2 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Arkeologlar, Frankfurt Roma kenti NIDA’da en eski Hristiyan muskasını ortaya çıkardı

Frankfurt’ta ortaya çıkarılan antik bir gümüş muska, bölgedeki Hıristiyanlık tarihini 50 ila 100 yıl geriye götürüyor. Gümüş muska artık Kuzey Avrupa’da Hıristiyanlığın en eski fiziksel kanıtı olarak kabul ediliyor.

Muska kapsülü 2018 yılında Frankfurt’un hemen dışında kuzeybatıda, bugünkü Main metropolünün Roma dönemindeki öncül şehri olan Frankfurt Roma kenti NIDA’da bulundu. Bulgu, Frankfurt am Main Belediyesi tarafından 11 Aralık’ta yapılan bir basın açıklamasıyla duyuruldu. Gümüş muska, Frankfurt-Praunheim’daki “Heilmannstraße” mezarlığında 3. yüzyıldan kalma bir Roma mezarında bulundu.

Anıtlar Dairesi’nden sorumlu olan Planlama ve İskan Dairesi Başkanı Prof Dr. Marcus Gwechenberger şunları söyledi: “Kazıda sadece bir mezar değil, tüm bir Roma mezarlığı ortaya çıkarıldı. Bunlar paha biçilemez değerde buluntular.”

Özellikle bir mezar ön plana çıktı: 134 numaralı mezarda bir erkek iskeleti ile birlikte mezar eşyaları, bir tütsü kabı ve pişmiş kilden yapılmış bir testi bulundu. Ancak mezarın en özel parçası adamın çenesinin altındaydı: muhtemelen bir zamanlar boynundaki kurdeleye taktığı, gümüşten yapılmış küçük bir muska.

Üzerinde iki halka bulunan ve yaklaşık üç buçuk santimetre uzunluğunda olan küçük gümüş muska, MS 230-270 yılları arasında, zulüm nedeniyle alenen Hıristiyan olarak tanımlanmanın hâlâ tehlikeli olduğu bir döneme ait bir mezarda keşfedildi. Ancak Frankfurtlu bir adam için inancı o kadar önemliymiş ki, onu mezara götürmüş.

Tılsımın içinde “Frankfurt Gümüş Yazıtı” olarak bilinen kırılgan, yazılı gümüş bir folyo vardı ve bu folyo o kadar hassastı ki açılması parçalanmasına neden olabilirdi.

‘Frankfurt Gümüş Yazıtı’, 3. yüzyıla ait bir muska. Monument Office of the City of Frankfurt am Main/Uwe Dettmar

Zarar görmesini önlemek için, parşömeni elle açmaya yönelik ilk girişimlerden vazgeçilmiştir. Daha sonra mikroskop ve X-ışınlarıyla yapılan çalışmalar da pek başarılı olamadı. Sonunda 3 boyutlu bir X-ışını tekniği olan bilgisayarlı tomografi kullanıldı ve uzmanların parşömeni ellemek zorunda kalmadan sanal olarak “açmasına” olanak tanıdı. Bu işlem, dilbilimcilerin deşifre etmek için aylar harcadığı 18 satırlık Latince metni ortaya çıkardı.

Analizdeki zorluk gümüş levhanın rulo halinde olmasıydı, ancak yaklaşık 1800 yıl sonra tabii ki buruşmuş ve preslenmişti. CT kullanarak çok yüksek çözünürlükte tarayabildik ve 3 boyutlu bir model oluşturduk.” diyor LEIZA Görüntüleme Laboratuvarı Başkanı Dr. Ivan Calandra.

LEIZA ayrıca bu nesne için özel bir analiz yöntemi kullandı ve ardından taramanın her bir bölümünü sanal olarak parça parça bir araya getirdi, böylece tüm kelimeler görünür hale geldi. Metnin tamamı ancak bu dijital açma işlemi sayesinde deşifre edilebildi.

Yazıt, İsa Mesih’i öven cümlelerden oluşmakta ve şu sözleri içermektedir: “Kutsal! Kutsal! Kutsal! Tanrı’nın oğlu İsa Mesih adına. … Kendini Tanrı’nın Oğlu Rab İsa Mesih’in iradesine teslim eden adamı koru, çünkü İsa Mesih’in önünde her diz eğilir.”

Dr. Markus Scholz yazıtın tamamen Latince olmasının alışılmadık bir durum olduğunu söylüyor.

“Bu o dönem için alışılmadık bir durum. Normalde muskaların üzerindeki bu tür yazılar Yunanca ya da İbranice yazılırdı,” diye açıklıyor Scholz. Metin de çok sofistike. Yazarı özenli bir kâtip olmalı.”

Açılmış yazıt. Fotoğraf: Mainz Leibniz Arkeoloji Enstitüsü (LEIZA)

Yazıtta Hıristiyanlık dışında başka bir inanca atıfta bulunulmaması alışılmadık bir durumdur. Beşinci yüzyıla kadar, değerli metalden yapılan muskaların çeşitli inançları temsil etmesi yaygındı. Sıklıkla pagan ya da Yahudi etkilerinin izleri hâlâ görülmektedir. Ancak bu muskada başmelekler Raphael, Gabriel, Michael ya da Suriel’den, Yahudiliğin her şeye gücü yeten Tanrısından ya da İsraillilerin ataları İshak ve Yakup’tan bahsedilmemektedir. Ayrıca, şeytanlar gibi pagan unsurlar da yoktur. Tılsım tamamen Hıristiyanlığa aittir.

Eser, koruyucu bir tılsımın yanı sıra bireysel bağlılığın bir sembolü olarak da işlev görmüş olmalıdır. Frankfurt bölgesi o dönemde Roma İmparatorluğu tarafından yönetiliyordu ve bu da Hıristiyanlığın açıkça uygulanmasını tehlikeli hale getiriyordu. Adamın inancını gizlice mi yoksa alenen mi sürdürdüğü hâlâ bilinmiyor.

Bu bulgu, Alpler’in kuzeyinde Hıristiyanlığa dair daha önce bulunan ve yaklaşık MS 300 yılına tarihlenen eserlerden ve tarihi referanslardan elde edilen kanıtların öncesine dayanmaktadır.

Bölgedeki ilk Hıristiyanların yaşamlarına benzersiz bir pencere açan bu keşif, uzmanlar tarafından dikkat çekici ve sansasyonel olarak nitelendirildi. Onların inançlarını savunurken gösterdikleri coşkuya ve karşılaştıkları tehlikelere dikkat çekiyor.

FRANKFURT.DE – DAS OFFIZIELLE STADTPORTAL

Kapak fotoğrafı: Frankfurt am Main Şehri Anıt Ofisi/Uwe Dettmar

Banner
Related Articles

Fatih Sultan Mehmet’e Ait Fermanın Geri Getirilmesi İçin Girişim Başlatıldı

13 Ekim 2021

13 Ekim 2021

Yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılan Fatih Sultan Mehmet’e ait fermanın Türkiye’ye getirilmesi için Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından girişim başlatıldı. Londra’da...

Nötron aktivasyon analiz sonucu; Çanak çömlek avcı-toplayıcılar tarafından da kullanıldı

1 Mayıs 2022

1 Mayıs 2022

Çanak çömlek yapım ve kullanımının yerleşik hayata geçiş ile birlikte görülmeye başladığı kabul edilir. Ancak, Japonya’nın Tanegashima bölgesinde bulunan çanak...

Boncuklu Tarla’da 12.000 yıllık anıtsal bir stel keşfedildi

18 Aralık 2024

18 Aralık 2024

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu Mahallesi’nde bulunan Boncuklu Tarla’da yapılan kazılarda, 12 bin yıllık, 2 metre 20 santim uzunluğunda oyma...

Beckwith “İskit Felsefesi Peki Sonuçta Klasik Bir Avrasya Çağı Var mıydı?”

6 Şubat 2021

6 Şubat 2021

Amerikalı sinolog ve dilbilimci olan Prof. Christopher I. Beckwith, Indiana Üniversitesi’nde “İskit Felsefesi Peki Sonuçta Klasik Bir Avrasya Çağı Var...

Peru’daki anıtsal tapınakta zoomorfik tasvirli boyalı kumaşlara sarılmış mezarlar keşfedildi

11 Mart 2023

11 Mart 2023

Peru’nun Barranca şehri yakınlarındaki Cerro Colorado tepesinde yer alan anıtsal tapınak içinde üzerinde zoomorfik tasvirlerin yer aldığı boyalı kumaşlara sarılmış...

300 yıllık kutsal deniz kızı mumyasının gizemi çözüldü

20 Şubat 2023

20 Şubat 2023

Mumyalanmış bir deniz kızı yüzyıllardır Japonların kutsalları arasında yer alıyor. Kendisine tapıyorlar çünkü deniz kızının iyileştirici güçlere sahip olduğuna inanıyorlar....

3 bin 300 yıllık Hitit Barajı Dünya Sulama Yapıları Mirası Listesi’ne eklendi

25 Kasım 2024

25 Kasım 2024

Anadolu’nun kadim medeniyetlerinden Hititler tarafından inşa edilen ve dünyanın en eski sulama sistemlerinden biri olarak kabul edilen Gölpınar Hitit Barajı,...

Uzuncaburç Antik Kenti’nde 1400 yıllık iskelet ortaya çıkarıldı

2 Ocak 2022

2 Ocak 2022

Mersin’de bulunan Uzuncaburç (Diocaesarea) Antik Kenti’nde 1400 yıllık iskelet ve çevresinde kolye, kolye ucu, küpe, amulet (muska), boru biçimli bilezik ve...

Mısır’da kraliyet sfenks heykeli ortaya çıkarıldı

6 Mart 2023

6 Mart 2023

Bir Mısır arkeolojik misyonu, Mısır’ın güneyinde Roma dönemi kireçtaşı kabininin içinde bir kraliyet sfenks heykeli keşfetti. Eski Eserler Bakanlığı Pazartesi...

Rutland’daki Ünlü Roma Mozaiğinde Truva Savaşı’nın “Kayıp” Bir Anlatısı Ortaya Çıktı

11 Aralık 2025

11 Aralık 2025

İngiltere’nin Rutland bölgesinde 2020 yılında keşfedilen ve o günden bu yana ülkenin en önemli Roma buluntularından biri olarak kabul edilen...

Antik Pompeii Kentinde Bulunan Zengin Adam ve Kölesi

21 Kasım 2020

21 Kasım 2020

İtalyan Kültür Bakanlığı, antik Pompeii kentinde Vezüv patlaması sırasında yanarak ölen iki kişinin kalıntılarına ulaşıldığı bilgisini verdi. Pompeii Antik kentinde...

Tataristan’da Bulgar-Altın Orda Dönemine Ait Arkeolojik Kompleks Gün Yüzüne Çıkarıldı

19 Mart 2025

19 Mart 2025

Tataristan’ın Alekseevski bölgesinde, otoyol yenileme çalışmaları sırasında, Orta Çağ’a ışık tutacak önemli bir arkeolojik keşif yapıldı. Bulgar-Altın Orda dönemine ait...

İzlanda’da insan yapımı Viking mağarası keşfedildi

2 Haziran 2022

2 Haziran 2022

İzlanda Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeologlar, İzlanda’nın Rangárvellir kentindeki Oddi köyü yakınlarında Viking döneminden kalma insan yapımı mağara keşfetti. Arkeologlar, insan yapımı...

Demir Çağı dönemi at figürü Hasankeyf Kalesi kazılarında ortaya çıkarıldı

11 Aralık 2021

11 Aralık 2021

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Batman’ın Hasankeyf ilçesinde yürütülen Hasankeyf Kalesi kazı çalışmalarında MÖ 600 yıllarına tarihlendirilen at...

Gre Fılla Höyüğü buluntuları bölgenin Göbeklitepe ile çağdaş olduğunu gösteriyor

4 Ağustos 2022

4 Ağustos 2022

Diyarbakır’ın Kocaköy ilçesindeki Gre Fılla Höyüğü’nde gerçekleştirilen kazılarda elde edilen buluntular bölgenin Göbeklitepe ile çağdaş olduğunu gösterdi. Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem’de...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]