibi bir bilimin elleriyle ortaya çıkarma gibi bir yeteneği vardır. Zamanla bu kuruluşun gerçek hikayesini de bizlere yazma fırsatını vereceğine eminim.

Kaynak: Dönmez,Ş. 2017, “Şehr-i Istanbul’un Kuruluş Ezberlerine Arkeoloji Darbesi”, Tarih Dergisi, S:34

 

Banner
Related Articles

Erken Bizans Dönemi 1400 yıllık yapı restore ediliyor

21 Ocak 2022

21 Ocak 2022

Bodrum’da yer alan en erken MS 6’ncı yüzyıla tarihlendirilen Erken Bizans Dönemi yapı Bodrum Belediyesi tarafından restore ediliyor. Bodrum’un, Çiftlik...

Vindolanda, Hadrian Duvarı’nın 1900’ncü yıldönümünü bir sunak keşfiyle kutluyor

9 Şubat 2022

9 Şubat 2022

Vindolanda Roma Kalesi kazı ekibi, Hadrian Duvarı’nın 1900’ncü yıldönümü şaşırtıcı bir arkeolojik keşif sonucunda elde edilen bir taş sunakla kutlanmaya...

Bilecik’te 8.500 Yıllık Müzik Aleti Ortaya Çıkarıldı

4 Temmuz 2021

4 Temmuz 2021

Bilecik’te bir apartmanın altında 2 yıldır sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında 8.500 yıllık 3 delikli müzik aleti ortaya çıkarıldı. Çalışmalarda ayrıca,11...

Hitit Toplumunda Ensest İlişkiye Nasıl Bakılıyordu?

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

Anadolu topraklarında uzun yıllar hüküm süren Hititler, kanunlar ile toplumsal yapıyı koruyan dönemin üst medeniyeti idi. Hititler, aile, kadın, erkek,...

Kraliçe Kubaba: Yaklaşık 4.500 yıl önce, bir kadın iktidara geldi ve eski Mezopotamya’daki en büyük uygarlıklardan birinde hüküm sürdü

5 Ocak 2024

5 Ocak 2024

Tarihteki ilk kraliçenin kim olduğunu söylemek mümkün mü? İnsan uygarlığının büyüklüğü ve çeşitliliği göz önüne alındığında, belki de bunun cevabı...

Arkeologlar, Endonezya’da 7.000 yıllık kaplan köpekbalığı dişi bıçakları keşfetti

30 Ekim 2023

30 Ekim 2023

Endonezya’nın Sulawesi adasında yapılan kazılar inanılmaz bir bulgu ortaya çıkardı; bıçak şeklinde şekillendirilmiş ve yaklaşık 7.000 yaşında olduğu düşünülen iki...

Kuzey Çin’de keşfedilen 5 bin 200 yıllık taş oyma ipekböceği krizaliti

20 Temmuz 2022

20 Temmuz 2022

Eyalet Arkeolojik Araştırma Enstitüsüne göre, arkeologlar geçen ay Kuzey Çin’in Shanxi Eyaletinde en az 5 bin 200 yıl öncesine dayanan...

İskitlerin Ok Uçlu Paraları

4 Nisan 2021

4 Nisan 2021

Yerleşik düzene geçilmesiyle birlikte sosya-ekonomik alanda birçok değişimler görülmüştür. Üretimin çeşitlenmesi ve oluşan üretim fazlası sonucunda toplumsal gruplar oluşmaya, meslekler...

Norveç’te kullanılmış tarihsiz rün takvimi

3 Aralık 2022

3 Aralık 2022

Günleri, ayları, yılları gösteren zaman çizelgesi takvim, ilk örnekleri ile insanın tarıma başladığı Mezopotamya’da karşımıza çıkar. Tarım için olmazsa olmaz...

İklim Değişikliği 50 Bin Yıllık Mağara Resimlerini Tehdit Ediyor

14 Mayıs 2021

14 Mayıs 2021

Hızlı ve plansız gelişen sanayileşme Dünya’nın dengesini bozmaya devam ediyor. Daha fazla üretme ve ekonomik açıdan güçlü olma hevesiyle birbiri...

KIŠIB: 80 bin Mezopotamya mühründen dijital bir arşiv oluşturuluyor

20 Aralık 2024

20 Aralık 2024

Önümüzdeki 16 yıl boyunca, Berlin’deki Yakın Doğu Arkeolojisi Enstitüsü (Freie Universität Berlin) ve Ludwig-Maximilians-Universität München (LMU Münih) araştırma ekibi, eski...

Saqqara’da Prens Waser-If-Re’nin Mezarı Keşfedildi

22 Nisan 2025

22 Nisan 2025

Ünlü Mısır bilimci Zahi Hawass liderliğindeki Mısır Yüksek Eski Eserler Konseyi ve Zahi Hawass Arkeoloji ve Miras Vakfı’nın ortak yürüttüğü...

Bugüne Kadar Bulunmuş En Büyük Viking Gemi Mezarlığı

11 Kasım 2020

11 Kasım 2020

Arkeologlar radar taramaları sırasında bugüne kadar gömülmüş en büyük gemi mezarlığını buldular. Norveç’in güneydoğusundaki Gjellestad’da yere nüfuz eden radar (GPR)...

Aborjinler’in Göç Yolları Haritası Yayınlandı

30 Nisan 2021

30 Nisan 2021

Avustralya’nın kadim halkı Aborjinler’in göç yolları haritası yayınlandı. Aborjinler’in, Avustralya kıtasına nasıl geldikleri ve kıta içinde nasıl hareket ettiklerine dair...

Sırbistan’da kırmızı boya kaplı mezarlar bulundu

19 Şubat 2022

19 Şubat 2022

Sırbistan Cumhuriyeti’nin kuzeyindeki Voyvodina’da iki höyükte kazı yapan Polonyalı arkeologlar, kırmızı hardal boyasıyla kaplı mezar ortaya çıkardılar. Araştırma, Avrasya bozkırının...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]