23 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Eski Mısır’ın Mona Lisa’sı Soyu Tükenmiş Bir Kaz Olabilir

“Medium kazları” olarak bilinen yaklaşık 4600 yıllık eserin detaylı incelenmesi sonucunda resimdeki kazların muhtemelen nesli tükenmiş olan bir kaz türüne işaret etmiş olabileceği açıklandı.

Medium kazları olarak anılan resim ilk bulunduğundan beri “Mısır’ın Mona Lisa’sı” olarak bilinmekte. Uzun zamandır bilinen ve hayranlık uyandıran bu eserin görünen o ki bugüne kadar kimse bilinmeyen bir türü tasvir ettiğinin farkına varmamış.

Bu resim 1800’lerde bir vezir olan Nefermaat’ın veya firavuna (yada oğluna) ve karısına hizmet eden en yüksek rütbeli memurun mezarında keşfedildi.  Kazlar, bir zamanlar vezir Nefermaat’ın karısı ve muhtemelen Kral Snefru’nun gelini olan Itet’in mezar şapelinin kuzey duvarında bulunan büyük bir sahnenin parçasıydı.

Queensland Üniversitesinde bir araştırmacı olan Dr. Anthony Romilia, 4600 yıllık bu kazların resimlerini incelerken kazların renklerindeki farklılığı farketti. Branta ruficollis olarak tanımlanan günümüzdeki modern kırmızı göğüslü kazlardan oldukça farklı göründüklerini tespit etti.

Araştırmacı, Queensland Üniversitesine yaptığı bir açıklamada, konu ile ilgili bilgilerini ve yaptığı araştırma sonuçları anlattı.

Romilio, çalışmada, modern kazlarla, onu göstermek için kullanılan renkler ve vücut işaretleri de dahil olmak üzere tasvir edilen üç kaz türünün ölçümlerini aldı. Resimdeki bir kaz türünün modern greylag kazına (Anser anser) benzediğini, ancak aynı zamanda bir fasulye kazı (A. Fabalis) olabileceğini, ikincisinin daha büyük beyaz önlü gooe’ya (A. albifrons) benzediğini buldu. Ama tam olarak resimdeki kazlar, hiçbir modern su kuşuyla eşleşmedi.

Yine de, diğer kuşlar doğru bir şekilde temsil edildiği için, bu üçüncü kaz türünün gerçekten soyu tükenmiş bir tür olup olmadığı veya hayatta kalan bir türün yanlış temsil edilip edilmediği belirsiz.  

Medium kazları
“Meidum Kazları”, Itet Şapeli’nde Nefermaat ve Itet’in mezarında bulundu. (Fotograf: CK Wilkinson)

Dr Romilio, herhangi bir Mısır arkeolojik alanında modern kırmızı göğüslü kazlardan (Branta ruficollis) hiçbir kemik bulunamadığını söyledi .

“İlginç bir şekilde, Girit’te benzer fakat aynı olmayan bir kuşun kemikleri bulundu” dedi.

“Zoolojik bir perspektiften, Mısır sanatı, şu anda küresel olarak nesli tükenmiş gibi görünen bu belirgin şekilde desenli kazın tek dokümantasyonudur.”

Dr Romilio, soyu tükenmiş hayvanların daha önce antik sanatta tanımlandığını, ancak tüm türlerin bilimsel olarak doğrulanmadığını söyledi.

Dr. Romilio Mısır’ın günümüzdeki gibi her zaman çöl olmadığını ve soyu tükenmiş türlerinde içinde bulunduğu büyük bir flora ve fauna zenginliğine bir zamanlar sahip olduğunu söyledi. Ayrıca sanatın kültürel bir iç görü sağladığını ve aynı zamanda bugün bilinmeyen birçok türünde grafiksel kaydını tutmamızı sağladığını belirtti.

Bunlar arasında modern sığırların öncülü olan yaban öküzü (Bos primigenius) ve daha önce bilinmeyen ceylan, Afrika antilopu, antilop ve eşek türleri bulunmaktadır.

Eski Mısır sanatı, binlerce yıl önce birlikte yaşadıkları hayvanları tasvir ederek bol miktarda yaşamı tasvir ediyor. Birçoğu modern türlerin vücut işaretleriyle yakından eşleşirken, diğerleri herhangi bir modern hayvandan farklıdır. Bu tür farklılıklar sanatsal ruhun bir sonucu muydu yoksa artık nesli tükenmiş hayvanların görsel bir kaydını mı sağlıyorlar? Bu soruların hepsini Dr romilio yazdığı kitabında cevaplamış.

Bu sorunun cevabını verebilmek çok zor olsada her iki durumdada eski sanatçıların bizlere bıraktıkları gizem dışında görsel zenginliklerin de eşsiz olduğunu söyleyebiliriz. 5000 yıl sonra bile onların resimlerinde keşfedilecek değerler bulmak gerçekten insanlık tarihi açısından çok önemli. Görmek için bakmanın yeterli olmadığını artık biliyoruz ve eski eserlerden öğrenecek hala çok şeyimiz var.

Banner
Benzer Yazılar

Kuşadası’nda Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı

4 Ocak 2023

4 Ocak 2023

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yürütülen yüzey araştırmasında Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı. Kuşadası’nın Kuştur mevkiinde keşfedilen tümülüsün yaklaşık 2350 yıllık...

Almanzor’un Kayıp Başkenti Medina Alzahira Bulunmuş Olabilir

14 Ocak 2026

14 Ocak 2026

Endülüs arkeolojisinin en uzun soluklu tartışmalarından biri yeniden şekilleniyor. Almanzor’un 10. yüzyılın sonunda inşa ettirdiği ve kısa ömürlü olmasına rağmen...

Kırgız destanı ‘Manas’ el yazmaları UNESCO Dünya Hafızası’na dahil edildi

10 Haziran 2023

10 Haziran 2023

Anlatıcı Sagymbay Orozbakov’un Kırgız destanı “Manas” ın el yazmaları UNESCO Dünya Uluslararası Sicili Hafızası’na yazılmıştır. Bu, Kırgızistan’ın Dünya Hafızası programındaki...

Vatikan ilk kez bir nekropolü halkın ziyaretine açıyor

17 Kasım 2023

17 Kasım 2023

Vatikan tarihinde ilk kez şehrin altında yer alan bir nekropolün halkın ziyaretine açılmasına izin veriyor. Vatikan’ın altında yer alan antik...

Ulucak Höyüğü’nde Tilki Postlu 8 Bin Yıllık Erkek Figürü Gün Yüzüne Çıkarıldı

29 Ağustos 2025

29 Ağustos 2025

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yer alan ve kentin bilinen en eski yerleşim alanı kabul edilen Ulucak Höyüğü’nde yürütülen kazılarda, 8 bin...

Evrimin Kayıp Halkalarından Biri Daha Bulundu

29 Nisan 2021

29 Nisan 2021

Evrim teorisinde kayıp halkalar fenomeni vardır. Evrim teorisyenleri bu kayıp halkaları bulmaya ve zinciri tamamlayacak fosil buluntuların peşinden koşmaya devam...

Ertuğrul Fırkateyni Kazısı Koordinatörü Dr. Berta Lledo Turanlı yaşamını yitirdi

27 Temmuz 2021

27 Temmuz 2021

Türkiye’de su altı arkeolojisi üzerine çalışmaları ile tanınan İspanyol Arkeolog Dr. Berta Lledo Turanlı yaşamını yitirdi. II. Abdülhamit döneminde Japonya’ya...

Çin’in Hebei bölgesinde antik şaraphane alanı ortaya çıkarıldı

6 Ocak 2022

6 Ocak 2022

Kuzey Çin’in Hebei bölgesinde, Ming Hanedanı sonlarına ve erken Qing Hanedanlıklarına kadar uzanan eski bir şaraphane ortaya çıkarıldı. 2021 yılının...

Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz Projesi

8 Aralık 2020

8 Aralık 2020

Suudi Arabistan batı kıyısında yer alan 28.000 kilometrekarelik ve 90’dan fazla adayı kapsayacak olan dev bir turizm projesi hazırlığında. İlk...

Gümüşler Manastırı: Anadolu’nun Petrası ve “Gülümseyen Meryem Ana”

22 Nisan 2025

22 Nisan 2025

Kapadokya’nın en iyi korunmuş manastırlarından biri olan Gümüşler Manastırı, sıkça “Anadolu’nun Petrası” olarak anılıyor ve tarihi yapısı ile göz alıcı...

Kültür Bakanlığı’ndan Müze Severlere İyi Haber…

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Teknolojinin gelişmesi her alanda olduğu gibi kültür alanında da değişimin itici gücü oldu. Bu değişimlerin birisi olan Kültür ve Turizm...

Sibirya’da 2.000 Yıllık Dans Eden Adam Heykelciği Bulundu

6 Mayıs 2021

6 Mayıs 2021

Rusya’nın en büyük üçüncü bölgesi olan Novosibirsk’teki Ob Nehri üzerinde yeni bir köprü için yapılan kazılarda, on santimetre yüksekliğinde bir...

Karadeniz’de Şamanizm İzleri Kahin Tepe’de Görüldü

4 Ekim 2021

4 Ekim 2021

Doğa olaylarını, bir hayvana ya da nesneye eşitleyerek ona verdikleri ruh enerjisine tapınım olarak kabul edilen inanç sistemi Şamanizm’in izlerine...

Göbeklitepe Sadece Tapınak Değildi

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Avcı-toplayıcı kültür sonrası ilk yerleşim yeri uzun yıllar Çatalhöyük yerleşimi kabul edildi. Fakat, 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog Klaus...

Karaman’da 1.300 Yıllık Komünyon Ekmeği Bulundu: Üzerinde “Kutsanmış İsa’ya Şükranlarımızla” Yazıyor

11 Ekim 2025

11 Ekim 2025

Karaman’ın Ermenek ilçesindeki Topraktepe (Eirenepolis) Antik Kenti kazılarında, erken Hristiyanlık dönemine ait 1.300 yıllık bezemeli Komünyon ekmeği bulundu. Kültür ve...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]