Umman’ın bugünkü çöl iç bölgelerinde yaşayan Neolitik toplulukların, yaklaşık 7 bin yıl önce denizlerin en üst yırtıcılarından biri olan köpekbalıklarını sistemli biçimde avladığı ortaya çıktı. Yeni arkeolojik ve biyokimyasal bulgular, erken dönem insan topluluklarının zorlu çevre koşullarına sanılandan çok daha gelişmiş stratejilerle uyum sağladığını gösterdi.
Uluslararası bir araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma, Umman’daki Wadi Nafūn vadisinde tespit edilen anıtsal bir Neolitik mezar yapısına dayanıyor. Bulgular, erken tarihli çöl toplumlarının denizle kurduğu ilişkiye dair yerleşik kabulleri kökten sarstı.
Güney Arabistan’daki En Eski Kolektif Neolitik Mezar
Wadi Nafūn’da sürdürülen kazılarda, Güney Arabistan’da bugüne kadar bilinen en eski kolektif Neolitik megalitik mezar gün yüzüne çıkarıldı. Yerel kireçtaşı ve dolomit bloklarla inşa edilen dairesel mezar yapılarından birinde, kadın, erkek ve çocuklara ait 70’ten fazla bireyin kemik kalıntıları tespit edildi.
Radyokarbon tarihleme sonuçları, denizel rezervuar etkisi dikkate alınarak değerlendirildiğinde, mezarın MÖ 5. binyılın ilk yarısında kullanıldığını ortaya koydu. Aynı mezarın 300 yılı aşkın bir süre boyunca tekrar tekrar kullanılması, güçlü bir toplumsal hafızaya ve ortak ritüel anlayışına işaret ediyor.

Kazıların bilimsel sorumlusu Dr. Alžběta Danielisová, yapının toplumsal anlamını şu sözlerle özetledi:
“Bu anıt, tek bir küçük grubun eseri değil. Güney Arabistan’daki farklı Neolitik toplulukları bir araya getiren ortak inançların ve uzun süreli işbirliğinin ürünü.”
Çölde Diyet Okumak: Kemiklerin İçindeki İpuçları
Umman’ın aşırı kurak iklimi, organik kalıntıların korunmasını büyük ölçüde engelliyor. Bu nedenle araştırma ekibi, kemik ve dişlerin mineral yapısı olan bioapatit üzerinden ilerledi. Bu yapı, çöl koşullarında dahi kimyasal izleri muhafaza edebiliyor.
Numuneler, Avrupa’daki ileri laboratuvarlarda incelendi. Karbon, azot, oksijen ve stronsiyum izotop analizleri sayesinde bireylerin beslenme düzeni ve yaşam boyu hareketliliği ayrıntılı biçimde çözümlendi.

Sonuçlar dikkat çekiciydi. İç kesimde yer alan Wadi Nafūn’da gömülü bireylerin diyetinde, beklenmedik ölçüde güçlü bir denizel protein katkısı bulundu. Daha da önemlisi, azot izotop değerleri, tüketilen proteinin deniz besin zincirinin en üst basamağından geldiğini gösterdi.
Köpekbalığı Sadece Simgesel Değil, Temel Bir Besin
Araştırmacılara göre bu veriler, rastlantısal balık tüketimiyle açıklanamaz. Bulgular, köpekbalığının düzenli ve bilinçli biçimde tüketildiğini ortaya koyuyor.
Araştırma ekibinden antropolog Dr. Jiří Šneberger, durumu net bir ifadeyle açıklıyor:
“Burada genel bir deniz ürünü tüketiminden söz etmiyoruz. İzotop değerleri, beslenmenin tepe yırtıcılara dayandığını gösteriyor. En olası aday ise köpekbalığı.”
Mezar alanında ele geçen kaplan köpekbalığı dişleri, vatoz dikenleri, köpekbalığı dişinden yapılmış süs eşyaları ve balıkçılıkla ilişkili buluntular, bu yorumla örtüşüyor. Deniz canlılarının hem gündelik yaşamda hem de sembolik dünyada özel bir yere sahip olduğu anlaşılıyor.
Bu bulgular doğrulanırsa, Eski Dünya’nın kurak kuşağında köpekbalığının sistemli biçimde avlandığına dair en erken doğrudan kanıt elde edilmiş olacak.
Dişler Bir Alet Gibi Kullanılmış

Mikroskobik diş aşınmaları da dikkat çekici sonuçlar sundu. Wadi Nafūn’da gömülü bireylerin dişlerinde, yalnızca beslenmeye bağlı olmayan aşınma izleri tespit edildi. Bu izler, dişlerin deri işleme, lif hazırlama ya da balıkçılık ekipmanı üretiminde yardımcı alet olarak kullanılmış olabileceğini düşündürüyor.
Devam eden diş taşı (dental kalkülüs) analizlerinin, tüketilen gıdalara dair doğrudan biyomoleküler kanıtlar sunması bekleniyor. Bu yöntem, köpekbalığı dokusuna ait proteinlerin izini sürme potansiyeline sahip.
Çöl ile Deniz Arasında Sürekli Hareket
Stronsiyum ve oksijen izotopları, mezara gömülen bireylerin tamamının aynı bölgede büyümediğini gösteriyor. Bazı kişilerin çocukluk dönemini Wadi Nafūn’dan 40–50 kilometre uzaklıkta geçirdiği anlaşılıyor.
Bu durum, Neolitik toplulukların çöl içi yerleşimler ile Umman Denizi kıyıları arasında mevsimsel hareketlilik ya da değiş-tokuş ağları kurduğunu düşündürüyor. Deniz kaynaklarına erişim, bu sayede mümkün hale gelmiş görünüyor.
Neolitik Çöl Toplumlarına Dair Ezber Bozuluyor
Uzun yıllar boyunca kurak bölgelerde yaşayan Neolitik topluluklar, kırılgan ve sınırlı kaynaklara bağımlı gruplar olarak tanımlandı. Wadi Nafūn bulguları ise bambaşka bir tablo çiziyor.
Bu topluluklar; avcılık, toplayıcılık, erken hayvancılık ve yoğun deniz kaynakları kullanımını bir araya getiren esnek bir yaşam stratejisi geliştirmişti. Büyük deniz yırtıcılarını avlayabilmeleri, gelişmiş ekolojik bilgiye, teknik beceriye ve toplumsal örgütlenmeye işaret ediyor.
Çalışma, hakemli bilim dergisi Antiquity’de yayımlandı. Wadi Nafūn, artık yalnızca bir mezar alanı değil; insanın çöl ile deniz arasındaki sınırları nasıl aştığını gösteren anahtar bir arkeolojik referans olarak değerlendirilmekte.
Kapak fotoğrafı: archeologický ústav AV ČR (Çek Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü)
