10 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

5.000 Yıllık Hafıza Taşları: Ürdün’de Anlamı Hâlâ Çözülemeyen Tören Kompleksi Keşfedildi

Madaba yakınlarında yer alan Murayghat’ta, yapı taşlarıyla değil, ritüelleriyle inşa edilmiş bir tören kompleks alanı gün yüzüne çıkıyor.

Ürdün’ün Murayghat bölgesinde yürütülen arkeolojik kazılar, Erken Tunç Çağı’na tarihlenen gizemli bir törensel alanı ortaya çıkardı. Mezarlardan dev dikilitaşlara, geniş kamusal mimariden anıtsal çanaklara kadar uzanan kalıntılar, 5.000 yıl önce yaşanan büyük bir toplumsal krizin ardından şekillenen yeni bir inanç ve aidiyet sistemine ışık tutuyor.

Kazılar, Kopenhag Üniversitesi’nden Doç. Dr. Susanne Kerner liderliğindeki bir ekip tarafından yürütülüyor. Araştırmalar, bölgenin yalnızca ölü gömme alanı olmadığını, aynı zamanda kolektif hafızanın ve törensel pratiklerin merkezine dönüşen bir kutsal alan olduğunu öne sürüyor.

Hadjar al-Mansub, tek başına duran en büyük taş. Görsel Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Toplumsal Çöküşten Törensel Dirilişe

Murayghat, M.Ö. 3600–3300 yılları arasına tarihlenen bir döneme ait: Tunç Çağı’nın ilk evreleri ve Kalkolitik kültürün çöküşü. İklim değişiklikleri, elit sembollerin kaybı ve merkezî otoritenin çökmesiyle şekillenen bu geçiş dönemi, halkın aidiyetini yeniden inşa etmek için ritüellere ve anıt yapılar inşa etmeye yöneldiği bir evreydi.

“Tapınaklar yıkıldığında bile insanlar birbirine tutunmanın yollarını arar. Murayghat bu arayışın taşa kazınmış hâli olabilir,” diyor Kerner.

At nalı şeklindeki dik taşlar ve hendekleri gösteren 1. Alanın (merkez tepecik) planı. Diğer çizgiler, yüzeydeki diğer taş yapıları göstermektedir. Görsel Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Dikilitaşlar, Dolmenler ve Dev Çanaklar: Bir Ritüel Manzarası

Murayghat’ın en dikkat çekici unsurlarından biri, manzaraya bilinçli bir şekilde yerleştirilmiş dolmenler—dev taşlardan yapılmış mezar odaları. Bu mezarların çoğu, merkeze konumlandırılmış kutsal bir yükseltiye doğru yönlendirilmiş. Alan, ayrıca “Hadjar al-Mansub” olarak bilinen 2,4 metrelik dev bir dikilitaşa da ev sahipliği yapıyor. Bu taşın yönü, tören alaylarının izlediği bir aksı işaret ediyor olabilir.

Kazı alanında ortaya çıkarılan büyük seramik çanaklar ise (bazıları 27 litre hacminde), atalara adanan kurbanlar ya da kolektif yemek ritüelleri için kullanılmış olabilir. Bu tür objeler, sadece bir gömü geleneği değil, aynı zamanda aidiyet ve hatırlama pratiklerine dair ipuçları sunuyor.


Köy Değil, Kutsal Buluşma Noktası

Murayghat’ta günlük yaşam izlerine rastlanmaması—ocaklar, ev kalıntıları, depolar gibi unsurların eksikliği—buranın bir yerleşim değil, özel amaçlı törensel alan olduğunu destekliyor.

“Burası bir köy değil, bir araya gelme mekânı,” diyor Kerner. “Muhtemelen bölgesel bir tür mabet ya da ritüel platformu işlevi gördü.”


Tunç Çağı’nı Yeniden Yazmak

Murayghat, dolmen alanlarının göçebe ya da kabile mezarlıklarından ibaret olduğu yönündeki klasik varsayımları sarsıyor. Buluntular, kriz sonrası toplumların inançlarını, sosyal organizasyonlarını ve aidiyetlerini nasıl yeniden şekillendirdiğini anlamak için güçlü bir pencere açıyor.

Trench 9, arka planda L.9000 duvarının bulunduğu Oda 1’i göstermektedir. Kaya kesiminin solunda ve sağında, küçük dikdörtgen çukurlarla birlikte çukur izleri bulunmaktadır. Sağ alt kısımda büyük bir çukur görülmektedir. Görsel Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Yerel kalker taşlarından elde işlenmiş anıtlar, bu toplumların hâlâ “anımsamak”, “bağ kurmak” ve “bir yere ait olmak” gibi temel insani dürtüler etrafında şekillenen yeni ritüeller geliştirdiğini gösteriyor.


Taşlara Kazınmış Bir Toplumsal Yeniden Doğuş

Bugünün iklim krizleri ve toplumsal dönüşümleriyle yankı uyandıran Murayghat, insanlığın her çağda adaptasyon, kolektif hafıza ve yeniden örgütlenme ihtiyacına sahip olduğunu kanıtlıyor. Üstelik bunu kelimelerle değil, taşlarla anlatıyor.

Kazılar hâlâ sürüyor. Ama Murayghat’ın hikâyesi çoktan yazılmaya başlandı—ve bu hikâye, eski çağlara değil, belki de bugüne ayna tutuyor.

Kapak Fotoğrafı: Kuzeyden merkezi tepenin (Alan 1) görünümü, dikilmiş taşların çoklu dizilimlerini vurgulamaktadır. Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Kerner, S. (2025). Dolmens, standing stones and ritual in Murayghat. Levant, 1–16. https://doi.org/10.1080/00758914.2025.2513829

Banner
Related Articles

Anadolu Arkeolojisinde Bir İlk: Oluz Höyük’te 2 bin 600 yıllık kutsal oda ve Tanrıça Kubaba’yı simgeleyen taş bulundu

30 Kasım 2024

30 Kasım 2024

Amasya’nın Toklucak köyündeki Oluz Höyük yerleşim yerinde yapılan kazılarda, 2 bin 600 yıl öncesine ait Frig dönemine ait kutsal oda...

3 Bin 500 Yıllık Hitit Kenti Büklükale Kazılarında Yeni Binaların Çıkarılması Hedefleniyor

1 Haziran 2022

1 Haziran 2022

Büklükale, Hitit İmparatorluğu’nun en önemli yerleşim alanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Her yıl Mayıs ve Haziran aylarında devam eden Büklükale...

Arkeoloğun Bir Şey Yok Dediği Yerde Tarih Yatıyor

10 Temmuz 2021

10 Temmuz 2021

İstanbul, tarihin her devrine ait birçok izleri içinde barındırıyor. Yarımburgaz mağarası ve Megaralıların günümüz Kadıköy ilçesinde kurdukları ilk yerleşim olan...

Yerebatan Sarnıcı Ziyarete Açılıyor

21 Temmuz 2022

21 Temmuz 2022

Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan İstanbul’un en önemli kültürel varlıklarından biri olan Yerebatan Sarnıcı yeniden ziyarete açılıyor. Ayasofya’nın...

Esatlı Kaya Yazıtları, Türk Göçlerinin Anadolu’ya Bilinenlerden Daha Önce Gerçekleştiğini Ortaya Koyabilir

31 Mart 2025

31 Mart 2025

Türk kavimleri, Orta Asya olarak bilinen topraklardan batıya doğru bir göç dalgası başlattı. Batıya doğru iki büyük koldan göç eden...

Antik Çağlardan Günümüze “Domuz”

17 Mart 2021

17 Mart 2021

Domuz İslamiyette  haram edilen hayvanlardan biri olduğu için Müslümanlar için yiyecek statüsünde görülmez. Ama tarihte uzunca bir müddet geriye doğru...

Esna Tapınağında Tozların Altından Çıkan Koca Evren

23 Kasım 2020

23 Kasım 2020

Esna Tapınağı uzun bir süredir yenilenmeyi ve yeniden nefes almayı beklerken geçtiğimiz günlerde eski renklerine kavuşmanın sevincini yaşamıştı. Bizde bu haberi...

Sırbistan’da kırmızı boya kaplı mezarlar bulundu

19 Şubat 2022

19 Şubat 2022

Sırbistan Cumhuriyeti’nin kuzeyindeki Voyvodina’da iki höyükte kazı yapan Polonyalı arkeologlar, kırmızı hardal boyasıyla kaplı mezar ortaya çıkardılar. Araştırma, Avrasya bozkırının...

Meksika’da keşfedilen Kukulcán kültüyle bağlantılı dairesel bir yapı

3 Kasım 2023

3 Kasım 2023

Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü’nden (INAH) bir araştırma ekibi, Aztek rüzgar tanrısı Ehécatl-Quetzalcóatl’ın Maya muadili olan Maya yılan tanrısı...

Anadolu Topraklarında Yaşamış Gizemli Halk Luviler Kimdir?

1 Ocak 2021

1 Ocak 2021

Tarihin her dönemine ait bir yaşam barındıran Anadolu topraklarında Luviler adlı gizemli bir halk yaşamıştır. Gizemli halk nitelemesini koyuyoruz çünkü;...

London Bridge yakınlarında nadir bir Roma mozaiği keşfedildi

22 Şubat 2022

22 Şubat 2022

Londra Arkeoloji Müzesi’nden bir arkeolog ekibi, Southwark’taki London Bridge yakınlarında ki bir alanda bir odayı süslemiş olabilecek iyi korunmuş nadir...

Neandertaller ve Homo Sapiens Aynı Teknolojiyi Kullanmış

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Uzun zamandır Nubian teknolojisini sadece Homo sapiens’in kullandığı düşünülüyordu. Yapılan yeni araştırma sonuçları Neandertaller ve Homo sapiens’in aynı teknolojiyi kullandığını...

Bilim insanları, Mayaların esrarengiz 819 günlük sayımını çözdü

24 Nisan 2023

24 Nisan 2023

Mayalar, gök cisimlerinin hareketlerini yakından gözlemleyen ve tutulmaları ve diğer astronomik olayları tahmin etmek için karmaşık yöntemler geliştiren yetenekli astronomlardı....

Karaköy Sen Piyer Han Bakıma Alınıyor

8 Temmuz 2021

8 Temmuz 2021

İstanbul’un güzide mimari yapılarından Karaköy Sen Piyer Han İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bakıma alınıyor. Karaköy semtinde yer alan İstanbul’un ünlü...

Memlükler’in kale kuşatmasında attıkları taşın üzerindeki ilginç Arapça yazıt

24 Ekim 2021

24 Ekim 2021

Günümüzde, topçu birlikleri düşman mevzilerine atacakları bombaların üzerine bir iki kelimeden oluşan mesajlar yazarlar. Hava saldırılarında da bu tip mesajlar...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]