19 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Umman’da 7 Bin Yıllık Sır: Neolitik Topluluklar Köpekbalığı Avlamış

Umman’ın bugünkü çöl iç bölgelerinde yaşayan Neolitik toplulukların, yaklaşık 7 bin yıl önce denizlerin en üst yırtıcılarından biri olan köpekbalıklarını sistemli biçimde avladığı ortaya çıktı. Yeni arkeolojik ve biyokimyasal bulgular, erken dönem insan topluluklarının zorlu çevre koşullarına sanılandan çok daha gelişmiş stratejilerle uyum sağladığını gösterdi.

Uluslararası bir araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma, Umman’daki Wadi Nafūn vadisinde tespit edilen anıtsal bir Neolitik mezar yapısına dayanıyor. Bulgular, erken tarihli çöl toplumlarının denizle kurduğu ilişkiye dair yerleşik kabulleri kökten sarstı.


Güney Arabistan’daki En Eski Kolektif Neolitik Mezar

Wadi Nafūn’da sürdürülen kazılarda, Güney Arabistan’da bugüne kadar bilinen en eski kolektif Neolitik megalitik mezar gün yüzüne çıkarıldı. Yerel kireçtaşı ve dolomit bloklarla inşa edilen dairesel mezar yapılarından birinde, kadın, erkek ve çocuklara ait 70’ten fazla bireyin kemik kalıntıları tespit edildi.

Radyokarbon tarihleme sonuçları, denizel rezervuar etkisi dikkate alınarak değerlendirildiğinde, mezarın MÖ 5. binyılın ilk yarısında kullanıldığını ortaya koydu. Aynı mezarın 300 yılı aşkın bir süre boyunca tekrar tekrar kullanılması, güçlü bir toplumsal hafızaya ve ortak ritüel anlayışına işaret ediyor.

Kazıların bilimsel sorumlusu Dr. Alžběta Danielisová, yapının toplumsal anlamını şu sözlerle özetledi:

“Bu anıt, tek bir küçük grubun eseri değil. Güney Arabistan’daki farklı Neolitik toplulukları bir araya getiren ortak inançların ve uzun süreli işbirliğinin ürünü.”


Çölde Diyet Okumak: Kemiklerin İçindeki İpuçları

Umman’ın aşırı kurak iklimi, organik kalıntıların korunmasını büyük ölçüde engelliyor. Bu nedenle araştırma ekibi, kemik ve dişlerin mineral yapısı olan bioapatit üzerinden ilerledi. Bu yapı, çöl koşullarında dahi kimyasal izleri muhafaza edebiliyor.

Numuneler, Avrupa’daki ileri laboratuvarlarda incelendi. Karbon, azot, oksijen ve stronsiyum izotop analizleri sayesinde bireylerin beslenme düzeni ve yaşam boyu hareketliliği ayrıntılı biçimde çözümlendi.

Sonuçlar dikkat çekiciydi. İç kesimde yer alan Wadi Nafūn’da gömülü bireylerin diyetinde, beklenmedik ölçüde güçlü bir denizel protein katkısı bulundu. Daha da önemlisi, azot izotop değerleri, tüketilen proteinin deniz besin zincirinin en üst basamağından geldiğini gösterdi.


Köpekbalığı Sadece Simgesel Değil, Temel Bir Besin

Araştırmacılara göre bu veriler, rastlantısal balık tüketimiyle açıklanamaz. Bulgular, köpekbalığının düzenli ve bilinçli biçimde tüketildiğini ortaya koyuyor.

Araştırma ekibinden antropolog Dr. Jiří Šneberger, durumu net bir ifadeyle açıklıyor:

“Burada genel bir deniz ürünü tüketiminden söz etmiyoruz. İzotop değerleri, beslenmenin tepe yırtıcılara dayandığını gösteriyor. En olası aday ise köpekbalığı.”

Mezar alanında ele geçen kaplan köpekbalığı dişleri, vatoz dikenleri, köpekbalığı dişinden yapılmış süs eşyaları ve balıkçılıkla ilişkili buluntular, bu yorumla örtüşüyor. Deniz canlılarının hem gündelik yaşamda hem de sembolik dünyada özel bir yere sahip olduğu anlaşılıyor.

Bu bulgular doğrulanırsa, Eski Dünya’nın kurak kuşağında köpekbalığının sistemli biçimde avlandığına dair en erken doğrudan kanıt elde edilmiş olacak.


Dişler Bir Alet Gibi Kullanılmış

Mikroskobik diş aşınmaları da dikkat çekici sonuçlar sundu. Wadi Nafūn’da gömülü bireylerin dişlerinde, yalnızca beslenmeye bağlı olmayan aşınma izleri tespit edildi. Bu izler, dişlerin deri işleme, lif hazırlama ya da balıkçılık ekipmanı üretiminde yardımcı alet olarak kullanılmış olabileceğini düşündürüyor.

Devam eden diş taşı (dental kalkülüs) analizlerinin, tüketilen gıdalara dair doğrudan biyomoleküler kanıtlar sunması bekleniyor. Bu yöntem, köpekbalığı dokusuna ait proteinlerin izini sürme potansiyeline sahip.


Çöl ile Deniz Arasında Sürekli Hareket

Stronsiyum ve oksijen izotopları, mezara gömülen bireylerin tamamının aynı bölgede büyümediğini gösteriyor. Bazı kişilerin çocukluk dönemini Wadi Nafūn’dan 40–50 kilometre uzaklıkta geçirdiği anlaşılıyor.

Bu durum, Neolitik toplulukların çöl içi yerleşimler ile Umman Denizi kıyıları arasında mevsimsel hareketlilik ya da değiş-tokuş ağları kurduğunu düşündürüyor. Deniz kaynaklarına erişim, bu sayede mümkün hale gelmiş görünüyor.


Neolitik Çöl Toplumlarına Dair Ezber Bozuluyor

Uzun yıllar boyunca kurak bölgelerde yaşayan Neolitik topluluklar, kırılgan ve sınırlı kaynaklara bağımlı gruplar olarak tanımlandı. Wadi Nafūn bulguları ise bambaşka bir tablo çiziyor.

Bu topluluklar; avcılık, toplayıcılık, erken hayvancılık ve yoğun deniz kaynakları kullanımını bir araya getiren esnek bir yaşam stratejisi geliştirmişti. Büyük deniz yırtıcılarını avlayabilmeleri, gelişmiş ekolojik bilgiye, teknik beceriye ve toplumsal örgütlenmeye işaret ediyor.

Çalışma, hakemli bilim dergisi Antiquity’de yayımlandı. Wadi Nafūn, artık yalnızca bir mezar alanı değil; insanın çöl ile deniz arasındaki sınırları nasıl aştığını gösteren anahtar bir arkeolojik referans olarak değerlendirilmekte.

Kapak fotoğrafı: archeologický ústav AV ČR (Çek Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü)

Banner
Benzer Yazılar

Celile Denizi’nden Çıkarılan 2 Bin Yıllık “İsa Teknesi” : İncil’in Ünlü Hikayesine Bağlantı Mı Var?

24 Ağustos 2025

24 Ağustos 2025

İsrail’in kuzeyindeki Celile Denizi’nde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edilmiş bir tekne gün yüzüne çıkarıldı. Uzmanlar, “İsa Teknesi” adı...

Ege antik kentlerinde bulunan taşlar Yunan masa oyununun parçası olabilir

10 Ekim 2022

10 Ekim 2022

Arkeologlar, Ege ve Akdeniz’de yer alan antik yerleşimlerde bulunan taş kürelerin, Yunan masa oyununun bir parçası olabileceğini düşünüyorlar. Yunan masa...

Şaşırtıcı Bir Heykelcik Altın Gözlü Bronz Kelt Adamı

12 Aralık 2020

12 Aralık 2020

Slovakya’da yapılan kazılarda çok şaşırtıcı bir heykelcik bulundu. Altın Gözlü Bronz Kelt Adam Heykelciği benzersiz bir ayrıntı olarak kazının gözdesi...

Çin’de bulunan eyer, şimdiye kadar ortaya çıkarılan en eski eyer olabilir

25 Mayıs 2023

25 Mayıs 2023

Uluslararası bir arkeolog ekibi, Çin’deki bir kazı alanında eyer ortaya çıkardılar. Uzmanlara göre bulunan eyer, şimdiye kadar bilinen en eski...

Suriye’de Batı Hun İmparatorluğu’na ait yazıt bulundu

18 Eylül 2021

18 Eylül 2021

Suriye’nin Rakka kenti yakınlarında bulunan Sura Antik Kenti’nde, Batı Hun İmparatorluğu’na ait bilinen en eski yazıt ortaya çıktı. Suriye’de yaşanan...

Sakkara’da kraliyet hekimi “Tanrıça Selket’in Büyücüsü”nün antik mastaba mezarı keşfedildi

8 Ocak 2025

8 Ocak 2025

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Sakkara arkeolojik alanının güney bölgesinde Fransız ve İsviçreli ortak arkeoloji ekibi,...

Define Avcıları Yine Boş Durmadı 3 bin 500 Yıllık Antik Kenti Talan Ettiler

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

Anadolu topraklarının bizlere sunduğu toprak üstü toprak altı kültürel miraslar defineciler tarafından talan edilmeye devam ediyor. Para kazanma hırsı ile...

Çin’deki Terracotta Ordusu çukurunda 20’den fazla Terracotta Savaşçısı çıkarıldı

24 Ocak 2022

24 Ocak 2022

Çin haber ajansı CGTN’ye göre, Çin’in kuzeybatısındaki Shaanxi eyaleti Xi’an’daki Terracotta Ordusu çukurundan 20’den fazla Terracotta Savaşçısı çıkarıldı. İmparator Qinshihuang’ın...

Danimarka’daki Küçük Bir Damga, Sutton Hoo Miğferinin Kökenlerini Yeniden Şekillendiriyor

29 Mart 2025

29 Mart 2025

Danimarka’nın Tåsinge adasında yakın zamanda yapılan bir keşif, Anglo-Sakson tarihinin en değerli hazinelerinden biri olan Sutton Hoo miğferinin kökenleri hakkındaki...

Ming Hanedanlığı dönemine ait mezar ortaya çıkarıldı

30 Kasım 2021

30 Kasım 2021

Çin’de M. S. 1368 ile 1644 tarihleri arasında varlık gösteren Ming Hanedanlığı dönemine ait bir antik mezar ortaya çıkarıldı. Çin...

Işık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı

13 Nisan 2023

13 Nisan 2023

Almanya’nın en eski kenti kabul edilen Trier’de ışık ve gizem tanrısı Mithras’a ait tapınak kalıntılarına ulaşıldı. Rheinland-Pfalz Kültürel Miras Genel...

Tarihin En kötü 6 Mesleği

18 Ocak 2021

18 Ocak 2021

Günümüzde pek çok insan sevdiği ya da hayal ettiği işi yapmaktan çok uzak işlerde çalışmaktadır. Hatta bir çoğumuz için sevdiğimiz...

Kayıtlara Geçen En Eski Jinekolojik Tedavi

23 Aralık 2020

23 Aralık 2020

Bilim insanları yaptıkları son araştırmalarda 4000 yıl öncesine ait bir mumyada antik mısır tıp papirüslerinde yazdığı gibi bir tedavi uygulamasıyla...

Vikinglerin Yule Ağacı ve Noel Ağacı Arasındaki Benzerlikler

18 Aralık 2020

18 Aralık 2020

Kuzey halklarının genel isimlendirmesi denince hemen akla Vikingler gelmektedir. Bugün Viking terimi bu halklar için kullanılan en genel tanımdır. Halbuki...

Schachner, “Hitit Mahallesi tamamen çıkarılmaya çalışılacak”

3 Eylül 2021

3 Eylül 2021

Anadolu tunç çağı döneminin ilk merkezi devleti olan Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa’da kazı çalışmaları devam ediyor. Hitit Mahallesi, bu yıl...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]