31 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

7 bin 500 yıllık ardıç ağacı gövdesi en eski Ana Tanrıça Aşera olabilir

Kızıldeniz kıyı şehri Eilat’ta 7 bin 500 yıl önce oluşturulan mezar alanında yapılan çalışmalarda bir gömünün içinde ardıç ağacı gövdesine ulaşıldı. Arkeologlar, ardıç ağacı gövdesinin şimdiye kadar bulunan en eski Ana Tanrıça Aşera olma ihtimali üzerinde duruyorlar.

Ana Tanrıça Aşera, Semitik Tanrı EL’in karısıdır. Doğurganlık, verimlilik, canlılık kendisinden sorulur. Hayat ağacı sembolüdür.

Aşera, Akad toplumunda Ashratum/Ashratu Hititlerde Asherdu(s), Ashertu(s), Aserdu(s) veya Asertu(s) diye bilinir.

Tanrıça Aşera, Ugarit tanrıçası Aṯirat ile eşitlenir.

Tanrıça Aşera’yı betimleyen ardıç ağacı gövdesinin bulunduğu site 1978 yılında keşfedilmiş 1980 yılında ise kurtarma kazısı yapılmıştır. Israel Hershkovitz ve Uzi Avner tarafından yürütülen kazılarda 11 basit mezar, 20 tümülüs mezar, açık hava kutsal alanı olarak tanımlanan iki alan ve bir kült enstalasyonu ortaya çıkarılmıştı.

Tümülüs içinde çocuklu bir kadının bükülü halde bulunmuş cenazesi Fotoğraf Uzi Avner
Tümülüs içinde çocuklu bir kadının bükülü halde bulunmuş cenazesi Fotoğraf Uzi Avner

Kazılarda elde edilen bilgiler Uzi Avner tarafından yeni paylaşılmaya başlandı.

Buluntular üzerinde yapılan radyokarbon tarihlendirmesine göre mezarlık alanı M. Ö 5450 tarihine kadar uzanıyor.

Kazılan 3 mezar içinde çeşitli taş aletler, ok uçları, kazıyıcılar, öğütme taşları ve kumtaşı kaselerine ulaşıldı.

Avner, kaselerden ikisinin geometrik bir tasarımı, bir yılanı temsil edebilecek kabartmalarla süslendiğini söylüyor.

1. Kabuk takılar 2. Fayans, steatit boncuklar 3. Çakmaktaşı kazıyıcılar 4. Kabuklar, Eilat koyundan mercan 5. Bakır boncuk 6. Kumtaşı kase uçları 7. Ok uçları 8. Aasalt balta 9. Mineraller Fotoğraf Uzi Avner
1. Kabuk takılar 2. Fayans, steatit boncuklar 3. Çakmaktaşı kazıyıcılar 4. Kabuklar, Eilat koyundan mercan 5. Bakır boncuk 6. Kumtaşı kase uçları 7. Ok uçları 8. Aasalt balta 9. Mineraller Fotoğraf Uzi Avner

Ayrıca erken dönem çanak çömlek parçaları, koyun ve keçi kemikleri, vahşi hayvanlar ve kümes hayvanları ile deniz kabuklarından ve mercan parçalarından minerallere, yarı değerli taşlara ve boncuklara kadar çok sayıda küçük eşya ile de karşılaşıldı.

Bir mezarda bulunan ardıç ağacı gövdesi dikkat çekti.

30 cm boyunda olan ahşap kalıntı mezar içinde dik olarak bulunmuştur. Gövde muhtemelen bölgeye bugünkü Ürdün’deki Edomite dağlarından getirilmişti.

Avner, bir mezar ve kült alanı içinde bir kaldırıma konmak üzere uzaktan getirilen ardıç ağacının varlığının, onun kutsal bir ağaç olduğuna dair çok az şüphe bıraktığını söylüyor.

Daha sonra, bu tür “kutsal ağaçlar” Levant ve Yakın Doğu’da yaygındı. İncil ve Ugarit metinlerinde genellikle bir ağaçla sembolize edilen “Aşera”, bereketi temsil eden, takipçilerine yaşam ve refah bahşeden tanrıçaydı. Bazen “El”in karısı olarak da anılır ve Eski Ahit’te kültünden birkaç kez bahsedilir. Mukaddes Kitap ayrıca, Kannani ibadetiyle ilgili kült nesneleri olan asherim’e onaylamayan bir şekilde atıfta bulunur.

Semitik Ana Tanrıça Aşera
Semitik Ana Tanrıça Aşera

M. S. 3. yüzyılın başlarında redaksiyonu yapılan Mishna’da, yaşayan bir ağaç, ağaç kütüğü veya ahşap bir heykel olarak temsil edilir.

Eilat’ta ardıç ağacı gövdesinin keşfinden önce, Yakın Doğu’da potansiyel olarak Aşera olarak tanımlanan yalnızca üç kutsal ağaç bulundu, ancak çok daha sonraları ve ikisi hala hararetli bir şekilde tartışılıyor: Beycesultan, Türkiye’deki erken Tunç Çağı kutsal alanında; Suriye, Qatna’daki Tunç Çağı tapınağında ve Lachish’teki Demir Çağı tapınağında.

Eilat’taki Ashera, radyokarbon analizine göre MÖ 4540’a tarihlendirildi. Herhangi bir yerde bulunan en eski “Ashera” olarak nitelendiriliyor.

Viktoria Greenboim Rich/Haaretz

Banner
Benzer Yazılar

Mahkeme, Kıbrıs Vadisi için verilen statü değişikliği kararını iptal etti

24 Nisan 2022

24 Nisan 2022

Ankara’nın doğa harikası Kıbrıs Vadisi için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği statü değişiklik kararını mahkeme iptal etti. Mimarlar...

Suudi Arabistan’daki deve oymaları 8000 yaşında!

15 Eylül 2021

15 Eylül 2021

Suudi Arabistan’da bulunan gerçek boyutlu deve oymaları, neredeyse 8.000 yıl önce, çölün yeşil olduğu Neolitik dönemde oyulmuştur. Başlangıçta, bu kabartmaların...

İngiliz arkeologlar ‘Britanya’nın Pompeii’sinde İran cam boncukları buldu

28 Mart 2024

28 Mart 2024

İngiliz arkeologlar, ‘Britanya’nın Pompeii’si’ olarak adlandırılan bir Tunç Çağı yerleşiminde İran cam boncukları keşfettiler. Britanya’nın Pompeii’si, İngiltere’nin Cambridgeshire kentinde Must...

Troya Müzesi’nin Dijital Dergisi “Troy Museum Journal” Birinci Yaşını Kutluyor

29 Mart 2025

29 Mart 2025

Türkiye’nin ilk müze dergisi olma özelliğini taşıyan “Troy Museum Journal“, yayın hayatındaki birinci yılını tamamladı. Başarılı çalışmalarıyla adından sıkça söz...

Polonya’daki kazılar sırasında nadir görülen enkolpion keşfedildi

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Arkeologlar, Polonya’nın Silezya Voyvodalığı’nın Lubliniec bölgesinde bulunan Woźniki’de, Doğu Ortodoks ve Doğu Katolik piskoposlar tarafından boyuna takılan, ortasında bir simge...

Tunç Çağı Dönemine Ait En Büyük Tanrıça Heykeli Bulundu

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Anadolu toprakları, tunç çağı dönemine ait eşsiz eserlerle dolu… Bugüne kadar gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar neticesinde bu topraklarda insanlık tarihi açısından...

Perre Antik Kenti’nde depremde yıkılmış yapı ortaya çıkarıldı

9 Kasım 2021

9 Kasım 2021

Kommagane Krallığı’nın 5 büyük kentinden biri olan günümüzde Pirin olarak bilinen Perre Antik Kenti kazı çalışmaları devam ediyor. M. Ö....

Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen sonuçlar bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe sahip olduğunu gösteriyor

26 Ağustos 2022

26 Ağustos 2022

Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim alanlarında biri olan Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen buluntular bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe...

Kibatos Kalesi Deşifre Ediliyor

2 Şubat 2021

2 Şubat 2021

Yalova’nın Altınova ilçesinde Yalova Kıyıları Antik Liman ve Sualtı Yüzey Araştırması kapsamında yaklaşık 2 yıldır sürdürülmekte olan çalışmalar neticesinde Bizans...

Norveç’in Arendal kıyılarında keşfedilen gizemli balta

26 Temmuz 2021

26 Temmuz 2021

Araştırmacılar, Arendal kıyılarında, Norveç arkeolojisi için bir ilk olabilecek bulgu keşfettiler. Arendal yakınlarında 12 metre derinlikte, araştırmacıların Tunç Çağı’na ait...

Esna Tapınağı’nın tavanında canlı renklerde 46 kartal ortaya çıktı

16 Mayıs 2022

16 Mayıs 2022

Mısır’da Luksor’un 35 mil güneyinde, Nil’in batı kıyısında bulunan Esna Tapınağı’nda Alman/Mısır uzmanlarının yaptıkları restorasyon çalışmaları sırasında tapınak kompleksinin bir...

Restorasyonu tamamlanan 2300 yıllık Kahta Kalesi ziyarete açıldı

4 Eylül 2022

4 Eylül 2022

M. Ö. 3’ncü yüzyılda Kommagene Krallığı tarafından yaptırılan Kahta Kalesi 17 yıl süren restorasyon çalışmaları sonrası ziyarete açıldı. Adıyaman’ın Kahta...

Işık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı

13 Nisan 2023

13 Nisan 2023

Almanya’nın en eski kenti kabul edilen Trier’de ışık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı. Rheinland-Pfalz Kültürel Miras Genel...

Tanzanya’nın gizemli ayak izleri, ayılar tarafından değil, ilk insanlar tarafından yapıldı.

6 Aralık 2021

6 Aralık 2021

Arkeologlar tarafından keşfedilen tarih öncesi ayak izlerinin, insanlar tarafından mı yoksa soyu tükenmiş hayvanlar tarafından mı bırakıldığını belirlemek bazı zamanlarda...

18.000 yıl önce, geç Pleistosen insanları “Dünyanın En Tehlikeli Kuşunu” yumurtadan çıkarıp büyütmüş olabilir.

2 Ekim 2021

2 Ekim 2021

Araştırmacılar, yumurta kabuğunun, insanlar ve kuşlar arasındaki geçmiş etkileşimleri netleştirme potansiyeline sahip, az çalışılmış bir arkeolojik malzeme olduğunu söylüyor. Bununla...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]