Denizli’deki Aşağıseyit Höyük’te ortaya çıkarılan küçük bir Hitit mührü, Batı Anadolu ile Hitit dünyası arasındaki ilişkiler hakkında önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
2024 yılı kazı sezonunda bulunan Erken Hitit dönemine ait mühür, yaklaşık 3.500 yıl öncesine tarihleniyor. Arkeolog Erim Konakçı tarafından yayımlanan çalışmaya göre eser, Orta Anadolu’daki Hitit Krallığı ile Batı Anadolu’daki yerel krallıklar arasında sanılandan daha güçlü siyasi ve kültürel temaslar kurulmuş olabileceğine işaret ediyor.
Aşağıseyit Höyük, Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Aşağıseyit Köyü yakınlarında, Büyük Menderes Nehri’ne oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Höyüğün bulunduğu alan, Çivril ve Baklan ovalarını Çal Havzası’na bağlayan doğal geçiş güzergâhı üzerinde bulunması nedeniyle Tunç Çağı boyunca stratejik bir merkez niteliği taşımış olmalı.

Hattuşa ile bağlantı kuran küçük bir eser
Yalnızca 2,6 santimetre yüksekliğindeki mühür, boyutundan çok taşıdığı anlamla dikkat çekiyor. Dairesel baskı yüzeyine, delikli konik bir sapa ve yuvarlak baş kısmına sahip olan eserin yüzeyinde sekiz yapraklı bir rozet motifi görülüyor. Bu motifin çevresi ise çift sıralı merdiven ya da ip örgüsünü andıran geometrik bir bezemeyle çevrelenmiş.
Mühür üzerindeki bezeme, onu sıradan bir yerel buluntu olmaktan çıkarıyor. Çünkü benzer örnekler, Hititlerin başkenti Boğazköy-Hattuşa’da ele geçen Erken Hitit mühürleriyle yakın paralellik gösteriyor. Bu benzerlik, Aşağıseyit Höyük’ün Orta Anadolu’daki Hitit dünyasından kopuk bir yerleşim olmadığını düşündürüyor.
Rozet motifinin Hitit görsel kültüründe otorite, seçkinlik ve muhtemelen Arinna’nın güneş tanrıçası ile ilişkilendirilen sembolik bir anlam taşıdığı biliniyor. Aşağıseyit Höyük’teki mühür için kesin bir dini ya da idari işlevden söz etmek zor olsa da, eserin Hitit simge dünyasına ait güçlü izler taşıdığı açık.
Büyük Menderes hattında bir Tunç Çağı merkezi
Aşağıseyit Höyük’te kazılar 2021 yılında başladı. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, yerleşimin Erken Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar uzanan uzun bir kullanım geçmişine sahip olduğunu gösterdi. Höyükte Erken Tunç Çağı II, Geç Tunç Çağı, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait tabakalar tespit edildi.

Jeoarkeolojik veriler, höyükte yaklaşık sekiz metrelik kültür dolgusu bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu da Aşağıseyit’in kısa süreli bir yerleşim değil, farklı dönemlerde tekrar tekrar kullanılan önemli bir merkez olduğunu gösteriyor.
Hitit mührü, Geç Tunç Çağı tabakasının erken evresinde, bir konut yapısının dışında bulundu. Aynı alanda seramikler, hilal biçimli ağırlıklar ve gündelik yaşama ait başka objeler de ele geçti. Bu durum, mührün izole bir eser değil, yerel yaşam dokusu içinde anlam kazanan bir buluntu olduğunu gösteriyor.
Batı Anadolu ve Hititler arasındaki boşluğu dolduran ipucu
Geç Tunç Çağı Batı Anadolu’su, uzun süredir arkeologlar için zor bir araştırma alanı oldu. Hitit metinlerinde Arzawa ülkeleri olarak anılan batı bölgelerinden, askeri seferlerden, ittifaklardan ve siyasi gerilimlerden söz edilir. Ancak bu anlatılar çoğunlukla Hitit devletinin bakış açısını yansıtır. Yerel yazılı belgelerin azlığı, Batı Anadolu’nun kendi siyasi yapısını anlamayı güçleştirir.
Bu nedenle Aşağıseyit Höyük’te bulunan mühür büyük önem taşıyor. Eser, tek başına Hititlerin bu bölgeyi doğrudan yönettiğini kanıtlamaz. Fakat Orta Anadolu ile Batı Anadolu arasında daha yoğun temasların varlığına dair somut bir arkeolojik işaret sunar.
Mührün Hattuşa örnekleriyle benzerliği, yerel toplulukların Hitit idari veya sembolik gelenekleriyle temas halinde olabileceğini düşündürüyor. Bu temas ticaret, diplomasi, seçkinler arası hediyeleşme ya da siyasi nüfuz üzerinden gerçekleşmiş olabilir.

Batı Anadolu artık uzak bir sınır değil
Son yıllarda Beycesultan, Kaymakçı, Tavşanlı Höyük, Aphrodisias ve Laodikeia gibi merkezlerde yürütülen çalışmalar, Batı Anadolu’nun Geç Tunç Çağı’nda pasif bir çevre bölgesi olmadığını ortaya koydu. Bölge, kendi yerel güç odaklarına, ticaret hatlarına ve kültürel bağlantılarına sahip dinamik bir coğrafyaydı.
Aşağıseyit Höyük de bu yeni tablonun önemli parçalarından biri haline geliyor. Çevrede yetmişten fazla Geç Tunç Çağı yerleşiminin tespit edilmiş olması, bölgenin ikinci binyıl Anadolu tarihinde sanıldığından daha yoğun bir yerleşim ve etkileşim ağına sahip olduğunu gösteriyor.
Denizli’de bulunan bu küçük mühür, Hattuşa’dan Batı Anadolu’ya uzanan ilişkilerin yalnızca metinlerde değil, maddi kültürde de iz bırakmış olabileceğini gösteriyor. Üzerinde yazı yok. Sahibinin adı bilinmiyor. Fakat biçimi ve bezemesi, 3.500 yıl önce Anadolu’nun doğusu ile batısı arasında yolların, sembollerin ve ilişkilerin dolaşımda olduğunu açıkça hissettiriyor.
Aşağıseyit Höyük’teki bu keşif, Hitit dünyasının sınırlarını ve Batı Anadolu krallıklarıyla kurduğu temasları yeniden düşünmek için güçlü bir arkeolojik ipucu veriyor.
Kapak Görseli: Aşağıseyit Höyük’te bulunan Erken Hitit mührü, Hattuşa ile Batı Anadolu arasındaki Geç Tunç Çağı bağlantılarına dair yeni bir ipucu sunuyor. Kaynak: Konakçı, E., 2026, Arkeoloji Dergisi
