22 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Erken Orta Çağ Altaylarında Bulunan Ayı Tasvirli Bronz Plaka, Unutulmuş Bir Kültürel Sınırı Ortaya Koyuyor

Yaklaşık on üç yüzyıl boyunca sessizce toprağın altında kalan küçük bir bronz plaka, bugün Orta Çağ Avrasya’sına dair yerleşik kabulleri sorgulatıyor. Güney Sibirya’da, Altay bölgesindeki Çumış (Chumysh) Nehri kıyısında ortaya çıkarılan bu nesne, üç ayının ritüel bir pozisyonda betimlendiği dikkat çekici bir tasvir taşıyor.

Erken Orta Çağ’a, 7. ya da 8. yüzyıla tarihlenen plaka, bugüne kadar daha çok kuzey tayga kuşağıyla ilişkilendirilen ayı kültünün bilinen en güney örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Asıl dikkat çekici olan ise, plakanın taşıdığı sembollerden çok, bulunduğu coğrafya.

Tayga ile bozkır arasında unutulmuş bir alan

Buluntunun ele geçtiği Çumış-Perekat mezarlığı, tayga ile bozkır arasında kalan orman-step kuşağında yer alıyor. Bu geçiş bölgesi, uzun yıllar boyunca arkeolojik araştırmaların odağında yer almadı; ne klasik bozkır kültürlerine ne de kuzey orman toplumlarına tam olarak uyuyordu.

Durum, nehir kıyısında yaşanan erozyon sonucu insan kemiklerinin açığa çıkmasıyla değişti. 2014–2019 yılları arasında yürütülen kazılarda, Neolitik dönemden Erken Orta Çağ’a uzanan gömülerin üst üste yer aldığı kompakt bir mezarlık ortaya çıkarıldı. Özellikle Erken Orta Çağ’a ait 17 mezarın büyük ölçüde yağmalanmamış olması, bölge açısından son derece nadir bir durum olarak öne çıkıyor.

Ayılarla gömülen kadın

Çumış-Perekat nekropolü, 30 no’lu mezar. “Kurban pozisyonunda ayılar” tasvirli bronz plaka. Kaynak: Fribus & Grushin, 2025.

Bronz plaka, 35–50 yaşları arasında olduğu tahmin edilen bir kadına ait mezarda bulundu. Mezarın antik dönemde kısmen bozulduğu anlaşılsa da, eşyaların büyük bölümü yerli yerindeydi. Araştırmacılar, bu müdahalenin sıradan bir yağmadan ziyade ritüel bir anlam taşıdığı görüşünde.

Plaka üzerinde, ön ayakları gövde altına katlanmış üç ayı başı dikey biçimde sıralanmış durumda. Arkeologlar bu düzenlemeyi “kurban pozisyonu” olarak tanımlıyor. Benzer ayı tasvirleri, Batı Sibirya’nın tayga bölgelerinde biliniyor ve bu kültürlerde ayının kozmoloji, atalar inancı ve koruyucu ruhlarla ilişkili olduğu kabul ediliyor.

Ancak bu örnek, alışılmış alanların çok dışında.

Erken Orta Çağ Altayları’nda Çumış-Perekat nekropolünün 30 no’lu mezarı; bronz, altın, demir ve taştan yapılmış kişisel süs eşyaları, kemer parçaları, boncuklar, bir bıçak ve bir arduvaz levhayı göstermektedir. Kaynak: Fribus & Grushin, 2025.

Bir eşya değil, bir kimlik göstergesi

Kadının mezarında bulunan diğer eşyalar, güney bozkır dünyasıyla güçlü bağlara işaret ediyor. Süslemeli kemer parçaları, erken Türk giyim geleneğiyle ilişkilendirilen yalancı koltlar (pseudo-kolts) ve benzeri takılar, Altay Dağları ve Tuva bölgesindeki örneklerle paralellik gösteriyor.

Bu bağlamda ayı tasvirli plaka, mezarda “yabancı” duran bir nesne gibi görünse de, konumu bunun aksini düşündürüyor. Araştırmacılara göre plaka, rastlantısal bir ticaret ürünü değil; mezara gömülen kişinin ve topluluğun benimsediği sembolik dünyanın bir parçasıydı.

Taklit değil, uyarlama

Mezarlığın diğer bölümleri de benzer bir tablo sunuyor. Bazı erkek mezarlarında, erken Türk cenaze geleneğiyle uyumlu biçimde at kalıntılarına rastlandı. Ancak bu atlar, bozkır dünyasında görülen tam gömülerden farklı olarak parçalara ayrılmış halde yerleştirilmiş.

Ayrıca normalde savaşçı erkek statüsünü simgeleyen süslü kemerlerin kadın ve çocuk mezarlarında da bulunması dikkat çekiyor. Bu durum, yerel toplulukların bozkır geleneklerini birebir kopyalamadığını; onları kendi sosyal ve inanç sistemleriyle uyumlu hâle getirdiğini gösteriyor.

İmparatorluk sınırı değil, kültürel temas hattı

Ayı figürü, Kuzey Avrasya’da uzun süredir koruyucu, atalara bağlı ve kozmik düzenle ilişkili bir anlam taşıyor. Bu sembolizm, 7. yüzyılda erken Türk siyasal etkisinin kuzeye doğru yayılmasıyla ortadan kalkmamış görünüyor.

Çumış-Perekat mezarlığı, sabit bir sınırdan ziyade, kültürlerin iç içe geçtiği bir temas hattını yansıtıyor. Burada tayga, bozkır ve yerel gelenekler yan yana var olmuş; biri diğerini tamamen silmemiş.

Mezarlardan elde edilen deri, yün ve ipek parçaları üzerinde yürütülen çalışmalar ile planlanan genetik analizler, bu topluluğun kökenleri hakkında daha net bilgiler sunabilir. Şimdilik ise, üç ayının bronz üzerine işlenmiş sessiz görüntüsü, Orta Çağ Avrasya’sında kimliklerin ne kadar karmaşık ve çok katmanlı olduğunu hatırlatıyor.

Fribus, A. V., & Grushin, S. P. (2025). Between taiga and steppe: A new find of a plaque depicting “bears in a sacrificial pose” from the Upper Ob region. Vestnik of Archaeology, Anthropology and Ethnography, 1(68), 81–95. https://doi.org/10.20874/2071-0437-2025-68-1-6

Kapak fotoğrafı:: Grave 30 at the Chumysh-Perekat cemetery, Early Medieval Altai. Photo by Alexey Fribus.

Banner
Benzer Yazılar

Hadrianaupolis’te Roma kalesi ortaya çıkarılıyor

27 Aralık 2022

27 Aralık 2022

Karabük Eskipazar ilçesinde bulunan Hadrianaupolis Antik Kenti’nde devam eden arkeolojik kazı çalışmalarında 1700 yıllık Roma Kalesi ortaya çıkarılıyor. “Karadeniz’in Zeugması”...

Viking Ailesi Yeni DNA Teknolojisi Kullanılarak Tanımlandı

11 Haziran 2021

11 Haziran 2021

Araştırmacılar, yeni DNA teknolojisi sayesinde Danimarka ve İngiltere’de keşfedilen iki Viking kalıntısı arasındaki bağlantıyı doğrulayabildiler. Araştırmacılar, biri 2005 yılında Otterup,...

Bohemya Orta Çağ Mezarlığında Afrika Kökenli Kadın Kafatası Bulundu

20 Ocak 2022

20 Ocak 2022

Bohemya bölgesinde yer alan Tetin Kalesi yakınlarında bulunan bir Orta Çağ mezarlığını kazan arkeologlar, Afrika kökenli bir kadına ait olduğunu...

Eşsiz Roma süvari geçit töreni miğferi yeniden yaratıldı

8 Nisan 2024

8 Nisan 2024

Amatör arkeologların 2001 yılında Leicestershire’daki Market Harborough yakınlarındaki Hallaton’da bir Demir Çağı bölgesini araştırırken buldukları yaldızlı gümüş benzersiz Roma süvari...

Yeni bir çalışma,10.000 yıl öncesine kadar uzanan pirinç hasadının en eski kanıtlarını sunuyor.

9 Aralık 2022

9 Aralık 2022

Güney Çin’den gelen taş aletler üzerine yapılan yeni bir çalışma, 10.000 yıl öncesine dayanan pirinç hasadının en eski kanıtlarını ortaya...

Çatalhöyük’te bulunan iskeletler üzerinde yapılan yeni bir çalışma ilginç bulgular ortaya çıkardı

18 Mart 2022

18 Mart 2022

Anadolu’da Erken Neolitik Çağ’ın ilk yerleşik düzen kültürüne ev sahipliği yapan Çatalhöyük’te yapılan kazılarda ele geçen iskeletler üzerinde gerçekleştirilen yeni...

Hz. İsa’nın çocukluğunun geçtiği evin kalıntılarına ulaşıldı

24 Kasım 2020

24 Kasım 2020

Nasıralı İsa olarak da bilinen Hristiyan toplumunun peygamberi Hz. İsa’nın çocukluğunun geçtiği evin kalıntılarına ulaşıldığı iddiası Reading Üniversitesi’nden Profesör Ken...

Çin’in Shanxi Eyaletinde iyi korunmuş Ming Hanedanlığı mezarı ortaya çıkarıldı

18 Mart 2024

18 Mart 2024

Shanxi Kültürel Kalıntılar ve Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeologlar, Kuzey Çin’in Shanxi eyaletinin Xinzhou şehrinde Ming Hanedanlığı’ndan (1368-1644) iyi korunmuş bir mezar...

Ermenistan’da bulunan un dolu 3000 yıllık sütunlu yapı

14 Mayıs 2023

14 Mayıs 2023

Ermeni ve Polonyalı arkeologlardan oluşan bir ekip Ermenistan’ın Metsamor antik kentinde un dolu 3000 yıllık sütunlu yapı ortaya çıkardılar. PAP...

Dünyanın En Eski Yer Adı İşaretleri

4 Aralık 2020

4 Aralık 2020

Dünya’nın tarihi boyunca eski kültürlere ve yaşamlara ilgimiz ve merakımız her geçen gün artarak devam etmekte. Araştırmacılar insanoğlunun merakından yola...

Bugüne Kadar Bulunmuş En Büyük Viking Gemi Mezarlığı

11 Kasım 2020

11 Kasım 2020

Arkeologlar radar taramaları sırasında bugüne kadar gömülmüş en büyük gemi mezarlığını buldular. Norveç’in güneydoğusundaki Gjellestad’da yere nüfuz eden radar (GPR)...

Kuveyt’in Failaka Adası’nda 4.000 yıllık Dilmun Tapınağı keşfedildi

12 Kasım 2024

12 Kasım 2024

Mosgard Müzesi liderliğindeki Danimarka-Kuveyt ortak kazı ekibi, Basra Körfezi’ndeki Kuveyt’in Failika Adası’nda M. Ö. 3.200-320 yılları arasında yaşamış erken Dilmun...

Sardes Antik Kenti ve Lidya Tümülüsleri Artık UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde!

12 Temmuz 2025

12 Temmuz 2025

Manisa’nın Tarihi Hazinesi Dünya Çapında Tescillendi Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Rusya’nın Staraya Ryazan kentinde yaklaşık bin yıllık süslemeli nadir bir hazine keşfedildi

18 Ağustos 2021

18 Ağustos 2021

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü’nün keşif gezileri sırasında, Staraya Ryazan şehrinde yaklaşık bin yıllık süslemeli nadir bir hazine keşfedildi. Hazine,...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]